Avrupa Birliği ile Mercosur ülkeleri (Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Paraguay) arasında imzalanan ticaret anlaşması, AB Parlamentosu’nun anlaşmayı AB Adalet Divanı’na taşımasıyla birlikte en az iki yıl gecikme ihtimaliyle karşı karşıya kaldı. Tarım yazarı Ergin Kahveci, bu geçici askı sürecinin Türkiye açısından kritik bir fırsat penceresi sunduğunu ancak gerekli hazırlıkların yapılmadığını vurguladı.
Gümrük Birliği ve Küresel Piyasa Dengeleri
Kahveci, sorunların Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği yapısından başladığını, küresel tarım ticaretindeki arz-talep dengeleriyle derinleştiğini belirtti. Anlaşma kapsamında Brezilya ve Uruguay üzerinden AB pazarına girecek olan ucuz sığır eti, soya, bazı sebze-meyve ürünleri ve kahve benzeri ürünler, AB iç piyasasında fiyatları baskılayacak ve Türkiye için hem ithalat hem de ihracat kanallarında olumsuz sonuçlar doğuracak.
Sığır Eti ve Soya İthalatı Riskleri
Özellikle sığır eti, canlı sığır, soya ve soya küspesi açısından Türkiye’nin dezavantajlı bir konuma sürüklendiğini ifade eden Kahveci, daralan küresel sığır eti arzı ve artan talep karşısında AB’nin yeni ithalat kotaları açmasının fiyatları yükselteceğini söyledi. Soya tarafında düşük fiyat avantajının talebi Brezilya’ya yoğunlaştıracağını ve Türkiye’nin alıcı konumunda kalmasının fiyat artışına yol açacağını vurguladı. Bu artışın yem fiyatları, ardından da et, süt ve hayvansal ürün fiyatlarına yansıyacağı belirtildi.
Re-export (Yeniden İhracat) Riski
Kahveci, AB ülkelerinin Gümrük Birliği’nden kaynaklanan sıfır vergi avantajıyla Türkiye’yi bir yeniden ihracat kapısı olarak kullanabileceğini ifade etti. Bu durum özellikle yaş sebze ve meyve ticaretinde Türkiye’yi dezavantajlı hale getirecek.
Fırsatlar ve Stratejik Öneriler
Kahveci, sürecin doğru yönetilmesi halinde bazı avantajların da mümkün olduğunu söyledi. Küresel talep daraldığı dönemlerde soğuk depolama ve canlı hayvan ithalatında besi sonu arz genişlemesini doğru okumaya dayalı stratejiler geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Önerileri arasında:
-
Avustralya ile sığır eti ve canlı hayvan ticareti için hızlı anlaşmalar yapılması,
-
Brezilya ve Arjantin ile soya temininde daha avantajlı ticaret modelleri geliştirilmesi,
-
ABD’nin soya ve türevleri için ciddi bir alternatif olarak değerlendirilmesi,
-
Mercosur ülkelerinin yüksek kimyasal kalıntı risklerinin, Türkiye lehine bir rekabet unsuruna dönüştürülmesi yer aldı.
Sektör ve Kamu Kurumlarına Eleştiri
AB çiftçilerinin anlaşmaya karşı verdiği mücadelenin geçici de olsa Türkiye için bir zaman kazandırdığını belirten Kahveci, tarım politikaları alanında ciddi bir sessizlik yaşandığını ifade etti. “Bu ölçekte bir anlaşmaya rağmen, sektör ve kamu kurumlarından elle tutulur analizler gelmemesi üzüntü verici” değerlendirmesinde bulundu.




