Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada 8 Mart’ın yalnızca bir anma günü olmadığı, kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet taleplerini dile getirdiği bir mücadele günü olduğu vurgulandı.

Antalya Kaleiçi’nde 800 yıllık sır
Antalya Kaleiçi’nde 800 yıllık sır
İçeriği Görüntüle

2025 yılı kadın cinayetleri verileri

Açıklamada, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun raporuna atıf yapılarak 2025 yılı boyunca Türkiye’de en az 391 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü belirtildi. Bu vakaların 297’sinin kadın cinayeti, 94’ünün ise şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçtiği ifade edildi.

Rapora göre öldürülen kadınların büyük bölümünün aile içindeki erkekler tarafından katledildiği kaydedilirken; 59 kadının boşandığı veya boşanma aşamasında olduğu erkek, 30 kadının ayrılmak istediği erkek, 34 kadının birlikte olduğu erkek, 21 kadının tanıdığı bir erkek tarafından öldürüldüğü belirtildi.

Açıklamada bu sayıların 2010 yılından bu yana tutulan kayıtlardaki en yüksek seviyeye ulaştığına dikkat çekildi.

Kadınlar en çok kendi evlerinde öldürülüyor

Kadın cinayetlerinin gerçekleştiği yerlere ilişkin veriler de paylaşılırken, 253 kadının kendi evi veya yaşadığı alanda öldürüldüğü ifade edildi. Kamusal alanlarda 69, ormanlık alanlarda 25, deniz veya göl kenarında 10, iş yerinde ise 14 kadının hayatını kaybettiği belirtildi.

Kadınların yüzde 64,7’sinin evlerinde öldürüldüğüne dikkat çekilen açıklamada, “Kadınlar en güvende olmaları gereken yerde, en yakınlarındaki erkekler tarafından yaşamdan koparılmaktadır” denildi.

“Sorun münferit değil, yapısal”

Açıklamada kadınların çoğu zaman yalnızca ayrılmak istedikleri ya da kendi hayatlarına ilişkin karar almak istedikleri için öldürüldüğü ifade edilerek, şiddetin toplumsal cinsiyet eşitsizliği, cezasızlık politikaları ve kamusal tercihlerle güçlenen bir adaletsizlik düzeninin sonucu olduğu vurgulandı.

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı ile 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmamasının kadınların yaşam hakkını zayıflattığı belirtilen açıklamada, şüpheli kadın ölümlerinin etkin şekilde soruşturulmamasının da adalet duygusunu zedelediği kaydedildi.

LGBTİ+’lara yönelik hedef göstermeye tepki

Basın açıklamasında Türkiye’de LGBTİ+ bireylerin sistematik biçimde hedef gösterildiği ve ötekileştirildiği de ifade edildi.

Nefret söylemi ve nefret suçlarının cezasız kalmasının yalnızca LGBTİ+ bireyleri değil, toplumun tüm kesimlerini güvencesiz hale getirdiği belirtilerek, hukukun herkes için eşit yurttaşlık hakkını güvence altına alması gerektiği vurgulandı.

Talepler sıralandı

Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu açıklamasında şu talepleri dile getirdi:

  • Kadına yönelik şiddetle mücadelede etkin ve kararlı politikaların uygulanması

  • Koruyucu ve önleyici tedbirlerin tavizsiz hayata geçirilmesi

  • Cezasızlık algısını güçlendiren uygulamalara son verilmesi

  • Kadınların istihdama eşit ve güvenceli katılımını sağlayacak sosyal politikaların geliştirilmesi

  • Ev içi görünmez emeğin sosyal ve ekonomik karşılığının tanınması

  • Eğitimden yargıya kadar tüm alanlarda toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinin kurumsallaştırılması

“Yaşam hakkı pazarlık konusu değildir”

Açıklamanın sonunda kadın cinayetlerinin önlenebilir olduğuna dikkat çekilerek şu ifadeler kullanıldı:

“Yaşam hakkı pazarlık konusu değildir. Kadın cinayetleri politiktir; önlenebilir ve önlenmek zorundadır. Etkin soruşturma, caydırıcı ceza ve koruyucu–önleyici mekanizmaların eksiksiz uygulanması devletin yükümlülüğüdür.”

Muhabir: Ece Güneş