Akşam ara ara çiseleyen yağmurla yattım. Sabah her tarafı saran bir beyazlığa kalktım.
Parktaki ağaçların dalları, üzerlerine çöken hallaç yayından çıkmış pamuk görünümlü kabartılarla eğilmişti. Çalılar, çimler de özenle ağartılmış örtülerin altına saklanmış gibiydi.
Kahvaltıdan sonra biraz heyecan, biraz endişeyle dışarı çıktık. Bahçede minik kar topu şakalaşmasının ardından yola düştük.
Torunumla kreşe gidiyoruz. O arabasına oturdu, ben arabayı itiyorum.
Endişem yersizmiş; yollar açık, kaldırımlarda da sıkıntı yok. Sorunsuz, her zamanki rahatlıkla vardık kreşe.
Torunumu öğretmenlerine teslim ettim, arabayı kapalı park yerine bıraktım, Amsterdam Ormanı’nı hedefe aldım.
Uzun süredir karda yürümek kısmet olmamıştı. Çok istediğim, ancak bir türlü denk gelip katılamadığım kar yürüyüşlerinin acısını çıkaracağım.
Amsterdam Ormanı (Amsterdam Bos) da gerçekten orman. 10 kilometrekare büyüklüğünde. Oluşturulmaya başlanması bir asır yok ama ağaçlar birkaç asırlık gibi. Üstelik Amsterdam ile Amstelveen şehirlerinin bitişiği.

Evden çıkıp 10 dakika yürüdüğümde ormana giriyorum. Kreşle orman arası da aynı mesafe.
Fakat bugün yolu özellikle uzattım. Cadde ve sokaklardaki durumu gözlemleyeceğim; tıkanan trafik, kapalı yol, kaza var mı diye.
Bir ana caddeye baktım. Her şey normal. Sürücüler her zamankine göre daha dikkatli.

Daha küçük bir caddeye geçtim, orada da sorun yok. Araç yoluna paralel uzanan, ana caddeyi dikey olarak kesen bisiklet yollarına baktım. Hepsi her zamanki gibi temiz, açık.
İhmal edilmiş olabilir mi diye ormanın kıyısındaki bir mahallenin ara sokaklarında yürüdüm. Oralar da süpürülmüş gibi, temiz.
Girdim ormana. Ormandaki ana bisiklet yollarının dışında kalan her yer bembeyaz. Hava da dehşetli ayaz; o saatlerde 4-5 derece falan olmalı. Çünkü bazı kanalların derin olmayan kesimleri buz tutmuş.
Fakat her zamanki gibi koşan, yürüyen, köpek gezdiren çok sayıda insan var. Güvenlik sorunu olmadığı için bazıları tek yürüyor, bazıları eşli, bazıları grup olarak…
Köprülere, manzaranın güzel göründüğü noktalara koşturan bir ben varım. Üç saat kadar yürüdüm.
Kar özlemimi gidereyim diye çıktım ama ‘‘gamdan azade’’ bir gün oldu. İçim dışım güzellik ve huzur doldu.
Güzel düşünen, güzel bakan, iyilik isteyen tüm insanlara güzel günler dileğiyle…
(29 Ocak 2026, Amstelveen)