Antalya’nın en değerli bölgelerini kapsayan ve onlarca yıldır çözülemeyen mülkiyet davası, artık yalnızca bir hukuk dosyası değil; kentin günlük yaşamını, ulaşımını ve geleceğini tehdit eden kronik bir soruna dönüştü. 1958 yılında başlayan, mirasçılarla kamu kurumları arasında adeta sürüncemede bırakılan dava, bugün yolların kapatılması kararıyla kenti kilitleme aşamasına geldi.

Kumluca’da sağanak tarımı vurdu: Seralar ve işçilerin evleri sular altında
Kumluca’da sağanak tarımı vurdu: Seralar ve işçilerin evleri sular altında
İçeriği Görüntüle

Meltem ve Bahçelievler mahalleleri ile Konyaaltı Beach Park’ı içine alan 2 milyon 400 bin metrekarelik alan, Antalya’nın bitmek bilmeyen mülkiyet davalarının simgesi haline geldi. Aradan geçen yaklaşık 70 yıla rağmen netleşmeyen hak sahipliği, artan mirasçı sayısı ve parçalanan talepler, davayı içinden çıkılmaz bir noktaya sürükledi.

Bu sürecin son halkasında, kentin ana ulaşım akslarından Dumlupınar Bulvarı, İsmail Baha Sürelsan Caddesi ve adliye çevresindeki cadde ve sokaklar için kapatma kararları ortaya çıktı. Kararlar uygulanırsa, Antalya’nın hem ulaşım sistemi hem de adalet hizmetleri fiilen kilitlenmiş olacak.

Bir dava, yüzlerce mirasçı, sınırsız belirsizlik

Davanın en çarpıcı yönlerinden biri, yıllar içinde mirasçı sayısının sürekli artması. Kuşaktan kuşağa devreden hak iddiaları, çözüm üretmek yerine dosyayı daha da ağırlaştırıyor. Kamu kurumlarıyla mirasçılar arasındaki bu kördüğüm, Antalya’nın planlama, ulaşım ve yatırım geleceğini de belirsiz hale getiriyor.

Kent rehin, çözüm yok

Mirasçıların avukatı Necati Yılmaz, amaçlarının yolları kapatmak olmadığını söylese de, gelinen nokta Antalya’nın adeta bu dava tarafından rehin alındığını gösteriyor. Bir yanda AYM ve AİHM kararlarıyla tescillenen mülkiyet hakkı ihlalleri, diğer yanda uygulanamayan kamulaştırmalar ve ötelenen sorumluluklar bulunuyor.

Milyarlarca liralık fatura

Söz konusu 112 bin metrekarelik yol alanı için telaffuz edilen 5 milyar TL’ye varan bedel, sorunun neden yıllardır çözülemediğini de ortaya koyuyor. Ancak çözüm üretilememesi, faturayı yalnızca belediyelere değil, doğrudan Antalya halkına kesiyor.

Antalya’nın geleceği bu dosyada kilitli

Ulaşım projeleri, kentsel dönüşüm, yeni yatırımlar ve kamusal alanlar; hepsi bu “lanet” davanın gölgesinde. Hukuken kapanmayan, idari olarak çözülemeyen ve siyasi iradeyle de dokunulamayan bu dosya, Antalya’nın önünde duran en büyük yapısal krizlerden biri olarak büyümeye devam ediyor.

Kaynak: dha