Perşembe deprem olacak desem kentini buna hazırlayabilecek misin?

Toplantıdaki konuşmasına “Biberin fiyatını, emeklinin maaşını konuşan halk bir gün dahi çoluğum çocuğum halkım ölmesin diye depremi asla konuşmuyor” sözleriyle başlayan Görür, “Depremi önceden bilemiyor musunuz, depremi önceden bilen cihaz yapılabilir mi, hangi fay hattı daha canlı” gibi sık sorulan sorulara odaklanmaktansa kentleri depreme dirençli hale getirmeye odaklanılmasını tavsiye etti. Görür, “Ben kalksam desem ki Perşembe günü deprem olacak İstanbul’da, ben söylesem millet ayaklanır, peki 17 milyon insan nasıl taşınacak, orayı hangi yolla terk edecek, o bölgede oluşacak kaos, arsızlık, hırsızlık, hastalık, çoluk çocuk ne olacak? Bu kadar safdillik olabilir mi?  Depremi söyleyemiyor musunuz ne zaman olacak diye soruyorlar.  Zannediyor arabasına binip teyzesine gidecek. Bizim buradan o fay geçiyor mu bu fay geçiyor mu, öyle mi olur böyle mi, bunlara lüzum yok. Antalya ebediyen var olacaksa Antalyalı burada yaşayacaksa Antalya’yı deprem dirençli yapmak zorundayız.  İster fay fazla olsun ister seyrek olsun” Antalya’nın 60 ila 100 km etrafında 3 önemli deprem zonu bulunduğuna işaret eden Görür, özellikle 6 Şubat Depremi’nden sonra Helen Kıbrıs Fay Hattı’nın riskli hale geldiğini söyledi.  

“Uygulanan  bir deprem master planı yok”

Görür, Uygulanmayan deprem raporlamalarını ve deprem master planlarını şu sözlerle eleştirdi: “Bakın dünyanın hiçbir yerinde bizdeki plan kadar plan yoktur. Yemin ediyorum yoktur. Her kentin yüzlerce planı vardır. Hele AFAD’ da binlerce plan vardır, raflarda vardır rapor rapor, plan plan plan. İş yapmayacaksan master plan yapacaksın. Siz bana bir tane söyleyin, master plan yapıldı da uygulandı.

“Belediye başkanları deprem eğitiminden geçirilmeli”

1999’da yılında Türkiye’de bir kentte belediye meclis üyelerinin şehrin içinden geçen fay hattının 5 kilometre kuzeye taşınmasını oyladığını hatırlatan Görür, Belediye meclis üyelerinin, özellikle de belediye başkanlarının deprem konusunda eğitimden geçmesi gerektiğini söyledi. 

“Micro Bölgelendirme ve Vs(30) Haritalandırılma çalışması yapan yok”

Belediyelerin deprem mikro bölgelendirme çalışması yapmaya başlamalarını öneren Görür, meclisteki imar kararlarının, yapılaşma kararlarının mikro bölgelendirme çalışmasına göre verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’de İstanbul hariç hiçbir belediyenin mikro bölgelendirme çalışması olmadığını söyledi. 1999 depreminin ardından İstanbul’da bir ilçede mikro bölgelendirme çalışmasının maliyetinin 15 – 20 milyon dolar ile karşılandığını bildiğini söyleyen Görür, literatürde Vs(30) adı verilen ‘Kayma Hızı’nın da hesaplanmasının önemine “Deprem dalgaları şehre girdiğinde nerede daha şiddetli daha az şiddetli olur, bilmiyorsun, bilmiyorsan binayı neye göre yaptın, siyasete göre yaptın, ranta göre yaptın, aferin bize” sözleriyle dikkat çekti.

Bağlıkaya: Turizm başarısından söz etmek mümkün değildir Bağlıkaya: Turizm başarısından söz etmek mümkün değildir

“Ne TÜSİAD, ne MÜSİAD, ne ATO, ne İTO, hiç hava!”

 

Sanayicileri depreme hazırlıklı olmamakla eleştiren Görür, “Depreme kendi işyerlerini nasıl hazırlayacaklarını bilmiyorlar. Bunun ekibi var, ekipmanı var, pazarı var, ihracatı, ithalatı var, kaynağı var, rekabeti var, zaman kaybı var. Bütün bunları siz acaba deprem olmadan önce hesaplıyor musunuz, deprem geldiği zaman benim işim ne duruma gelecek, nasıl ben minimum hasarla kurtarırım bunu bizim iş dünyası bize ispat etmedi. Ne TÜSİAD, ne MÜSİAD- ne ATO, ne İTO, hiç hava. O işçilerin, o kritik elemanlarının daha deprem olmadan nerede yaşadıklarını, hangi evde kaldıklarını senin deprem olmadan önce bilmen,  o işe bakman lazım patron olarak” dedi.

Görür,  kendisini deprem riski konusunda yaptığı konuşmalarla halkı kaygılandırmakla suçlayan meslektaşlarına   şu sözlerle sitem etti: “ne yapıyorum, geliyorum ben kendi ömrümü, çok yayın yapan, uluslararası nitelikte bir adamım, ben ömrümün bu zamanını 10 tane yayın yapacağıma kendi insanlarıma deprem farkındalığı anlatayım, insanlarım ölmesin diye dolaşıyorum  bunun nesi kötü? Bu ülkede herhangi bir gece, herhangi bir sabah kalktığımızda deprem haberi ile karşı karşıya kalabiliriz. Bu ülkenin yapısı bu. Depremi durduramayacağımıza göre, gelin bu ülkeyi deprem dirençli yapalım, bunu söyleyelim, niye alınıyorlar, niye gocunuyorlar, bu nasıl bir kıskançlık?”

Editör: Ece Güneş