"...Bir de herkes herkesi kendisi gibi insan olarak gördüğü için çakarlı dart durtlarla kafa ütüleyen de yok. Hollanda’nın bir başka özelliği, otoyollardaki hız sınırı: Gündüz 100, gece 130 kilometre. Almanya otoyollarındaki gibi Allah ne verdiyse basamıyorsun.Yani, gerilimsiz, heyecansız, çekilmez bir hayat var buradaki trafikte.Galiba en iyisi ‘‘Cennet’te yaşıyorsunuz’’ diyenleri dilemek, ‘‘Cennet’’imizin değerini bilmek!..."
‘‘Şu yollar uzun yollar/ Yar bana üzüm yollar/ Hakikatli yar ise/ Saklar da güzün yollar…’’
Antalya3t’de her hafta salı günü yayınlanan ‘‘Sağdan Soldan’’ programının konuşmacıları Polat Balkan ve Ahmet Oruçoğlu'nu dinlerken dilime dolandı türkü.
Bu hafta Antalya’nın yollarını ve trafiğini konuşuyorlardı. Çok dertlendiler. Belki yaraya tuz basmış olacağım ama doğru örneklere bakınca, dertlenmek boşuna gibi geldi. Plansız, kuralsız düzende düzelme olmaz.
Avrupa’da güneyden kuzeye, doğudan batıya çok sayıda ülkede trafiği gözlemledim. Hollanda’da daha uzun zaman geçirdiğim için buradaki işleyişi daha ayrıntılı inceledim.Bir kere her Avrupa ülkesinde çok iyi düzenlenmiş bir yol altyapısı var. Kurallar ihlal edilmek için değil uyulmak, uygulanmak konulmuş: Uymayan yanar; cezayı mutlaka dayarlar.
Hollanda özeline gelince, yol ağı ve düzeni en gelişmiş ülke. Trafik yoğunluğuna göre yolların şerit sayısı artar, azalır. Kavşaklarda, dönecek olan veya aynı yönde devam edecek olan araçlar için şeritler ayrılmış. Örnek; tek şeritli yolda bile, kavşağa belirli bir mesafeden itibaren kavuştuğu yön sayısı kadar şerit ayrılmış.

Kavşağa yaklaşınca herkes şeridine girmek zorunda. En sağdan en sola ya da en soldan en sağa geçmek olmaz. Böyle bir davranışı buradaki insanlar ne düşünür, ne yapar, ne de böyle bir davranış cezasız kalır.

Bisikletliler için özel yollar ya da özel şeritler var. Bisiklet yolları-şeritleri, mutlaka özel renkle belirtilmiş.Müsait olan yerlerde toplu taşıma araçları için özel yollar ya da şeritler var. Uyanıklık yapıp o yollara-şeritlere girmeyi kimse düşünmez. Girerse de ‘‘benim kim olduğu biliyor musun’’ diyemez; kimin nesi olursa olsun, ona cezayı öyle bir dayarlar ki, sonucuna katlanır.Geçiş üstünlüğü olan itfaiye, polis, ambulans gibi araçlar dışında trafikte öncelik bisikletlilerindir. Sonra yaya gelir. Yayayı tramvay ve otobüs olmak üzere toplu taşıma araçları izler. En sonda özel araçlar yer alır.

Trafik ışığı varsa herkes ışığa göre hareket eder. Işıksız kavşaklardaki geçişlerde; bisiklet, yaya, toplu taşıma, özel araç sıralamasına mutlaka uyulur.
Işıksız kavşaklarda mutlaka ‘‘yavaşla-dur’’ anlamına gelen uyarı işaretleri vardır. Bu işaretler uzunlu kısalı çizgi ya da testere dişi gibi sıralanmış üçgen şeklinde olur. Çizgilerin ya da üçgenin tepesi (testerenin ağzı) kendisine dönük olan aracın sürücüsü, bisikletli, yaya, yola girmeden durup müsait olup olmadığına bakar. Müsaitse devam eder.

Kavşakta, ana cadde ile ikinci derece yol kesişiyorsa, bu işaret sadece ikinci derece yolda yer alır. Kesişen yolların bir birine üstünlüğü yoksa tüm yönlerde bu işaret olur. Ortadaki zemin de biraz daha yüksektir.

Işıklı olanlar dışında iki tür yaya geçidi var. Zebra sırtı gibi kalın çizgilerle belirtilmiş olan geçitlerde öncelik her zaman yayanındır. Kısa kesik çizgilerle koridor gibi belirlenmiş olan yaya geçitlerinde araçlar önceliklidir, yaya bekler ve yol müsait olunca geçer.

Işıksız döner kavşaklarda daha farklı bir düzen var. Ortadaki tümseğin çevresinde daire olarak çizilmiş bir şerit yer alır. Geçiş veya dönüş üstünlüğü, o şeride ilk giren aracındır.
Dairenin dışında zemin rengi kırmızı bir daire daha var. Orası bisikletliler içindir. Kavşağa girecek olan ya da kavşaktan çıkacak olan araçlar, bisikletlilere mutlaka yol vermek zorundadır. Bisikletli çemberinin dışında zebra sırtı gibi yaya geçitleri yer alır. Bisikletten sonraki öncelik yayadadır.
Kavşaktan çıkmaya hazırlanan sürücüler, bisikletlinin ve yayanın geçmesini sabırla bekler. Arkasından ne kornaya basan olur, ne ‘‘yürüsene lan, ne bekliyorsun’’ diye höyküren…
Yerleşim alanlarındaki ana caddelerde azami hız sınırı 50 kilometredir, o da her ana caddede değil. Ana caddeler dışında genellikle 30’larla gidilir. Okul bölgelerinde mutlaka uyarı tabelaları vardır; buralarda hız sınırı 30’un da altına iner.
Ana caddeler dışında yayanın girebileceği yollarda yayalara mutlaka yol verilmek zorunda. Avrupa’ya gidip gelenlerden sıkça duyduğunuz, ‘‘yönümü yola döndüm, araba zınk durdu’’ söylemi bir efsane değil, gerçektir.

Park meselesine gelince…
Kafana göre, ‘‘üç dakika, beş dakika’’ diyerek boş gördüğün yere araç park edemezsin, bekleme yapamazsın. Hele yaya geçişini engellemek gibi bir çağdışılığı hiç göremezsin. Araç park edilebilecek yerler bellidir, bir aracın konulabileceği alan işaretlenmiştir. Sadece oralara, işarete uygun olarak park edilebilir. Öyle ‘‘park edilmez’’ tabelaları falan pek yok. Çünkü herkes bilir ki park yeri dışındaki her yer yasaktır.

Bu park kuralı bisikletler için de geçerli. Yoğunluk olan semtlerde bisiklet park alanları çizgilerle işaretlendiği, kurallara aykırı hareket edenler cezasız kalmadığı için, kimse zeybeklik ya da efelik yapamıyor. Bisiklet kaldırılır ya da ceza kesilirken gözümle gördüm.
Bir de herkes herkesi kendisi gibi insan olarak gördüğü için çakarlı dart durtlarla kafa ütüleyen de yok.
Hollanda’nın bir başka özelliği, otoyollardaki hız sınırı: Gündüz 100, gece 130 kilometre. Almanya otoyollarındaki gibi Allah ne verdiyse basamıyorsun.
Yani, gerilimsiz, heyecansız, çekilmez bir hayat var buradaki trafikte.
Galiba en iyisi ‘‘Cennet’te yaşıyorsunuz’’ diyenleri dilemek, ‘‘Cennet’’imizin değerini bilmek!..