Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görüşülen ve 5 maddesi kabul edilen Milli Parklar Kanunu Teklifine Türkiye Ormancılar Derneği'nden tepki gösterdi. Dernek açıklamasında, teklifin Anayasa hükümleri ve doğa koruma hukukunun temel ilkeleriyle çeliştiği ifade edilerek, “Bu düzenleme milli parkları koruma alanı olmaktan çıkarıp işletme alanına dönüştürüyor” dedi.
Anayasal çelişki
Türkiye Ormancılar Derneği, teklifin 5. ve 6. maddeleriyle milli park, tabiat parkı ve tabiatı koruma alanlarında ulaşım projeleri, enerji iletim hatları, altyapı tesisleri ve çeşitli yapıların yapılmasına izin verilebileceğini, ayrıca bu alanların yönetiminin özel şirketlere devredilmesinin önünün açılabileceğini belitti. Anayasa’nın 169. maddesinin devlet ormanları ve korunan alanların devlet tarafından yönetilmesini zorunlu kıldığı, 63. maddesinin tabiat varlıklarının korunmasını devletin görevi olarak tanımladığı ve 168. maddesinin doğal varlıkların kamu mülkiyetinde olduğunu hükme bağladığı hatırlatılarak, teklifin bu hükümlerle çelişebileceği öne sürüldü. Açıklamada, düzenlemenin kamusal mülkiyet altındaki doğal alanların özel şirketlere tahsisine zemin hazırlayabileceği görüşüne yer verildi.
Bilimsel planlama ve yaban hayatı endişesi
Dernek, korunan alanların sürdürülebilir yönetimi için gerekli uzun devreli gelişme planlarının işlevsiz hale getirileceğini, “aciliyet” gerekçesiyle plan şartının kaldırılmasının geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açabileceğini ifade etti. Yaban hayatı yönetiminin özel şirketlere devredilmesinin ise nesli tehlike altındaki türler, yaban hayatı koridorları ve ekosistem bütünlüğü açısından risk oluşturacağı belirtildi.
“Milli Parklar ticarileştirilmemeli”
Türkiye Ormancılar Derneği, teklifin milli parklardaki turistik tesislerin 49 yıl süreyle, “başarılı olmaları halinde” ise 99 yıla kadar özel şirketler tarafından işletilmesine olanak tanıdığını belirtti. Bu uygulamanın milli parkların uzun süreli ticari işletmelere dönüşmesine yol açabileceğini, kamu yararı yerine özel çıkarların belirleyici hale gelebileceğini ve ekosistemlerin parçalanarak zarar görebileceğini savundu. Açıklamada ayrıca milli parkların turizm yatırımlarına açılacak alanlar değil, yaşamın sürekliliğini güvence altına alan ekolojik sistemler olduğu vurgulandı.
Teklif, korunan alanların yönetiminde tüm yetkiyi merkezi idareye bırakarak yerel yönetimleri, üniversiteleri, meslek odalarını ve sivil toplum kuruluşlarını karar süreçlerinin dışına itmektedir. Bu yaklaşım, şeffaflığı azaltmakta, bilimsel denetimi zayıflatmakta ve keyfi uygulamalara zemin hazırlamaktadır. Oysa korunan alanların yönetimi; katılımcı, şeffaf ve bilim temelli bir modelle yürütülmelidir.
İklim krizi ve doğal savunma alanları
Dernek iklim krizine de dikkat çekti: "İklim değişikliğinin etkilerinin derinleştiği bir dönemde, ormanlar ve korunan alanlar ülkemizin en önemli doğal savunma mekanizmalarıdır. Bu alanların yapılaşmaya açılması:
Su rejimlerini bozacak,
Karbon yutaklarını zayıflatacak,
Ekosistem sürekliliğini kırılgan hale getirecektir.
Bu nedenle teklif, yalnızca çevresel değil, ulusal güvenlik ve gelecek kuşakların yaşam hakkı açısından da ciddi bir tehdit oluşturmaktadır."
Türkiye Ormancılar Derneği’nin çağrısı
"Türkiye Ormancılar Derneği olarak bilimsel veriler ve hukuki çerçeve ışığında çağrımız nettir:
Teklif derhal geri çekilmelidir.
Koruma statüleri zayıflatılmamalı, aksine güçlendirilmelidir.
Uzun vadeli ekosistem ve alan yönetimi planları korunmalı ve eksiksiz uygulanmalıdır.
Yerel halk, bilim insanları, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları karar süreçlerine aktif olarak dahil edilmelidir.
Kaçak avcılık ve habitat tahribatına karşı etkin denetim ve caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, alanında uzman kadrolarla güçlendirilmelidir."
Gelecek kuşaklara miras
Açıklamanın sonunda şu ifadeler yer verildi:
"Milli parklar; ağacıyla, suyu ve toprağıyla, yaban hayatıyla, kültürel mirasıyla gelecek kuşaklara devredilmesi gereken ortak yaşam alanlarımızdır. Bu alanların ticarileştirilmesi, parçalanması veya özel şirketlere devredilmesi kabul edilemez. Türkiye Ormancılar Derneği olarak, ülkemizin doğal varlıklarını koruma sorumluluğumuzu kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz."




