Panelin açılış konuşmasını yapan Şehir Plancıları Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri Sevim Uçar, 6 Şubat depremlerinin kentleri ve hayatları derinden sarstığını belirterek, “Hatırlamak, yüzleşmek ve sorumluluk almak için bir aradayız. O günden sonra hiçbirimiz aynı değiliz” dedi.

Depremin yalnızca doğal bir afet olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Uçar, “Deprem planlama kararlarının, yer seçimlerinin, yapılaşma politikalarının, kamusal denetimin ve kamusal sorumluluğun bir sonucudur. Yani aynı zamanda insan eliyle şekillenen bir süreçtir” ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2026 02 11 At 18.49.57

“En tehlikeli şey susmak”

Panelin başlığını özellikle “Sessizliğe Karşı” olarak seçtiklerini dile getiren Uçar, “Depremden sonra en tehlikeli şey unutmak değil; bilip de susmak, görüp de susmak. Yanlış planlama kararlarına, riskli alan politikalarına ve bilim dışı uygulamalara karşı susmayacağız” diye konuştu.

Kent hakkını ve yaşam hakkını savunmak için bir araya geldiklerini belirten Uçar, planlamanın yalnızca teknik bir mesele değil, doğrudan yaşamla ilgili bir kamusal sorumluluk olduğunu ifade etti. “Kentler kader değildir, yıkım kader değildir. Planlama vardır, kamusal sorumluluk vardır, dayanışma vardır. Unutmayacağız, normalleştirmeyeceğiz ve sessiz kalmayacağız” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

“Karanlık Zamanlarda Şarkı Söylemek”

Panel, Hatay Akademi Senfoni Orkestrası’nın hazırladığı “Karanlık Zamanlarda Şarkı Söylemek” belgeseliyle başladı. Belgesel en ağır yıkımın ortasında bile umudun, dayanışmanın ve üretmenin mümkün olduğunu hatırlattı.

Whatsapp Image 2026 02 11 At 18.51.32

Kalkınma planlarında afet yönetimi

Belgesel gösteriminin ardından sunum yapan Yüksek Şehir Plancısı Hüsne Temur, 1963’ten 2028’e kadar uzanan 12 kalkınma planını afet yönetimi açısından değerlendirdi.

Antalya alarm veriyor: 'Sürdürülebilirlik raporu' açıklandı
Antalya alarm veriyor: 'Sürdürülebilirlik raporu' açıklandı
İçeriği Görüntüle

Afet yönetiminin kalkınma meselesi olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Temur, ilk üç kalkınma planında afet yönetimine yönelik bir politika bulunmadığını söyledi. Dördüncü planda afet öncesi önlem anlayışının ilk kez gündeme geldiğini, altıncı plandan itibaren konunun daha fazla önem kazandığını aktardı.

Yedinci planda ülke genelinde arazi kullanım haritalarının oluşturulmasının gündeme geldiğini belirten Temur, sekizinci planda ise afet yönetiminde koordinasyonun tek elden sağlanmasının tartışıldığını ifade etti. Dokuzuncu planda afet konusuna yeterince yer verilmediğini kaydeden Temur, onuncu planda afet sonrası “yara sarma” anlayışı yerine afet öncesi risk azaltma politikalarının öne çıktığını söyledi.

On birinci planda risk azaltma politikalarının sürdürüldüğünü, on ikinci kalkınma planında ise yeşil kalkınma perspektifi ve dijitalleşmenin afet yönetiminin temel unsurları arasında gösterildiğini aktaran Temur, ulusal kalkınma planlarında afet yönetiminin hâlâ yeterli düzeyde ele alınmadığını belirtti.

“Güvenli, sağlıklı ve dayanıklı kentler için afet yönetimine ilişkin politika ve ilkelerin kalkınma planlarında ayrıntılı biçimde yer alması gerekiyor” diyen Temur, afet yönetiminin yalnızca acil durum değil, sürdürülebilir kalkınmanın kritik bir bileşeni olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Konuşmasını, “Unutmuyoruz, unutturmuyoruz. Güvenli kentler için bilimden ve kamusal sorumluluktan vazgeçmiyoruz” sözleriyle tamamladı.

Whatsapp Image 2026 02 11 At 18.50.50

Depremi yaşayan plancılar anlattı

Sunumun ardından 6 Şubat depremlerinde yıkımı doğrudan yaşayan şehir plancıları Oğuz Yavuz ve Hüsne Temur ile Şehir ve Bölge Planlama Bölümü öğrencisi Ayça Deniz deneyimlerini paylaştı. Deprem sürecinde karşılaştıkları yıkımı, sahadaki gözlemlerini ve planlama eksikliklerinin sonuçlarını aktaran katılımcılar, planlama disiplininin afetlere karşı daha güçlü bir kamusal zeminle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Muhabir: Özlem Soydan