Bu hafta sonu, üç buçuk yaşındaki torunumla müzeye gittik. Müze gezimiz iki saate yakın sürdü. Olacak şey değil ama bu süre boyunca kedi Pim ve Pom ile birlikte fare kovaladık.

Söz konusu müze, Amsterdam’daki Rijks Museum (Riyk Müzesi). Hollanda’nın ünlü müzelerinden, ziyaretçi sayısı bakımından ülkede üçüncü sırada. Avrupa’nın da ünlüleri arasında.

Böyle bir müzede fare, kedi ne alaka?

Aslında bu, 3-6 yaş grubu çocuklar için tasarlanmış bir müze turu.

Pim ve Pom, 1950’lerde çizgi karakter olarak kitaplara girmiş, 2008’den itibaren çizgi film karakteri olarak dünya genelinde çocukların kahramanı haline gelmiş iki karakter. Pim ve Pom serisi, okul öncesi çocuklara yönelik eğitici maceralardan oluşuyor.

Müzenin çok bilinen, fareli bir natürmort tablosu var. 17’nci yüzyılda yaşamış olan Jacob Vosmaer’e ait.

Bu çizgi karakterler ve tablo temelinde şöyle bir tur kurgulanmış:

Pim siyah, Pom beyaz renkli peluş oyuncak kediler. Okşadığınızda konuşuyorlar. Girişte çocuklara ve ebeveyne birer tane veriyorlar.

Kurguya göre, tablodaki fare kaçmış oluyor. ‘‘Tam bir felaket: Fare resimlerdeki meyveleri kemiriyor, oyuncak evlerdeki eşyalara zarar veriyor ve kim bilir başka ne tür hasarlar veriyor. Fareyi tablodaki yerine sürmek için çocukların yardımına çok ihtiyaç var!’’

Bazı eserlerdeki bazı figürler, farenin gittiği yeri biliyor. O eserleri ve içlerindeki yol gösterecek olan figürleri bulduğunuzda kedinizi okşuyorsunuz. Kediniz, yol gösterici figürün ağzında farenin nereye gittiğini anlatıyor.

Bu kez bir sonraki eseri bulmak için tura devam ediyorsunuz. Arada da ister istemez çok sayıda esere bakmış oluyorsunuz.

Örnek…

‘‘Şu kapıdan geç, şu salondaki elma yiyen maymuna sor. Sessiz adımlarla yürü’’ diyor. Maymunu bulunca kedinizi okşadığınızda konuşmaya başlıyor, sizi başka salona ve başka bir tablodaki figüre yönlendiriyor. Bir başkası, ‘‘Gemideki aslanı bul ona sor’’ diyor. Çocuk başlıyor gemi tabloları ile maketlerini incelemeye…

Sonuç olarak, etkileşim ve mizah dolu, sesli, çocukların bayıldığı, tamamen farklı bir tur yapılıyor.

İçinde…

Sanat eğitimi var, dikkat ve gözlem eğitimi var, yardımlaşma ve dayanışma, kültür ve sanat değerlerini koruyup kollama eğitimi var. Müzeyi ve müzeciliği tanıtıp kavratma, estetik ve haz duygusunu geliştirme eğitimi var…

Var oğlu var…

Olmayan ne?

Hamaset yapan, boş ‘‘milli ve manevi değerler’’ söylemi sallayan sistem ve siyaset ağaları…

Müze her zamanki gibi kalabalıktı. Turumuz iki saate yakın sürdü. Sonunda fareyi olması gereken yere sürdük, madalyayı kapıp eve döndük. Yine benim ‘‘bir yanım bahçe bahar, bir yanım yaprak dökerek…’’

[email protected]