Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan eski ASAT Genel Müdürü İbrahim Kurt ile birlikte ALDAŞ A.Ş.’de görevli yöneticiler ve çalışanlar, çıkarıldıkları Sulh Ceza Hâkimliği’nde savunmalarını yaptı. Beş şüpheli de ifadelerinde, üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini belirterek, haklarındaki iddiaların görevleri kapsamında yapılan işlemlerden kaynaklandığını savundu.
İbrahim Kurt: “Suçlamaları kabul etmiyorum”
Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan eski ASAT Genel Müdürü İbrahim Kurt, savunmasında kamu zararı oluşmadığını savundu. Kurt, tüm işlemlerin mevzuata uygun yapıldığını ve Sayıştay denetimlerinden geçtiğini belirtti.
Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve tutuklanan eski ASAT Genel Müdürü İbrahim Kurt, 35 yıllık kamu görevlisi olduğunu, suçlamaları kabul etmediğini ifade etti.
ALDAŞ’ın kamu tüzel kişiliğine sahip bir şirket olduğunu vurgulayan Kurt, şirketin yönetim kurulu ve genel kurul tarafından denetlendiğini, yapılan tüm harcamaların bu kurulların denetiminden geçtiğini ifade etti. ASAT ile ALDAŞ arasında imzalanan sözleşme gereği, ALDAŞ’a her yıl ASAT bütçesinden pay ayrıldığını belirten Kurt, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin aynı zamanda ASAT’ın genel kurulu olduğunu hatırlattı.
“Kamu zararı oluşması mümkün değil”
Sözleşme kapsamında yapılan harcamaların ALDAŞ bütçesinden ödendiğini ve bu tutarların ASAT’a hak ediş olarak yansıtıldığını dile getiren Kurt, “ASAT gerekli incelemeleri yapar ve ödemeyi gerçekleştirir. Bu nedenle bilirkişi raporunda belirtilen kamu zararının oluşması mümkün değildir” dedi.
“Sayıştay denetimlerinde usülsüzlük yok”
Hem ALDAŞ’ın hem de ASAT Genel Müdürlüğü’nün Sayıştay tarafından denetlendiğini söyleyen Kurt, denetimlerde herhangi bir usulsüzlüğe rastlanılmadığını savundu. Tespit edilen eksikliklerin ise hak edişlerden kesilerek rücu edildiğini belirten Kurt, “Şahsıma ait olduğu iddia edilen ve usulsüzlük olarak değerlendirilen bir harcama varsa, bunu ödemeye hazırım” ifadelerini kullandı.
“Suçun niteliği değişebilir”
Üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetinin değişme ihtimali bulunduğunu da savunmasında dile getiren Kurt, “Hakkımda ancak görevi kötüye kullanma ya da görevi ihmal suçu yöneltilebilir. Bu suçlar da Bakanlık iznine tabidir. Herhangi bir kusurum yoktur, isnat edilen suçlamaları kabul etmiyorum” dedi.
Müdafi: “Suçun unsurları oluşmamıştır”
İbrahim Kurt’un avukatı mali işlemlerde bir usulsüzlük bulunması halinde bunun ancak faturalarda tespit edilebileceğini, müvekkiline yöneltilmiş somut bir usulsüzlük bulunmadığını söyledi. 1995 yılından bu yana ASAT ile ALDAŞ arasındaki sözleşme kapsamında giderlerin personel ve cari gider olarak gösterildiğini ifade eden müdafi, uzun yıllardır uygulanan bu sistemin 2019 yılından itibaren usulsüz olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu dile getirdi. Yapılan harcamaların mevzuata uygun olduğunu savundu.
“250 Milyon TL’lik yazılım hâlen kullanılıyor”
Müdafi, bilirkişi raporunda yer alan harcamaların gerçek harcamalar olduğunu vurgulayarak, 250 milyon TL olarak belirtilen yazılım bedelinin hâlen kullanılan abone ve varlık yönetim sistemi yazılımına ait olduğunu, bu bedelin karşılığında fiilen iş yapıldığını belirtti. Müfettiş raporlarında da yazılımın kullanıldığının yer aldığını kaydetti.
“Deliller toplandı, kaçma şüphesi yok”
Müvekkilinin yurt dışı görevlendirmelerine ilişkin yazılı belgelerin mevcut olduğunu belirten müdafi, ALDAŞ tarafından karşılanan yurt dışı harcamalarının daha sonra şirkete ödendiğini ifade etti. Tüm delillerin toplandığını ve karartılacak herhangi bir delil bulunmadığını dile getiren müdafi, müvekkilinin sabit ikametgâh sahibi olduğunu ve kaçma şüphesinin bulunmadığını vurguladı.
