Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin açıkladığı yeni düzenlemeyle kentsel dönüşüm sürecinde tebligatlar fiziki posta yerine e-Devlet üzerinden yapılacak. Ancak sistem, yurttaşlar açısından büyük riskler barındırıyor. Elektronik bildirimi 15 gün içinde fark etmeyen konut sahiplerinin evleri rayiç bedel üzerinden satışa çıkarılabilecek.

15 gün içinde görmeyene satış yolu

BirGün’ün haberine göre, kentsel dönüşüme girecek binalarda dönüşüm kararına katılmayan ya da e-Devlet’te gönderilen tebligatı 15 gün içinde “görmeyen” yurttaşların konutları belediye tarafından satışa sunulabilecek. Satıştan önce ilanlar 15 gün süreyle askıya çıkarılacak ve itiraz hakkı tanınacak. Ancak bu sürenin de kaçırılması halinde mülkiyet kaybı yaşanabilecek.

“Faize saniyede 87 bin TL, emekliye ayda 1.061 TL”
“Faize saniyede 87 bin TL, emekliye ayda 1.061 TL”
İçeriği Görüntüle

“Herkes her gün e-Devlet’e girmez”

Uygulamanın Kasım 2023’te yasalaştığını hatırlatan mağdur avukatı Onur Cingil, elektronik tebligat sisteminin ciddi hak ihlallerine yol açabileceğini söyledi. Cingil, “Herkes her gün e-Devlet’e girmiyor. Riskli yapı, hisseli parsel ya da rezerv alan gibi durumlarda yurttaş tebligatı görmezse, bir gün kapısına gelen tahliye ya da satış işlemiyle karşılaşabilir” dedi.

Muhtarlık ilanı ve yüzde 50+1 tuzağı

Özellikle paylı mülkiyetlerde ve rezerv alan uygulamalarında muhtarlık ilanı ve yüzde 50+1 çoğunlukla karar alınabildiğini vurgulayan Cingil, “Yurttaş muhtarlığa gitmemiş, ilanı görmemiş olabilir. Bu durumda imza atmadığı için hak kaybına uğruyor. Sistem, ‘görmediysen kabul etmiş sayılırsın’ mantığıyla işliyor” ifadelerini kullandı.

“Hız” gerekçesiyle hak gaspı

“Kentsel dönüşümü hızlandırma” gerekçesiyle yapılan değişikliklerin yurttaş aleyhine sonuçlar doğurduğunu belirten Cingil, “2021’den bu yana yapılan düzenlemelerle müteahhitlerin önü açılıyor, yurttaşın mülkiyet hakkı zayıflatılıyor. Satış, tahliye ve riskli yapı kararlarında devletin yurttaşı bizzat bilgilendirme yükümlülüğü ortadan kaldırıldı” diye konuştu.

“Ya hak kaybı ya can kaybı”

Düzenlemenin Anayasa’ya ve hak arama özgürlüğüne aykırı olduğunu savunan Cingil, “Eskiden ‘haberim yoktu’ diyerek dava açma hakkı vardı. Şimdi sorumluluk yurttaşa yüklendi. ‘Deprem’ gerekçesi bir paravan olarak kullanılıyor. İnsanlar ya hak kaybı ya da can kaybı arasında bırakılıyor. Bu yaklaşım insan odaklı değil, rant odaklıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Muhabir: Ece Güneş