Yusuf Yavuz
Antalya’nın Kaş ilçesindeki Limanağzı bölgesi, yalnızca denizden ulaşımı olan bir doğal miras alanı. Kaş-Kekova ÖÇK Bölgesi sınırları içerisinde yer alan ve bünyesinde doğal ve arkeolojik sit alanlarını barındıran Limanağzı yıllardır yapılaşmaya kapalı bir bölge. Ancak geçtiğimiz aylarda Limanağzı’nda bulunan eski Kültür ve Turizm bakanlarından Erkan Mumcu’ya ait araziye iş makinesi götürmek için yol açılması, bu alana yönelik ‘doğal koruma’ eşiğinin aşıldığı eleştirilerini de beraberinde getirdi. Eski Bakan Mumcu, açılan yolun bölgede eko-turizm yatırımı yapmak için imar mevzuatı gereği bir zorunluluk olduğunu savunuyor. Kaş Kültür ve Çevre Derneği ise zemin düzenleme çalışması başlatılan alanda onaylı bir imar planı bulunmadığını belirterek, Yol yapımının ardından, herhangi bir onaylı imar planı ve izin bulunmaksızın, arazi üzerinde inşai faaliyetlerin sürmektedir. İzinsiz taraçalandırma ve düzleştirme yapılmış, zeytin ağaçları sökülmüş, sahile paralel yollar açılmıştır. Bu yapılanlar yalnızca doğa tahribatı değil, Zeytincilik Kanunu’nun ve koruma mevzuatının açık ihlalidir” açıklaması yaptı.

Türkiye’nin önemli tatil merkezlerinden biri olan Antalya’nın Kaş ilçesindeki Limanağzı Bölgesi, ilçe merkezinden teknelerle ulaşımın sağlandığı doğal miras alanlarından biri. Bayındır İskelesi olarak da anılan koy, fırtınalı havalarda gemilerin sığındığı doğal bir liman. Yaz aylarında günlük 500 ila 1000 arasında ziyaretçi ağırlayan Limanağzı’nda bulunan birkaç küçük işletme günübirlik ihtiyaçları karşılamak üzere hizmet veriyor.
Bakanlığın ÖÇK için hazırladığı plan yargıda
Yıllardır yapılaşma tehdidi altında bulunan bölgeye karayolu ulaşımı bulunmuyordu. Hazırlanan imar planlarında ‘eko-turizm’ amaçlı kullanım alanları açılmak istenmesi yargı konusu olurken, en son hazırlanan 1/25 binlik imar planı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2023 yılında onaylandı. Planın iptali için açılan davayı Antalya İdare Mahkemesi reddederken, Konya Bölge İdare Mahkemesi bu kararı bozdu. Planlama ve şehircilik ilkelerine aykırı olduğu öne sürülen planla ilgili yargı sürecinin halen Danıştay’da devam ettiği belirtilirken, planın kapsadığı bölgede yürütülen turizm amaçlı faaliyetler tepkilere neden oldu.
Eski Bakan Mumcu'nun eko-turizm girişim tartışma yarattı
Eski Kültür ve Turizm bakanlarından Erkan Mumcu’ya ait olan arazideki çalışmanın ardından açıklama yapan Kaş Çevre ve Kültür Derneği, Limanağzı bölgesinin ÖÇK, doğal ve arkeolojik sit gibi koruma statülerinin bulunduğunu belirterek, “Neredeyse tamamı orman ve zeytinliklerden oluşan, çok sayıda koruma mevzuatıyla güvence altına alınmış eşsiz bir doğal ve kültürel mirastır. Bu miras bugün, siyasi nüfuz ve kişisel çıkarlar uğruna geri dönülmez biçimde tahrip edilmektedir. Limanağzı’nda, eski Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu’ya ait arazi üzerinde izinsiz ve hukuka aykırı inşai faaliyetler yürütülmektedir” açıklaması yaptı.
Likya Yolu güzeragında 10 yıldır eko turizm talepleri var
Türkiye’nin ilk kültür rotası olan Likya Yolu’nun geçtiği Limanağzı’nın, 2015’ten bu yana defalarca “Eko Turizm Alanı” adı altında yapılaşmaya açılmak istendiği belirtilen dernek açıklamasında, yerel halkın ve sivil toplumun mücadelesiyle bu planların yargı tarafından iptal edildiği kaydedildi.
"Bu yol rant için açılmıştır" iddiası
Limanağzı bölgesinin yapılaşmaya kapalı olduğunun defalarca tescillenmiş olduğu görüşüne yer verilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “2025 Aralık ayında Antalya Orman Bölge Müdürlüğü, Limanağzı’ndaki 16 dönümlük özel firmaya ait bir araziye ulaşım sağlanması amacıyla, 3.978 m² orman arazisinden yol açılmasına izin vermiş ve bu güzergâhı 29 yıllığına Egem Eko Turizm Yatırımları A.Ş.’ye kiralamıştır. İzin belgelerinde, bu yolun yalnızca söz konusu şirketin kullanımına tahsis edildiği ve gerekçe olarak ‘kamu yararı ve zaruriyet’ ifadesinin yer aldığı görülmektedir. Şirketin sahibinin eski Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu olduğu kamuoyuna yansımıştır. Antalya Orman Bölge Müdürlüğü’ne Soruyoruz? Kamu yararı nerede? Bu yol Limanağzı’nda zeytinliği olan Kaş halkı için mi açıldı yoksa eski bir bakanın özel arazisine ulaşımı kolaylaştırmak için mi? Halk için açıldıysa neden yol Bakanın şirketine 29 yıllığına kiralandı? Bu yol, kamu için değil; bir kişiye çıkar sağlayacak şekilde yani rant için açılmıştır.”

