"...Hollanda’da 4 yıldır devam eden bir siyasi manipülasyon davası, 450 euro para cezasıyla sonuçlandı. Cezaya çarptırılan bir milletvekili. Ceza miktarı sıradan Hollandalı için bile ağır sayılmaz ki, bir milletvekili açısından önemsiz miktar. Ancak cezaya konu olaya bakıldığında ibretlik. Özellikle bizim siyaset açısından.Gerçekten ‘‘Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar’’ mı, sahtekarlığı ‘‘kıvrak zeka’’ sayan anlayışlar mı?..."
Hollanda’da 4 yıldır devam eden bir siyasi manipülasyon davası, 450 euro para cezasıyla sonuçlandı. Cezaya çarptırılan bir milletvekili. Ceza miktarı sıradan Hollandalı için bile ağır sayılmaz ki, bir milletvekili açısından önemsiz miktar.
Ancak cezaya konu olaya bakıldığında ibretlik. Özellikle bizim siyaset açısından.
Dijital dergi EW’de yayınlanan habere göre olay şöyle gelişti:
24 Eylül 2022'de AB karşıtı, ırkçı parti olan FvD Milletvekili Pepijn van Houwelingen, Twitter'da düzenlenmiş bir fotoğraf yayınladı (şimdi: X). Fotoğrafta dönemin bakanları Ernst Kuipers (D66 üyesi) ve Karien van Gennip (CDA üyesi) Nazi bayrağını çekerken görülüyordu.

Fotoğraf ise Birleşmiş Milletler'in sürdürülebilir kalkınma hedefleri olan Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SDG'ler) bayrağını tutarken çekilmişti. Hükümet yetkilileri, görüntünün manipüle edilmesinden hoşlanmadı ve şikayette bulundu.
Ekim 2024'te Lahey'deki mahkeme Van Houwelingen'e 450 euro tutarında ertelenmiş bir para cezası verdi. Söz konusu para cezası, ancak hükümlü bir yıl içinde tekrar suç işlerse ödenmek zorundaydı. Maddi açıdan bakıldığında da ceza hiçbir şey ifade etmiyordu.
Ancak Van Houwelingen, mahkumiyetinin ‘‘normatif bir etki yaratacağını ve insanların kendilerini ifade etme özgürlüğünü kısıtlayacağını’’ savunarak temyize başvurdu.
Lahey Temyiz Mahkemesi, 14 Nisan 2026’da, temyiz başvurusunun görüşülüp reddedildiği açıklandı. Bunun asılsız bir kişisel saldırı ve cezalandırılabilir bir hakaret olduğuna hükmetti ve Van Houwelingen'e koşulsuz olarak 450 euro para cezası verdi.
2023 Cumhurbaşkanı ve Milletvekili seçimi sürecinde, CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu Kandil’de terör örgütü PKK yöneticilerinden oy ister halde videolar kurgulanıp yayınlanmıştı.
AKP kanalıyla hazırlanıp yayınlandığı anlaşılan bu videolar için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önce, “Kılıçdaroğlu, Kandil'dekilerle video çekimleri var. Bunları yayınladılar. 'Haydi haydi haydi' türü. Ama montaj ama şu ama bu" diyerek videoların kurgu olduğunu kabul etmişti.
Sonra da ‘‘Şimdi çıkmışlar bu gerçekleri 5 saniyeye sığdıran gençlerimizin kıvrak zekasının bir ürünü video üzerinde arsızca tepiniyorlar’’ diyerek sahiplenmişti.
Videoların kurgu olduğuna ilişkin bir itiraf da ‘‘Videonun kendisi kurgu ama unsuru gerçek’’ diyen dönemin Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalı’ndan gelmişti.
İki medeniyet farkı…
Birinde devletin en üst makamındakilerin bilgisi dahilinde bile bile sahte kurgularla siyasi rakip suçlanıyor, o makamlardakiler bununla marifet gibi söz ediyor.
Diğerinde ‘‘Gel bakalım sahtekar’’ denilerek kulak çekiliyor. O medeniyette temel ‘‘nas’’lardan olan ifade özgürlüğünün arkasına sığınmasına da izin verlmiyor.
Gerçekten ‘‘Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar’’ mı, sahtekarlığı ‘‘kıvrak zeka’’ sayan anlayışlar mı?