Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025 yılı yurt içi turizm verileri, dikkat çekici bir tabloyu ortaya koydu. Türkiye’de seyahat sayısı artmasına rağmen toplam geceleme sayısı düşüşe geçti.
Seyahat arttı, konaklama süresi kısaldı
2025 yılında yurt içinde yapılan toplam seyahat sayısı yüzde 1,5 artarak 67,8 milyona ulaştı. Buna karşılık toplam geceleme sayısı yüzde 1,6 azalarak 476,3 milyon seviyesine geriledi. Ortalama konaklama süresi ise 7 gece olarak kaydedildi. Bu veriler, tatil alışkanlıklarında “daha sık ama daha kısa” seyahat eğiliminin güçlendiğine işaret ediyor.
Otel yerine akraba evi tercih ediliyor
Konaklama tercihlerinde ise oteller geri planda kaldı. En fazla geceleme 313 milyon ile arkadaş veya akraba evlerinde gerçekleşti. Bunu 81 milyon geceleme ile kişilerin kendi evleri izlerken, otellerde yapılan geceleme sayısı 47,2 milyonla sınırlı kaldı. Son çeyrekte de benzer bir dağılımın sürmesi, eğilimin kalıcı olabileceğini gösteriyor.
Harcamalar artıyor ama dağılım değişiyor
2025 yılında toplam yurt içi seyahat harcaması yüzde 32,4 artarak 555 milyar TL’ye ulaştı. Seyahat başına ortalama harcama 8.181 TL olurken, harcamaların yüzde 87,1’i kişisel giderlerden oluştu.
En büyük pay yeme-içmede
Harcama kalemlerinde en büyük payı yüzde 30,3 ile yeme-içme aldı. Ulaştırma yüzde 23,1 ile ikinci sırada yer alırken, konaklama harcamalarının payı yüzde 18,7’de kaldı. Buna rağmen özellikle konaklama ve ulaştırma giderlerinde yıllık bazda yüksek artış dikkat çekti.
Seyahatin ana nedeni: yakın ziyareti
Seyahatlerin büyük bölümü yakınları ziyaret amacıyla yapıldı. Çeyreklik verilere göre bu oran yüzde 61,8 olurken, gezi-eğlence-tatil yüzde 26, sağlık amaçlı seyahatler ise yüzde 4,9 seviyesinde gerçekleşti. Yıllık bazda ise tatil amaçlı seyahatler yüzde 34,4 ile ikinci sırada yer aldı.
Veriler, Türkiye’de iç turizmin yön değiştirdiğini gösteriyor. Artan maliyetler, tatilcileri daha ekonomik seçeneklere yönlendirirken; otel konaklamalarının payı geriliyor. Seyahat hareketliliği sürse de geceleme sürelerindeki düşüş, turizm sektörünün gelir yapısını ve özellikle konaklama talebini doğrudan etkileyen yeni bir döneme işaret ediyor.




