Nisan başında yapılan son zamla birlikte, düşük kademedeki mesken abonelerinin ödediği faturanın yalnızca yüzde 15’inin gerçek enerji bedelinden oluştuğu, yüzde 75’inin ise doğrudan dağıtım şirketlerine aktarıldığı belirtildi.
10 yılda dengeler tersine döndü
Verilere göre 2016 yılında elektrik faturalarının yüzde 56’sını enerji bedeli, yüzde 23’ünü dağıtım bedeli oluşturuyordu. Ancak geçen 10 yılda bu tablo tamamen değişti. Enerji bedeli yüzde 125 artarken, dağıtım bedelindeki artış yüzde 2058’e ulaştı.
Son 5 yılda ise üretim bedeli yalnızca yüzde 24,5 artarken, dağıtım bedelindeki artış yüzde 880’e çıktı. Aynı dönemde vergilerdeki artış da yüzde 108 olarak kaydedildi.
“Özelleştirme kâr garantisi yarattı”
EMO yönetim kurulu üyesi ve CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ, bu tablonun temelinde özelleştirme politikalarının olduğunu vurguladı. Özdağ, elektrik dağıtımının özel şirketlere devredilmesiyle birlikte “rekabet ve ucuzluk” vaatlerinin gerçekleşmediğini, aksine şirketlere kâr garantisi sağlandığını ifade etti.
Özdağ’a göre dağıtım şirketleri, özelleştirme süreçlerinde kullandıkları döviz kredilerinin yükünü tüketicilere yansıtırken, düzenleyici mekanizmalar da bu yapıyı destekledi.
“Her harcama vatandaşa yansıyor”
Dağıtım sisteminde uygulanan “Düzenlenmiş Varlık Tabanı” (DVT) ve yüzde 14,46’lık “Makul Getiri Oranı” (MGO) üzerinden şirketlere garanti kâr sağlandığını belirten Özdağ, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Şirket ne kadar yatırım ve harcama gösterirse, varlık tabanı o kadar büyüyor. Bu da doğrudan kârın artması anlamına geliyor. Yapılan harcamaların bedeli ise tüketiciden tahsil ediliyor.”
Aynı grup üretip satıyor
Elektrik piyasasında aynı holdinglerin hem üretim, hem dağıtım hem de satış faaliyetlerini yürütmesinin rekabeti ortadan kaldırdığına dikkat çekildi. Bu yapının “dikey bütünleşik tekel” yarattığı ve denetimi zorlaştırdığı ifade edildi.
Yıllık 34 milyar TL ek yük
2025 verilerine göre Türkiye’de toplam elektrik tüketimi 361 teravatsaat seviyesine ulaşırken, bunun yaklaşık yüzde 25’i mesken abonelerine ait. Son bir yılda dağıtım bedelindeki artışın yalnızca düşük kademe mesken abonelerine yıllık yaklaşık 34 milyar TL ek yük getirdiği hesaplandı.
OECD’de benzeri yok
Uzmanlara göre bu tablo uluslararası ölçekte de istisnai. OECD ülkelerinde elektrik faturalarının ortalama yüzde 50’si enerji bedelinden oluşurken, dağıtım payı genellikle yüzde 25-30 seviyesinde kalıyor.
“Tasarruf artık illüzyon”
Özdağ, mevcut sistemde enerji tasarrufunun etkisinin sınırlı kaldığını belirterek, “Faturanın büyük kısmı sabit kâr mekanizmasına dayanıyor. Bu nedenle vatandaş tasarruf yapsa da ödediği tutar ciddi biçimde değişmiyor” dedi.