Tarım arazilerinde hızla yayılan hobi bahçeleri ve bu alanlarda kurulan kaçak yapılar, yeni yasal düzenlemeyle yeniden gündemde. Tarım yazarı Ergin Kahveci, kavramların yanlış kullanıldığına dikkat çekerek, “Hobi başka, tarım başka. Bu ikisini karıştırmak, toprağın geri dönülmez şekilde kaybına yol açıyor” dedi.

Gazipaşa’da 15. Tarım Fuarı başladı
Gazipaşa’da 15. Tarım Fuarı başladı
İçeriği Görüntüle

Hobi adı altında tarım dışı yapılaşma


Kahveci, “hobi” kavramının Türk Dil Kurumu’na göre boş zamanlarda yapılan bir uğraş olduğunu hatırlatarak, bunun tarımsal üretimle hiçbir ilgisi bulunmadığını vurguladı. Tarımın ise ekonomik bir faaliyet olduğunun altını çizen Kahveci’ye göre, hobi bahçeleri ne üretim ne de meslek kapsamında değerlendirilebilir.

Tarım arazilerinin 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre sınıflandırıldığını hatırlatan Kahveci, özellikle yüksek verimli mutlak tarım arazilerinin korunmasının hayati önemde olduğunu belirtti. Buna rağmen uygulamada bu alanların parsel parsel bölünerek “hobi bahçesi” adı altında yapılaşmaya açıldığını ifade etti.

Kahveci, söz konusu alanlarda yalnızca küçük tarımsal faaliyetler değil; konteyner, mobil ev, çelik konstrüksiyon yapılar ve sabit sundurmalar gibi çok sayıda kaçak yapının ortaya çıktığını belirtti. Bu yapılaşmanın beraberinde yol, su ve elektrik gibi altyapı taleplerini getirdiğini; bunun da tarım arazilerinde geri dönüşü zor bir tahribat yarattığını söyledi.

Verimli arazilerde geri dönüşsüz tahribat riski


Türkiye’de tarım arazilerinin sınırlı olduğuna dikkat çeken Kahveci, “Ülkenin sadece yüzde 6,5’i birinci sınıf, yüzde 8,6’sı ikinci sınıf tarım arazisi. Buna rağmen en verimli topraklar üzerinde yapılaşma artıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Gelişmiş ülkelerde birinci ve ikinci sınıf tarım arazilerinin sıkı koruma altında olduğuna işaret eden Kahveci, bu alanlarda yapılaşmaya izin verilmesinin dahi çok zor olduğunu ifade etti. Türkiye’de ise zaman zaman af beklentilerinin oluştuğunu ve bunun sorunu derinleştirdiğini söyledi.

Kaynak: ergin kahveci