Küresel piyasalarda gözler yeniden Orta Doğu’ya çevrildi. Altın, jeopolitik risklerin yükseldiği dönemlerde genellikle güvenli liman olarak öne çıksa da, bu kez savaşın petrol ve enflasyon kanalıyla faiz beklentilerini bozması fiyatları aşağı çekiyor. 26 Mart Perşembe günü spot altın yaklaşık yüzde 1 düşüşle 4.476,51 dolar seviyesine gerilerken, ABD’de Nisan vadeli altın kontratları da yüzde 2,1 kayıpla 4.457 dolar civarında işlem gördü.
Piyasada kritik eşik: Müzakere haberi mi, yeni saldırı mı?
Altın cephesinde kısa vadeli fiyatlamanın merkezinde artık doğrudan diplomasi trafiği yer alıyor. Reuters’a konuşan Capital.com kıdemli piyasa analisti Kyle Rodda, önümüzdeki kısa zaman diliminde altının müzakere haber akışına çok duyarlı kalacağını belirtirken, daha sert ve kalıcı hareketlerin ise çatışmanın yeni bir aşamaya geçmesi halinde görülebileceğini söyledi. Aynı değerlendirmelerde, özellikle hafta sonuna doğru ABD’nin İran’a yönelik olası yeni askeri adımlarının piyasada yön tayin edici başlık olabileceği vurgulandı.
İran tarafı ise ABD’den gelen ateşkes ya da savaşı sonlandırma içerikli tekliflerin değerlendirildiğine dair sinyaller verse de, doğrudan müzakere niyetine ilişkin çelişkili mesajlar veriyor. Bu da piyasalarda “belirsizlik primi”ni canlı tutuyor. Reuters’ın 26 Mart tarihli küresel piyasa derlemesine göre yatırımcılar, hem olası ateşkes ihtimalini hem de sahada gerilimin yeniden tırmanma riskini aynı anda fiyatlıyor.
Neden yükselmiyor? Altını baskılayan asıl unsur petrol ve faiz
Normal şartlarda savaş ve jeopolitik krizler altına alım getirir. Ancak bu kez tablo daha karmaşık. Çünkü Orta Doğu’daki çatışmanın enerji arzı üzerindeki etkisi petrolü yukarı taşıdı. Reuters’a göre Brent petrol yeniden 100 doların üzerine çıktı; bu da enflasyon baskısını artırarak merkez bankalarının faiz indirimine gitmesini zorlaştırıyor.
Altın faiz getirisi olmayan bir varlık olduğu için, piyasada yüksek faizlerin daha uzun süre korunacağı beklentisi oluştuğunda baskı altında kalıyor. Nitekim Reuters’ın 24 ve 26 Mart tarihli haberlerinde, yatırımcıların bu yıl ABD Merkez Bankası’ndan beklediği faiz indirimlerini önemli ölçüde geri çektiği, hatta bazı piyasalarda daha şahin senaryoların konuşulmaya başlandığı aktarılıyor. Bu nedenle jeopolitik risk tek başına altını taşımaya yetmiyor; enerji kaynaklı enflasyon korkusu güvenli liman etkisini törpülüyor.
Hürmüz etkisi piyasaların merkezinde
Piyasadaki en kritik başlıklardan biri de Hürmüz Boğazı. Reuters’ın 24 ve 25 Mart tarihli haberlerine göre boğazdaki geçişler küresel enerji arzı açısından yeniden ana risk kalemi haline geldi. İran’ın bazı açıklamalarında “düşmanca olmayan” gemilerin geçişine izin verilebileceği belirtilse de, piyasalar bölgedeki enerji akışının kırılganlaştığı görüşünde birleşiyor. Bu kırılganlık, petrolde yukarı yönlü baskıyı canlı tutarken, altın üzerinde de dolaylı bir faiz baskısı oluşturuyor.
Bu nedenle yatırımcı davranışında klasik “savaş varsa altın yükselir” refleksinden daha farklı bir tablo öne çıkıyor. Şu anda piyasa, savaşın kendisinden çok savaşın enflasyon ve para politikası üzerindeki etkisini fiyatlıyor. Reuters’ın 23 Mart tarihli analizinde de altındaki sert oynaklığın temel nedeninin bu olduğu, çatışma başladıktan sonra altında dikkat çekici bir geri çekilme yaşandığı belirtiliyor.
Gümüş, platin ve paladyumda da satış baskısı
Sadece altında değil, diğer değerli metallerde de zayıf görünüm sürüyor. Reuters verilerine göre 26 Mart Perşembe günü spot gümüş yaklaşık yüzde 1,9 düşüşle 69,90 dolar, platin yüzde 1,4 kayıpla 1.893,60 dolar, paladyum ise yüzde 2 gerileyerek 1.394,83 dolar seviyesine indi. Bu tablo, yatırımcıların güvenli liman alımından çok faiz ve büyüme risklerini fiyatladığını gösteriyor