CHP lideri, BirGün yazarı Doğan Tılıç'a açıklamalarda bulundu. Özel'in dış politika, iç siyaset, sığınmacılar ve birçok konudaki açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: 

61 tefeci İçişleri'nin 'Kuyu'sunda! 61 tefeci İçişleri'nin 'Kuyu'sunda!

Özel, 6’lı Masa’nın Ortak Mutabakat Metni’nde yer alan mevcut rejimin “devlet için bir beka sorunu” ifadelerine ilişkin olarak, “Daha önce yaptığımız tanımlamaları geriye alan hiçbir beyanımız olmadı. Otokrasi, tek adam rejimi, totaliter diktatoryal rejime evriliyor tespitlerini hepimiz yaptık ve bunları geri alan bir tavrımız yok.” dedi. 

Özel, sorunun “Bu rejimi değiştirmek için sadece söylem düzeyinde sert polemiklerin seçmene işlememesi” olduğunu vurgulayarak, “Meseleyi karşılıklı sürekli ateş halinden, iktidara oy veren seçmenin sorunlarını sürekli dile getiren, iktidarın kalesi Rize’de çay mitingi yapan, emekli mitinginde her siyasi görüşten emekliyi bir araya toplayan, geçinemiyoruz mitinginde her siyasi eğilimden seçmeni bir araya getirmeye çalışan bir muhalefet hattı izlemek olarak görüyoruz. AKP’nin nizami ve gayri nizami yollarla ele geçirdiği basınla CHP’yi sanki terör örgütleriyle birlikte hareket eden, iktidara geldiğinde yönetemeyecek, sorunlara duyarsız, kavgacı bir parti gibi gösteren bir kampanyası vardı. Buna karşı bir politika izliyor ve CHP’yi görmeyen seçmenin de görmesini sağlamaya çalışıyoruz.” , ifadelerini kullandı.

"Ben MHP olmasa da AKP olmasa da normalleşirim"

AKP ve MHP’nin sosyal demokratları ezanla, bayrakla, ülkenin bütünlüğü ile sorunlu bir parti olarak gösteren propagandasına karşı, yaptıkları görüşmelerle, o propagandadan etkilenen kitlelerin de temel sorunlarını dillendirerek, CHP’yi ezan ve bayrak üzerinden şeytanlaştırarak yaratılan kutuplaşmaya karşı mücadele ettiklerini vurgulayan Özel, “Ben iktidarı normalleştirme peşinde değilim. Ben MHP olmasa da AKP olmasa da normalleşirim. Benim derdim onların seçmenleriyle normalleşmek” diyerek, mücadele müzakere dengesinde “sadece müzakere yapıyorlar” biçiminde bir toplumsal algının CHP için bir problem olacağını ifade etti. 

Özel, “Asgari ücrete zam vermezseniz biz sokaklara döküleceğiz diye söyledik. Geçinemiyoruz mitingine DİSK, Hak-İş ve Türk-İş başkanlarını arayıp davet ettim. Ben masadan ve görüşmeden bir asgari ücret zammı çıkarsam bunun kaybedeni olmazdı. Çıkaramadım, şimdi bunun bedelini iktidarın tek başına ödemesi için ben buna susmayacağım. Mücadele müzakere dengesi bu.” dedi. 

Erken seçim açıklaması 

CHP Genel Başkanı erken seçim konusundaki tavrının da, belki iletişim hatasından yanlış anlaşıldığını söylüyor ve 1.5 yıl sonra bir erken seçim olacağını öngörüyor.

“Türkiye ilk seçimde Erdoğan yönetiminden kurtulacak. İlk seçim dediğim 2028 değil. Ben 31 Mart seçim sonuçlarını araçsallaştırarak seçim istemeyeceğimi söyledim. Bu seçim istemiyorum demek değil. En çok ben istiyorum. Vatandaş da, anketler gösteriyor ki, yavaş yavaş seçim istemeye başladı. Erdoğan 5 yıllığına seçildi ama bence seçildikten 2.5 yıl sonra, bugünden 1.5 yıl sonra erken seçim olur. Ben erken seçimden kaçmam, bunun için koşarım.”

"Esad’la görüşmek dahil bütün alternatifleri değerlendiriyoruz"

Özel, sığınmacılar konusunda bir sosyal demokrat parti olarak CHP’nin sağa kaymasının sağdakileri daha da sağa kaydıracağını ve bunun hiç istenmeyecek sorunlar doğuracağını vurgulayarak; “Biz Türkiye’de sığınmacıların kalmasını, de facto durumun kalıcılaşmasını istiyor değiliz. Bu yüzden de önümüzdeki günlerde, çok aktif hamleler yapmayı, Suriye sorunun çözümü konusunda inisiyatif almayı, gerekirse Esad’la birebir görüşmeyi ve Türkiye ile Suriye arasındaki iletişim kanallarının yeniden tesisini ve Suriyelilerin ülkelerine güvenle dönmelerini sağlamak için çalışacağız. Esad’la görüşmeye gitmek ve Esad’la görüşmek dahil bütün alternatifleri değerlendiriyoruz. Birkaç ay içinde çok aktif bir tutum alacağız. Sığınmacı sorunu çözülmek zorunda ama bunu nefretle ve nefret diliyle yapmak ne Türkiye’ye ne de partimize yakışır.” dedi. 

"2 yılda AB üyelik koşullarını sağlarız"

Özel, kuruluşundan itibaren tam bağımsızlık hedefinden sapmadan, kültür, sanat, bilim, gelişmişlik ve demokrasi için Türkiye’nin yüzünü Batı’ya döndüğünü ve AB’ye tam üyeliğin son derece önemli bir çıpa olduğunu vurgulayarak, “Bizim iktidarımızda 2 yılda çok mesafe alırız. Biz AB sınırında demokrasi ile istikrarı birleştirmiş bir komşu olacağız. İki yıl içinde biz üzerimize düşen her adımı atarız. Terör tanımının herkesi terörist gören halden çıkıp uluslararası standarda kavuşması, kendi vatandaşlarınız için de önemli kişisel verilerin korunması bize de lazım. Siyasi ahlak yasası herkese lazım” ifadelerini kullandı. 

CHP Genel Başkanı Türkiye’nin dış politikada üç temel acil meselesini: 1) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına direnmek, 2) Komşularının iç işlerine karşımama, komşunun toprak bütünlüğüne saygılı olma ve komşunun devlet dışı unsurlarını muhatap kabul etmeme geleneğinin terk edilmesi, 3) Uzun yılların yerleşik dış politika deneyim ve hariciye geleneğinin terk edilip Türk dış politikasının şahsi ilişkiler ve kararlarla sürdürülmesi olarak sayıyor.

Editör: Cihan Oruçoğlu