Jeopolitik gerilim, sert satışlar ve likidite baskısıyla sarsılan altın ve gümüş piyasasında yeni beklentiler şekillenmeye başladı. Son haftalarda tarihi dalgalanmalara sahne olan değerli metallerde, özellikle büyük finans kuruluşlarının kısa vadede temkinli, orta ve uzun vadede ise yükseliş yönlü tahminlerini koruması dikkat çekti. Analistlere göre son düşüş, kalıcı bir bozulmadan çok güçlü yükseliş trendi içindeki sert bir düzeltme olarak okunuyor.

Faizsiz kredi veren bankalar hangileri? Faizsiz kredi limiti ne kadar?
Faizsiz kredi veren bankalar hangileri? Faizsiz kredi limiti ne kadar?
İçeriği Görüntüle

Altında düşüş sert oldu, iyimserlik bitmedi

Piyasadaki satış baskısıyla ons altın 4 bin 98 dolara kadar gerileyerek yıl başından bu yana elde ettiği kazançları silerken, bu tablo yatırımcılarda şaşkınlık yarattı. Jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde altının klasik “güvenli liman” refleksini zayıf göstermesi dikkat çekse de, analistler bunun geçici bir sapma olduğunu düşünüyor. Nitekim Trump’ın İran ile müzakere konusunda ilerleme sağlandığına yönelik açıklamalarının ardından altın yeniden 4 bin 400 doların üzerine çıkarak toparlanma sinyali verdi.

Commerzbank analistleri, son sert düşüşü yıl başındaki güçlü yükselişin ters yönlü bir “aşırı piyasa tepkisi” olarak değerlendiriyor. Bankaya göre altın fiyatları bir uçtan diğerine savrulan bir sarkaç hareketi sergiliyor ve mevcut seviyeler aşırı satış işareti taşıyor. Kıdemli Piyasa Analisti Rania Gule de altının yapısal yükseliş trendini koruduğunu, ancak bu sürecin zaman zaman sert düzeltmelerle ilerlediğini belirtiyor. Gule’ye göre son geri çekilme, uzun vadeli ana trendi bozmuş değil.

Dev bankalar 2026 sonu için yukarı yönü işaret ediyor

Kısa vadeli baskıya rağmen büyük kurumların tahminleri dikkat çekici seviyelerde bulunuyor. Haberde yer alan değerlendirmelere göre bazı kurumlar, 2026 sonuna kadar altının ons fiyatının 6 bin ila 6 bin 200 dolar aralığına yükselebileceğini öngörüyor. Bu beklentinin arkasında küresel ekonomik belirsizlikler, kurumsal yatırımcıların korunma talebi ve doların yönüne ilişkin endişeler yer alıyor.

Kanada merkezli BMO ise altın ve gümüşte yükseliş ivmesinin sona ermediği, yalnızca durakladığı görüşünde. Bankanın tahminlerine göre ons altın üçüncü çeyrekte ortalama 4 bin 800 dolar, son çeyrekte ise ortalama 4 bin 900 dolar seviyesine çıkabilir. BMO, 2027 yılında da altının 5 bin doların üzerinde kalacağını ve ortalama 5 bin 125 doları görebileceğini öngörüyor. Bu tahminler, değerli metallerde uzun vadeli iyimserliğin güçlü biçimde korunduğunu ortaya koyuyor.

Gümüşte toparlanma var ama kırılganlık sürüyor

Gümüşte de benzer bir toparlanma dikkat çekiyor. Sert satış dalgasının ardından 69 dolardan 73 dolara yükselen gümüş için BMO üçüncü çeyrekte 70,60 dolar, dördüncü çeyrekte ise 68,10 dolar tahmininde bulundu. Banka, bu yıl için ortalama gümüş fiyatını 74,50 dolar olarak öngörürken, gelecek yıl ortalamanın 64,20 dolar civarında olabileceğini belirtiyor. Bunun temel nedeni olarak ise fiziki gümüş piyasasında yeniden arz fazlası oluşma ihtimali gösteriliyor.

Saxo Bank Emtia Stratejisi Başkanı Ole Hansen ise gümüşün altına göre daha yüksek oynaklığa sahip olduğuna dikkat çekiyor. Hansen’e göre savaşın yarattığı likidite baskısı yatırımcıları nakit yaratmak için altın ve gümüş satmaya zorladı. Ancak zorunlu satışların sona ermesi halinde, mali baskılar, doların zayıflaması ve artan stagflasyon riskleriyle birlikte fiyatlarda yeniden yükseliş görülebilir. Buna karşın gümüşte 60,80 dolar seviyesi kritik eşik olarak öne çıkıyor; bu seviyenin altına inilmesi halinde 57,61 dolara kadar geri çekilme riski bulunuyor.

Piyasada ana soru: Düzeltme mi, yeni trend mi?

Genel tablo, altın ve gümüşte kısa vadede dalgalı ama uzun vadede tamamen karamsar olmayan bir görünüm ortaya koyuyor. Analistler mevcut fiyat hareketlerinin panik satışları ve likidite ihtiyacından kaynaklandığını, bu baskının azalmasıyla birlikte özellikle altının yeniden güç kazanabileceğini değerlendiriyor. Gümüşte ise toparlanma beklentisi korunmakla birlikte, kırılganlığın altına göre daha yüksek olduğu vurgulanıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde piyasalarda jeopolitik gelişmeler kadar merkez bankaları, dolar endeksi ve küresel risk iştahı da belirleyici olacak.

Kaynak: ekonomim