Mayıs 2024’te, Büyükşehir Belediyesi, Cittaslow Metropolis Ağı’na katılmak için eğitim toplantıları düzenledi. Bu toplantılar, yol haritası belirleme ve süreç yönetimi konusunda ilçelere rehberlik etti Haziran 2024’te Cittaslow Metropolis Sertifikası ve bayrağı Antalya’ya resmi olarak takdim edildi. Bu adım, altyapı, çevre, kültürel koruma ve sosyal uyum gibi yedi temel kriterin sağlandığının belgelenmesiyle gerçekleşti . 2024 Temmuz'unda, Antalya Büyükşehir Belediyesi resmi olarak Döşemealtı’daki Yeşilbayır Mahallesi’ni “Sakin Mahalle (Slow Neighborhood)” programı kapsamında pilot bölge olarak seçtiğini duyurdu 2024 Ağustos'unda saha incelemesiyle proje hayata geçirilmeye başlandı; altyapı, kültürel dokular, estetik tabelandırma, bisiklet yolları, zeytinlikler ve tarihi sarnıçlar gibi kapsamlı alanlar detaylı şekilde değerlendirildi Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, 25 Ekim 2024'te Cittaslow Uluslararası Ağı Genel Başkan Yardımcısı seçildi.

Akdeniz Üniversitesi Spor Bilimleri Akademisi Rekreasyon Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Faik Ardahan, ile Citta Slow kavramını ve Antalya'daki uygulamalarını konuştuk. Ardahan, fast food’un hızlı yemek yeme alışkanlığına karşılık geldiğini, citta slow’un ise her şeyin yavaş aktığı bir kent değil, yaşam kalitesini yükselten bir anlayış olduğunu belirterek, citta slow'un küreselleşmenin kentleri birbirine benzettiği bir çağda, yerelin özgünlüğünü savunan bir direniş biçimi ve otantikliğin yeniden inşası anlamına geldiğinin altını çiziyor.
“Destinasyon artık bir yere varmak değil, aynı yere varıyorsanız. Gittiğiniz yerin size özgün bir şey sunması gerekiyor. Ama İstanbul’a gidiyorsunuz, aynı. Antalya da aynı olmuş. Antalya’da Antalya’ya ait olmayan şeyler görüyorsunuz” diyen Ardahan, küreselleşmenin eğlence biçiminden mimariye, yemek kültürüne kadar her alanda kentleri tek tipleştirdiğini söylüyor.
Cittaslow’u “onurlu insan yaşamını kentte sunan bir anlayış” olarak tanımlayan Ardahan, bu yaklaşımın yerel kültürü, sosyo-kültürel değerleri, tarihsel dokuyu ve üretim-tüketim dengesini esas aldığını belirtiyor. “İnsanların çocuklarıyla üç nesil aynı gelenekleri yaşatabileceği, sosyalleşebildiği, kendi kendine yetebilen kentlerden söz ediyoruz” diyor.

" Yeşilbayır'dan citta slow olmaz "
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin cittaslow için pilot bölge olarak belirlediği Yeşilbayır’ı değerlendiren Ardahan, bu seçimin uygun olmadığını düşünüyor. “Yeşilbayır, Döşemealtı’na bağlı bir mahalle. Kendi kendine yetebilen bir yapı değil. Orada yaşayan insanlar çalışmak için Antalya’ya geliyor. Organize sanayiye yakın, tarımsal üretimi sınırlı, hatta kentin atıklarının depolandığı alan buraya yakın” diyerek bölgenin cittaslow kriterleri açısından zayıf olduğunu belirtiyor.
Yeşilbayır’ın pilot bölge olarak seçilmesinin olumlu bir niyet taşıdığını ancak “gerçekten hak eden” yerlere odaklanılması gerektiğini ifade ediyor.

"Cittaslow’a İbradı, Elmalı, Korkuteli ve Gazipaşa yakışır”
Cittaslow yaklaşımının Antalya’da hangi bölgelerde uygulanabileceği sorusuna net yanıt veren Ardahan, özellikle kırsal karakterini koruyabilmiş ilçeleri işaret ediyor: “İbradı, Elmalı, Korkuteli, hatta Gazipaşa... Buralar bağımsız kent niteliğinde, kendi kendine yetebilen yapılar. Kültürel değerleri yaşatıyorlar. Bana sorarsanız hak eden yerler buralar.”
İbradı’nın belediye olma hakkını kaybetmek üzere olduğuna da dikkat çeken Ardahan, “Nüfus kütüklerini oradan taşımayan insanların çabası bile bu bölgenin cittaslow ruhunu taşıdığını gösteriyor” diyor. Ayrıca Ormana ve Akseki ile birlikte düşünüldüğünde güçlü bir cittaslow kümesi oluşturulabileceğini savunuyor.
“Citta Slow turizminde kent halkı zenginleşir"
Cittaslow’un sadece bir kentleşme biçimi değil, aynı zamanda bir turizm hareketi olduğunu söyleyen Ardahan, Antalya’nın mevcut turizm anlayışını sert biçimde eleştiriyor.
“Bugün Kundu’ya gelenle Tekirova’ya gelen arasında ne fark var? Aynı otel, aynı tefrişat, aynı açık büfe... Ama kimse Antalya’yı görmeden gidiyor. Cittaslow’da turizm adım adım yaşamın içine karışmaktır. Bizim turizmimiz ise hayattan ayrı” diyen Ardahan, yöresel turizmin potansiyelinin henüz kullanılamadığını ifade ediyor.
Ege ve Akdeniz’de cittaslow bölgelerinin turizmde yüksek talep gördüğünü örnekleyen Ardahan, “Seferihisar’da, Safranbolu’da aylar öncesinden rezervasyon yaptırmanız gerekir. Otantik restoranları, balıkçıları doludur. Cittaslow daha az kazanç değil, daha fazla kazançtır. Ama nitelikli ve yerel kalkınmaya dayalı bir kazanç” diyor.
“Citta slow vizyonu varsa, Sur Yapı neden var ?”
Ardahan, cittaslow yaklaşımının yalnızca seçilmiş bölgelere değil, tüm Antalya’ya yayılması gerektiğini söylüyor. Ancak kentteki mevcut kentsel dönüşüm projelerinin bu vizyondan uzak olduğunu belirtiyor:
“Sur Yapı örneğinde olduğu gibi hızlıca, sıkışık, estetikten uzak yapılanmalar var. Kırsaldan göçle gelen insanlar 7-8 katlı yapılara sıkıştırılıyor. Eğer hayaliniz cittaslow idiyse, neden bu projelerde o perspektifi uygulamadınız?” diye soruyor.

Antalya’da yeni kurulacak mahalle ve bölgelerin cittaslow kriterlerine göre tasarlanabileceğini savunan Ardahan, Altınova gibi gelişmekte olan bölgelerde bisiklet yolları, toplu taşım teşvikleri, organik ürün pazarları gibi unsurların planlanması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca gürültü kirliliğinin önlenmesi, kentsel rantın şirketler için değil kentliler için kullanılması gerektiğinin altını çiziyor.
Ardahan, son olarak Başkan Muhittin Böcek’e bir çağrıda bulunuyor:
“Sayın Başkanım, siz Cittaslow Türkiye yapılanmasında başkan yardımcısı olabilirsiniz. Ama önce Yeşilbayır’ın bunu gerçekten hak etmesi gerekir. Neden yalnızca bir mahalleyle sınırlı kalalım? Antalya’nın bütününe yayılan bir cittaslow vizyonu neden uygulanmasın?”



