Antalya’da Çakırlar bölgesinde yapılması planlanan TOKİ toplu konut projesi, kent kamuoyunun en sıcak tartışma başlıklarından biri olarak Gündem Özel programında tüm yönleriyle masaya yatırıldı. Geçtiğimiz hafta kura çekimi yapılan ve yaklaşık 4 bin 500 konutla 18 bin kişinin yaşamasının öngörüldüğü proje; taşkın riski, zemin yapısı, deprem tehlikesi ve imar planı eksikliği başlıklarıyla ele alındı. Programa konuk olan Akdeniz Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nihat Dipova ile TMMOB Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu Üyesi Funda Yörük, projenin “ucuz konut” vaadine rağmen barındırdığı risklere dikkat çekti.
“Burası jeolojik olarak dere yatağı”
Prof. Dr. Nihat Dipova, Çakırlar’daki alanın jeolojik tanımıyla geniş bir dere yatağı olduğunu belirterek, “Çandır Çayı’nın yaklaşık 1,2 kilometre genişliğinde örgülü bir taşkın yatağı var. Bu tür dere yatakları çok kanallı akar ve bu genişlik tesadüf değildir” dedi. Dipova, bugüne kadar bu alanın boş kalmasının aşağı havzadaki yerleşimler için doğal bir güvenlik alanı işlevi gördüğünü vurguladı.
“Asıl soru dere yatağı mı değil mi değil”
Tartışmanın yalnızca ‘dere yatağı’ başlığına indirgenmesini doğru bulmadığını söyleyen Dipova, asıl meselenin yer seçimi olduğuna dikkat çekti. “Asıl soruyu şöyle sormalıyız: Sosyal konut için doğru yer mi? Antalya’da daha az riskli, daha güvenli alanlar varken neden 4 bin 500 konut en problemli bölgeye yapılmak isteniyor?” ifadelerini kullandı.
500 yıllık taşkın alanı uyarısı
Dipova, Devlet Su İşleri ve ASAT tarafından hazırlanan raporlara göre proje alanının 500 yıllık taşkın alanı içinde kaldığını, önemli bir bölümünün ise 100 yıllık taşkın sınırları içerisinde yer aldığını söyledi. İklim değişikliğine de dikkat çeken Dipova, “Son 15–20 yılda yağış rejimi ciddi şekilde değişti. Artık 20 dakikada felaket yaşanabiliyor. Geçmiş verilere dayalı hesaplarla dere yatağında yoğun yerleşim büyük bir belirsizliktir” dedi.
“Mühendislik çözer ama bedeli ağır olur”
Zemin ve deprem açısından Çandır Vadisi’nin Antalya’nın en sorunlu bölgelerinden biri olduğunu belirten Dipova, mühendislik çözümlerinin mümkün olduğunu ancak bunun ciddi maliyetler doğuracağını ifade etti. “Zemin iyileştirmesi, kazık temel, taşkın önlemleri yapılabilir. Ancak sosyal konut dediğiniz, en pahalı mühendislik çözümlerine ihtiyaç duyan alanlara yapılmamalı” diye konuştu.
“Ortada imar planı yok”
Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu Üyesi Funda Yörük ise projenin planlama boyutuna dikkat çekti. Yörük, “Bu alan üst ölçekli planlarda yerleşim alanı olarak tanımlı değil. Vatandaş burada bir ev yapmak istese izin verilmezken, devlet TOKİ eliyle planlama süreçlerini devre dışı bırakıyor” dedi.
“18 bin kişi taşınıyor ama kent buna hazır mı?”
Yaklaşık 18 bin kişilik yeni bir nüfusun bölgeye taşınmasının ulaşım, altyapı ve sosyal donatı açısından ciddi sorunlar yaratacağını söyleyen Yörük, “Ulaşım aksları, altyapı kapasitesi, sosyal donatı alanlarıyla ilgili bütüncül bir fizibilite yok. Bu yaklaşım kent planlamasıyla bağdaşmıyor” ifadelerini kullandı.
“Ucuz konut vaadi pahalıya patlayabilir”
Yörük, taşkın önlemleri, zemin iyileştirmeleri ve altyapı yatırımlarının maliyeti katlayacağını belirterek, “Düşük maliyetli konut hedefi hem kente hem de hak sahiplerine daha yüksek bir bedel olarak dönebilir. Bu maliyet eninde sonunda vatandaşa yansır” değerlendirmesinde bulundu.
“Sosyal konuta karşı değiliz, yanlış yere karşıyız”
Programda ortak görüş, sosyal konut ihtiyacının gerçek ve acil olduğu yönünde oldu. Ancak uzmanlar, Çakırlar’daki alanın bu ölçekte bir toplu konut projesi için uygun olmadığına dikkat çekerek, kura çekimi yapılmış olsa bile kamu yararı ve bilimsel veriler ışığında projeden vazgeçilmesi ve Antalya’da daha güvenli, planlı alternatif alanların değerlendirilmesi çağrısında bulundu.