"...Devletler düzeyinde saldırganlık, haydutluk yükselirken, tabanda da gariban boğazlaşması dur durak bilmiyor..." Mustafa Kazım Aydın yazdı
Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Venezuela’ya askeri saldırı düzenledi. ABD askerleri Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu yakalayıp ülke dışına kaçırdı.
ABD Başkanı Donald Trump, önceleri ‘‘uyuşturucu kaçakçılığı’’ diyerek el ense çekiyordu. Şimdi Venezuela’nın yer altı zenginliklerini açıktan açığa sahiplenmeye, ülkeyi birlikte yönetmekten söz etmeye başladı.
Aynı Trump, İsrail’in işgal ettiği Gazze’nin yönetimini devralıp burayı turizm bölgesi yapmak istediğini açıklamıştı. Yine sınırı olmadığı halde Danimarka’dan Grönland özerk cumhuriyetini istiyor.
Rusya’nın Ukrayna topraklarını işgali, İsrail’in gittikçe genişleyen saldırıları, Çin’in bazı istekleri dikkate alınınca, dünya neoliberalizm çılgınlığıyla açık koloni ve sömürgecilik düzenine geri dönüyor gibi.
Devletler düzeyinde saldırganlık, haydutluk yükselirken, tabanda da gariban boğazlaşması dur durak bilmiyor.
Bunun tipik bir örneği, 2025’in son günlerinde (19 Aralık) dünyanın en yoksul ülkelerinden Bangladeş’te, 150 dolar maaşa günde 12 saat çalışan tekstil işçileri arasında yaşanmış; Hindu bir işçi, çalışma arkadaşları tarafından linç edilip yakılmıştı. Olay şöyle duyurulmuştu:
‘‘Müslüman iş arkadaşları, Hindu tekstil fabrikası işçisini küfürle suçlayarak sokağa sürükledi, öfkeli bir kalabalık onu öldürdü.
27 yaşındaki Dipu Chandra Das, Bangladeş'in başkenti Dakka'nın dışında bir giyim fabrikasında çalışıyordu. Aylık 150 dolarlık maaşı karşılığında 12 saatlik vardiyaları, devasa fabrikada binlerce işçi tarafından küresel çapta tanınmış markalar için dikilen pantolon ve gömlekleri kontrol etmekten ibaretti.
Ancak Hindu olan Dipu Chandra Das, denetim masası etrafındaki bir tartışmada bir yorum yaptıktan sonra, iş arkadaşları onu küfürle suçlayıp sokağa sürüklediler. Das'ın İslam peygamberi Muhammed hakkında aşağılayıcı bir şey söylediği söylentileri yayılınca, öfkeli kalabalık büyüdü. Onu linç ettiler, cesedini bir ağaca bağlayıp ateşe verdiler. Das'ın iki iş arkadaşı da dahil olmak üzere 12 kişiyi tutuklandı…’’
Polis, Das'ın çevresindekileri kışkırtmak için söylediği iddia edilen sözleri doğrulayamadıklarını açıklamıştı, hâlâ da doğrulandığı açıklanmadı.
Olay, Avrupa başta olmak üzere dünyada sağcı yükselişle körüklenen yabancı düşmanlığının, din, mezhep ve ırkçı çatışmaların kaygı veren bir özeti.
İnançlar üzerinden kurgulanan Kahramanmaraş, Çorum, Sivas katliamları, Madımak yangını, ırkçı terör örgütünün mağaza kundaklamalarını anımsıyor insan.
En korkuncu da…
Büyüğünden küçüğüne, hunharlığın, katliamların, saldırıların, haydutluğun kanıksanması. Hatta kanıksama çizgisinin de aşılarak oyunlaştırılması, eğlenceye dönüştürülmesi...
Bunun örneği de 2024’ten beri Rusya-Ukrayna savaşında yaşanıyor.
Ukrayna ordusunda, düşman hedeflerini vuran drone (SİHA) operatörleri için puan var. Bir Rus askerini yaralamak 8, öldürmek 12 puan kazandırıyor. Bir Rus insansız hava aracı pilotunu vurmak daha değerli; yaralamak 15 puan, öldürmek 25 puan. Bir tankı imha etmek 40 puan. Bir insansız hava aracı yardımıyla bir Rus askerini canlı yakalamak ise büyük ödül; 120 puan.
Başarılı saldırıların videoları Kiev’deki merkeze gönderiliyor. İnceleme ve doğrulamadan sonra puan veriliyor. Ukrayna hükümeti yarışmayı Ağustos 2024'te başlattı. Birlik ne kadar çok puan kazanırsa, o kadar iyi ekipman alarak donanımını güçlendiriyor.
Rusya tarafında hedef de, ödül de daha büyük.
Rusya’da da kimya üreticisi Fores şirketi, Almanya ve ABD'nin Ukrayna'ya gönderdiği M1 Abrams ve Leopard 2 tanklarını vuran ya da ele geçiren Rus askerlerine ilk tank için 5 milyon ruble (yaklaşık 72 bin dolar) sonraki her tank için de 500 bin ruble para ödülü vereceğini duyurmuştu. Askerlere Ukrayna'ya ait F-15 ve F-16 savaş uçaklarını imha etmeleri durumunda da 15 milyon ruble ödül veriliyor.
2025’ten 2026’ya geçerken barış, kardeşlik, mutluluk diledik hepimiz. Umut var mı, ne dersiniz?