Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi, Konyaaltı TOKİ ve çevresine ilişkin önerilen 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği’ne ilişkin yazılı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, planlama sürecinde alan büyüklüğüne ilişkin ortaya çıkan farklılıkların ciddi bir belirsizlik yarattığı vurgulandı.
Daha önce kamuoyuna yansıyan süreçte 56,30 hektar büyüklüğünde bir ÇED/PTD alanı üzerinden değerlendirme yapıldığı hatırlatılırken, askıya çıkan Çevre Düzeni Planı Değişikliği Gerekçe Raporu’nda bu alanın 238,36 hektara çıkarıldığına dikkat çekildi. Bu artışın hangi ihtiyaç analizi, nüfus projeksiyonu, altyapı kapasite hesabı ve alternatif yer seçimi çalışmalarına dayandığının açıklanmadığı ifade edildi.
Açıklamada, bu büyüklükte bir alanın yalnızca “sosyal konut ihtiyacı” gerekçesiyle kentsel gelişme alanına dönüştürülmesinin planlama tekniği açısından yetersiz olduğu belirtilerek, üst ölçekli plan kararlarının nüfus, ulaşım, altyapı ve çevresel eşikler dikkate alınarak hazırlanması gerektiği vurgulandı.
30–40 bin kişilik nüfus etkisi
Şehir Plancıları Odası, bölgedeki emsal yapılaşma koşulları dikkate alındığında planın yaklaşık 30.000–40.000 kişilik yeni bir nüfus oluşturma potansiyeline sahip olduğunu belirtti. Bu durumun Konyaaltı’nın batı aksında yeni bir kentsel yerleşim odağı anlamına geldiği ifade edildi.
Bu nüfus artışının eğitim, sağlık, yeşil alan, ulaşım, içme suyu, kanalizasyon ve enerji altyapısı üzerinde ciddi yük oluşturacağı belirtilerek, altyapı kapasitesine ilişkin herhangi bir teknik hesabın kamuoyu ile paylaşılmadığı kaydedildi.
Ulaşım ve altyapı uyarısı
Açıklamada, Hurma–Liman–Sarısu–Çakırlar hattının mevcut durumda dahi yoğun trafik yükü altında olduğu belirtilerek, yeni yerleşimin D-400 bağlantısı başta olmak üzere bölgesel ulaşım sistemini daha da zorlayacağı ifade edildi.
Plan değişikliğinin kapsamlı bir ulaşım etki analizi, toplu taşıma entegrasyonu ve altyapı kapasite değerlendirmesi olmadan ilerletilmesinin risk oluşturduğu vurgulandı.
Su havzası ve DSİ görüşleri
Planlama alanının içme ve kullanma suyu orta mesafeli koruma alanı içinde yer aldığına dikkat çekilen açıklamada, bu durumun su güvenliği açısından kritik olduğu belirtildi.
DSİ görüşlerinde ayrıca Çandır Çayı ve dere yataklarına ilişkin ıslah ve zemin güvenliği çalışmaları tamamlanmadan yapılaşmaya izin verilmemesi gerektiğinin ifade edildiği hatırlatıldı.
“Planlama ilkeleri gözetilmeli” çağrısı
Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi, sosyal konut ihtiyacının gerçek olduğunu ancak bunun kent bütünlüğü, su güvenliği, ulaşım kapasitesi ve doğal eşikler gözetilerek çözülmesi gerektiğini vurguladı.
Açıklamada, askı süreci içinde teknik ve hukuki itirazların yapılacağı, sürecin hukuki boyutunun da yakından takip edileceği belirtilerek kamuoyuna saygıyla duyuruldu.