Limanağzını kapsayan imar planında bölgenin eko turizm alanı (ET) olarak ayrıldığı görülüyor
"Limanğazı'nda imar planı yok, yapılaşma mümkün değil"
Limanağzı’nda onaylı imar planı bulunmadığı ve glamping dâhil hiçbir yapılaşmanın mümkün olmadığı savunulan dernek açıklamasında, Antalya Orman Bölge Müdürlüğü’nün verdiği yol izninin iptaliyle ilgili açılan davanın devam ettiği hatırlatılarak, “Yol yapımının ardından, herhangi bir onaylı imar planı ve izin bulunmaksızın, arazi üzerinde inşai faaliyetlerin sürmektedir. İzinsiz taraçalandırma ve düzleştirme yapılmış, zeytin ağaçları sökülmüş, sahile paralel yollar açılmıştır. Bu yapılanlar yalnızca doğa tahribatı değil, Zeytincilik Kanunu’nun ve koruma mevzuatının açık ihlalidir” iddiaları dile getirildi.
Eski Bakan Mumcu: Çalışmayla ilgili kurumlardan izin alındı
Limanağzı’ndaki arazinin ve projenin sahibi eski Bakan Erkan Mumcu ise eleştiri konusu olan çalışmanın ilgili kurumlardan alınan izinlerle yürütüldüğünü savundu. Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Mumcu, tartışmalara konu olan alanın, yürürlükteki 1/100 Bin Ölçekli planda eko turizm alanı olarak planlı olduğunu söyleyen Mumcu, “Alt ölçek plan olan 1/25 Binlik planda yine yapı yoğunluğu yüzde 5 ve ekoloji uyumlu yapı koşulu ile boyut ve malzemeleri sınırlı olarak planlanmıştır. 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan aşamasına geçilebilmesinin yasal şartı jeolojik zemin etütlerinin yapılmış olmasıdır” dedi.

"Zemin etüdünün anlamsızlığını anlatacak kurum bulamadım"
“Yaklaşık üç yıl boyunca eko-turizm olarak planlanmış alanda bu etüdün yapılmasının anlamsızlığını anlatacak makam bulamadım” diye konuşan Mumcu, Limanağzı’ndaki arazisinde yapılan çalışmayı şöyle açıkladı: “Yasanın açık şartı budur denildiği için bu etüdün yapılabilmesini mümkün kılacak arazi tesviyesini yapmak zorunda kalınmıştır. Açılan 380 m. uzunluğunda ve 4 metre genişliğindeki yol da aynı zorunluluğun ürünüdür. Zira kıyıdan sondaj makinası taşıyan aracın ulaşması imkânsızdır.”
"Şikayetler nedeniyle denetim yapıldı, belgeleri sunduk"
Tüm bu çalışmaların yasal izinlerinin bulunup bulunmadığı ve herhangi bir kurumdan konuyla ilgili imtiyaz talebinin olup olmadığı yönündeki sorularımızı da yanıtlayan eski Bakan Erkan Mumcu, “Elbette bu çalışma için yetkili kurum ve komisyonlardan izin alınmıştır. Bu belgeler vaki şikâyetler nedeniyle denetime gelen kolluk kuvvetleri, zabıta ve sair tüm kamu kurum denetçilerine sunulmuştur. Kaldı ki arazi zeytinlik vasfından olup ister zeytincilik yapmak amacıyla olsun, isterse de zeytinlik alanlarda yapılaşma kurallarını belirleyen yasa gereğince mal sahibinin ihtiyaçları doğrultusunda fizikî müdahalede bulunması mümkün olan bir hukuksal statüye sahiptir. Yani böyle bir izin başvurusu olmasaydı da araziyi tarımsal amaçlara uygun kullanılabilir hale getirmek üzere arazi düzeltmesi yapılabilirdi. Biz imar planlama prosedürüne uygunluk amacıyla bu izinleri aldık” dedi.