Merve Tuzcu Doğruöz: “Ödeme planı dışında yetkim yoktur”
Tutuklanan şüphelilerden Merve Tuzcu Doğruöz savunmasında, suçlamayı ve haklarını anladığını belirterek avukatıyla birlikte savunma yaptı. Daha önce vermiş olduğu ifadelerinin doğru olduğunu ve aynen tekrar ettiğini söyleyen Doğruöz, ALDAŞ A.Ş.’de görev yaptığı süre boyunca fatura kabul işlemleri tamamlanıp muhasebe kayıtlarına alındıktan sonra, finans planı doğrultusunda ödeme işlemlerini gerçekleştirdiğini ifade etti. Yapılan harcamaların yerinde olup olmadığını denetleme gibi bir görev ve sorumluluğunun bulunmadığını belirten Doğruöz, faturaların kendisine gelmeden önce ilgili birim müdürleri ile Genel Müdür Yardımcısı tarafından onaylandığını, imzalanıp paraflandıktan sonra muhasebe kaydına alındığını dile getirdi. Kendisine düşen görevin yalnızca haftalık ödeme planı doğrultusunda ödemeleri gerçekleştirmek olduğunu vurgulayan Doğruöz, görev yaptığı süre boyunca kurumu herhangi bir zarara uğratmadığını ve şahsına yönelik herhangi bir menfaat temin etmediğini söyledi. Bakmakla yükümlü olduğu 12 yaşında bir kızı ve 74 yaşında annesi bulunduğunu belirten Doğruöz, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini ifade etti. Doğruöz’ün müdafii Av. Ali Çelik, müvekkilinin savunmalarına katıldıklarını belirterek, müvekkilinin kendisine gelen faturaları planladığını ve şirket gelirleri doğrultusunda ödeme planı hazırladığını, harcamalara onay verme ya da usulsüzlük araştırma gibi bir görevinin bulunmadığını söyledi. Müdafii Av. Nejat Tan Haberal ise müvekkilinin harcamalara onay veya imza yetkisinin olmadığını, zimmet suçunu işlemesine yönelik herhangi bir kastının bulunmadığını ifade etti.
Murat Zeydanlı: “Yapılan harcamalar şirket faaliyetleri kapsamındadır”
Tutuklanan şüphelilerden Murat Zeydanlı savunmasında, suçlamayı ve haklarını anladığını belirterek avukatıyla birlikte savunma yaptı. Daha önce vermiş olduğu ifadelerini aynen tekrar ettiğini belirten Zeydanlı, yaptığı harcamaların ALDAŞ A.Ş. işleriyle ilgili olduğunu söyledi. Görevi gereği uluslararası kredi temini amacıyla yurt içi ve yurt dışı seyahatler gerçekleştirdiğini, kredi süreçleri kapsamında proje müdürlüğü görevini de yürüttüğünü ifade eden Zeydanlı, kendi özel harcamalarını şahsen karşıladığını dile getirdi. USTA Bilgi İşlemleri A.Ş.’den alınan yazılımın insan kaynakları yazılımı olduğunu belirten Zeydanlı, bu yazılım için ALDAŞ Yönetim Kurulu kararıyla 59 milyon TL ödeme yapıldığını ve yazılımın halen kullanılmakta olduğunu söyledi. Görev yaptığı süre boyunca işlemlerin Yönetim Kurulu tarafından denetlendiğini ve ibra edildiğini vurgulayan Zeydanlı, herhangi bir usulsüzlük yapmadığını belirterek suçlamaları reddetti. Zeydanlı’nın müdafii, müvekkiline tahsis edilen araçla eşini bir yere bırakmasına ilişkin fotoğrafların dosyada yer aldığını, bunun görevi kötüye kullanma ya da zimmet kapsamında değerlendirilemeyeceğini ifade etti. Yapılan harcamaların şirket hesabından ödenmesinin mevzuata uygun olduğunu belirten müdafi, müvekkilinin şahsi menfaat sağlamadığını ve harcamaların Yönetim Kurulu kararları doğrultusunda yapıldığını söyledi.
Lütfi Ergen: “Şirket adına yapılan harcamalar söz konusudur”
Tutuklanan şüpheli Lütfi Ergen savunmasında, suçlamayı ve haklarını anladığını, avukatıyla birlikte savunma yaptığını belirtti. Daha önce verdiği ifadelerini aynen tekrar ettiğini söyleyen Ergen, 2013-2024 yılları arasında ALDAŞ A.Ş.’de satış pazarlama müdürü olarak görev yaptığını, satış kotasını dolduramadığı gerekçesiyle görevden alındığını ve şu anda idari işler personeli olarak çalıştığını ifade etti. İSTON A.Ş. ile ALDAŞ A.Ş. arasında bayilik sözleşmesi bulunduğunu, bu kapsamda kent mobilyaları ve boru satışları yaptıklarını belirten Ergen, yapılan yemek ve seyahat harcamalarının şirket faaliyetleri kapsamında olduğunu dile getirdi. Finlandiya’ya gitmediğini, yalnızca eğitim amacıyla İtalya’ya gittiğini söyleyen Ergen, şahsi menfaatine herhangi bir harcama yapmadığını ifade ederek suçlamaları reddetti. Ergen’in müdafii, müvekkilinin sabit ikametgâh sahibi olduğunu, kaçma şüphesinin bulunmadığını ve tüm delillerin toplandığını belirterek tutuksuz yargılanmasını talep etti.
Pınar Büyükçakıroğlu: “Usulsüzlük olduğunu bilmem söz konusu değildir”
Tutuklanan şüpheli Pınar Büyükçakıroğlu savunmasında, suçlamayı ve haklarını anladığını belirterek avukatıyla birlikte savunma yaptı. Daha önce verdiği ifadelerinin doğru olduğunu söyleyen Büyükçakıroğlu, 2019 yılında ALDAŞ A.Ş.’de muhasebe müdürü olarak göreve başladığını ve mevcut işleyiş çerçevesinde görevini sürdürdüğünü ifade etti. Faturaların kendisine gelmeden önce çeşitli aşamalardan geçtiğini belirten Büyükçakıroğlu, kendisinin yalnızca ödeme emri doğrultusunda işlem yaptığını söyledi. Usulsüzlük tespit etme ya da yerindelik denetimi yapma gibi bir görevinin bulunmadığını vurgulayan Büyükçakıroğlu, şahsi menfaat sağlamadığını belirterek suçlamaları kabul etmediğini ifade etti. Müdafileri de müvekkillerinin yetki ve sorumluluğu bulunmadığını, dosyada aleyhe somut delil olmadığını dile getirdi.




