2026’da başlayan ABD-İsrail ortak askeri operasyonu, Orta Doğu’da son yılların en ciddi jeopolitik krizlerinden birine dönüştü. Hürmüz Boğazı’nda tanker geçişlerinin durma noktasına gelmesi, Körfez’de 170’ten fazla konteyner gemisinin mahsur kalması ve savaş riski sigortalarının 5 Mart itibarıyla iptal edilme ihtimali, küresel tedarik zincirlerinde yeni bir kırılma yarattı.

Bu gelişmelerin Türkiye ekonomisine ve ihracatına olası etkilerini değerlendiren isim ise The Globby Veri Analizinden Sorumlu Kurucu Ortağı Barış Yaşbala oldu.
Enerji ve navlun şoku kapıda
Yaşbala’nın ITC TradeMap verileri ve petrol fiyat senaryoları üzerinden yaptığı çalışmaya göre, Brent petrolün 80 dolar bandına yükselmesi enerji yoğun sektörlerde ciddi maliyet artışı yaratıyor. Demir-çelik, seramik, cam ve çimento gibi sektörlerde marj baskısı kaçınılmaz görünüyor.
Navlun fiyatlarının yüzde 50 ila 100 artması ve savaş riski sigorta primlerinin iki katına çıkması ise ihracat tekliflerinin yeniden hesaplanmasını zorunlu kılıyor.
Dört senaryo, farklı sonuçlar
Barış Yaşbala’nın modellediği dört temel senaryo, krizin süresine bağlı olarak değişen etkiler öngörüyor:
-
Kısa süreli çatışma: Sınırlı maliyet baskısı, İran arz boşluğundan kısmi kazanç.
-
Uzayan savaş: Petrolün 95 dolar seviyesine çıkması halinde yüksek maliyet artışı; ancak İran’ın devre dışı kalmasıyla bazı sektörlerde milyar dolarlık ihracat artışı.
-
Rejim değişimi: Yeniden yapılanma süreciyle uzun vadeli ihracat potansiyeli.
-
Yaptırımların kalkması: 80 milyonluk İran pazarının açılmasıyla makine ve otomotiv sektöründe güçlü sıçrama ihtimali.
Yaşbala’ya göre özellikle uzun süren çatışma senaryosunda Türkiye lehine net ihracat artışı potansiyeli bulunuyor.
Hangi sektörler avantajlı?
Raporda İran’ın 13,6 milyar dolarlık ihracatında Türkiye ile rekabet eden plastik, demir-çelik ve meyve-sebze kalemlerinin öne çıktığı belirtiliyor. İran arzının kesilmesi halinde Irak, BAE ve Pakistan gibi pazarlarda Türk firmalar için ikame fırsatı doğabileceği ifade ediliyor.
Savunma sanayi ise küresel silahlanma eğilimi sayesinde krizden bağımsız olarak büyüme ivmesini sürdürüyor.
Buna karşılık mineral yakıtlar ve enerji yoğun sektörlerde maliyet baskısı risk oluşturuyor.
“Hazırlıklı olan kazanacak”
Barış Yaşbala değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:“Bu kriz ciddi riskler barındırıyor ancak aynı zamanda dönüşüm fırsatları da yaratıyor. İhracatçıların alternatif lojistik rotalarını planlaması, sözleşmelerde savaş riski klozlarını güncellemesi ve enerji ile kur volatilitesini fiyatlamaya yansıtması gerekiyor. Türkiye’nin coğrafi konumu ve üretim kapasitesi her senaryoda stratejik avantaj sağlıyor.”
Risk büyük strateji belirleyici
Hürmüz Boğazı’ndan geçen günlük 15 milyon varil petrol ve küresel LNG’nin yüzde 20’si dikkate alındığında, krizin etkisinin kısa vadede sınırlı kalması beklenmiyor. Ancak İran’ın devre dışı kaldığı pazarlarda oluşacak boşluk, doğru stratejiyle hareket eden Türk ihracatçıları için önemli bir büyüme kapısı aralayabilir.
Analizi yapan Barış Yaşbala’ya göre, “Kriz süresini ve yaptırım rejiminin evrimini doğru okumak, bu dönemde fark yaratacak en kritik unsur olacak.”