"Ben böyle bir iftira furyası görmedim"
Geçmişte karayolu ulaşımı bulunmayan Limanağzı bölgesinde yapılan bu çalışmanın, bölgenin doğal karakterini ve eko-turizmi nasıl etkileyeceği yönündeki sorumuza, “Limanağzı bölgesine halen bir kara ulaşımı mevcut değildir” yanıtını veren Mumcu, kendisine yönelik eleştiriler karşısında cevap hakkının hiçe sayıldığını savunarak şu iddiaları dile getirdi: “Orman idaresinin bu bölgede çıkması muhtemel bir yangına nasıl müdahale edebileceği ve kıyı şeridindeki plajlardan yararlanan insanların dumandan zehirlenip ölmekten nasıl kurtarılacağı bir muammadır. Belki böylesi bir afetten bizi sözüm ona çevreci güruh kurtaracaktır. Veya hiç bir yasal dayanağı olmadığı halde taşımacılık tekeli kurup dar gelirli tatilcilerin cüzdanına göz dikmiş kalite yoksunu şebeke kurtaracak diye ummalıyız. Ben böylesine edep yoksunu bir iftira furyası görmedim. Utanmadan sıkılmadan yalan dolan ile propaganda yapıyorlar. İktisat biliminde, ‘Kötü para iyi parayı kovar’ diye bir kural vardır. Her şeyin kötüsü iyisini kovarmış bunu anladım. Çevrecinin sahtesi hakiki çevreciliği değersizleştiriyor. Muhalefetin ‘mış’ gibisi, gerçek ve etki muhalefetin alanını işgal ediyor. Ucuz politik popülizm, etkin politik direnişi imkânsızlaştırıyor. Etik ve estetik denetimden muaf gazetecilik haber alma hakkımızı sömürüyor. Asgari ücreti çok gördüğü ve eğitimine on kuruşluk yatırım yapmadığı elemanlara 8 sütun haberler yazdırıyor. Her şeyin bu kadar cıvıklaştığı yerde çizgileri belli bir duruş sadece Don Kişot fantazması olarak görülebiliyor.”
"Bir planda karar kılınsa kaçak yapılaşma olmayacaktı"
Kaş ve çevresindeki kaçak ve plansız yapılaşma ile komşu Yunan adası Meis’in geleneksel mimariyi koruyan yapılaşması hakkındaki düşüncelerini de sorduğumuz Mumcu, “1986 yılından bu yana onlarca kez yapılıp bozulan bu bölge planlarından her hangi birinde karar kılınsa bu kaçak yapılaşma faciası yaşamamış olacaktı. Kaş bölgesinde üzerinde kaçak yapılaşmaya girişmediğimiz tek taşınmaz çok büyük olasılıkla bizimkidir” yanıtını verdi.
"Hepi topu bir evlek yer, sanki otoyol açılmış"
Kendisine yönelik tepki, protesto ve eleştiriler içeren haberlere değinen Mumcu, hakkında çıkan haberlerde “eski bakana kıyak” manşetleri atıldığını belirterek, şu iddiaları öne sürdü: “Protesto mitingi fotolarında görülen şahısların pek çoğu kaçak yapı malikleri olduğu gibi, aralarında arkeolojik sit alanında 5 katlı bina yapmış olanların da bulunduğu Kaş ilçesinde gizli bir bilgi değildir. Biz ise yıllardır yasal bir zemine kavuşmak için uğraş veriyor tek çivi çakmadan karalama kampanyalarına malzeme oluyoruz. Burası tarihi boyunca özel mülkiyet olmuş bir arazi. Parası ödenip satın alınmış. Ne tahsisi? Ne kıyağından bahsediyorsunuz? Kanun zoruyla geçiş hakkı istediğimiz orman idaresinin parasını alarak tahsis ettiği yolun toplam yüzölçümü taş patlasa 1600 metre kare. Yani hepi-topu bir evlek yer. Sanki otoyol açılmış. Sanki geçiş hakkından yararlanmak isteyen ilk ve tek şahıs bizim şirketimiz. Utanıp sıkılmadan, copy-paste haber yapan anlı şanlı gazeteler de işin aslı nedir diye sormak yerine ‘eski bakana kıyak’ diye manşet atmayı gazetecilik sanıyorlar. Ortalık çıfıt çarşısına dönmüş. Siz çalın siz oynayın bakalım. Elbet bir gün hakikatin de sesi duyulur.”

Kaş'ta yapılaşma, Yunan Adalarında kısıtlama tartışılıyor
Limanağzı Bölgesi’nin hemen karşısında Yunanistan’a ait Meis Adası yer alıyor. Kaş’ta bu tartışmalar yaşanırken, turizm ekonomisinin belirleyici olduğu Yunanistan’da hükümet artan turizm baskısını frenlemek için adalardaki yapılaşmaya kısıtlama getirmek amacıyla harekete geçti. Bu kapsamda ziyaretçi sayılarında artış yaşanan Yunanistan’a ait Ege adalarında yapılaşmaya kapalı olan alanların artırılması planlanıyor. Mykanos ve Santorini adalarında turizm amaçlı yapılaşmaya kısıtlama getirilmesi gündemde. Yunan Çevre Bakanlığı’nın Milos Adası’ndaki bir otelin kapasite artışı projesini durdurması, bu politikaların hayata geçirilmeye başladığını gösteriyor. Turizmin taşıma kapasitesinin kısıtlanmasındaki en önemli etkenlerden biri de, Yunan adalarındaki su sorunu. Bakanlık ve belediyelerin birlikte hareket ederek kontrollü yapılaşmaya yönelik planlama çalışmaları yaptığı belirtiliyor.




