Kamu emekçileri, ekonomik krizin derinleştiği, maaşların hızla eridiği bir dönemde “geçinemiyoruz” diyerek iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Ülkenin dört bir yanında yapılan açıklamalarda, enflasyon verilerinden vergi politikalarına, kira artışlarından sendikal haklara kadar birçok başlıkta iktidara sert eleştiriler yöneltildi.
“Enflasyonda dünya sıralamasında üst sıralardayız”
Kamu emekçileri adına yapılan açıklamada, Türkiye’nin enflasyon rakamları üzerinden yaşanan yoksullaşmaya dikkat çekildi. TÜİK verilerine göre bile Türkiye’nin dünyada en yüksek enflasyona sahip ülkeler arasında yer aldığı belirtilirken, gıda, kira ve eğitim gibi temel kalemlerde Avrupa Birliği ve OECD ülkeleri arasında ilk sırada olunduğu vurgulandı.
Açıklamada, “AB ülkelerinin yıllık enflasyonunu biz bir ayda yaşıyoruz” denildi.
“Maaş zamları gerçek enflasyonu yansıtmıyor”
Kamu emekçileri, maaş artışlarının Merkez Bankası’nın tutmayan tahminlerine ve TÜİK’in gerçeği yansıtmadığı savunulan verilerine göre belirlendiğini ifade etti. Ocak ayı itibarıyla açıklanan yüzde 18,6’lık artışın büyük bölümünün zaten yaşanmış enflasyon farkı olduğuna dikkat çekildi.
2026 yılına, bin TL seyyanen artış dahil ortalama yüzde 12,5 zamla girildiği belirtilirken; toplu taşıma, sağlık katkı payları, köprü ve otoyol ücretleri ile kiralardaki artışların bunun katbekat üzerinde olduğu vurgulandı.
Kira örneğiyle tabloyu anlattılar
Açıklamada verilen örnek dikkat çekti:
Aralık ayında 55 bin TL maaş alan bir memurun 25 bin TL kira ödediği, Ocak ayında maaşının 66 bin TL’ye çıkmasına karşın kirasının 33 bin 720 TL’ye yükseldiği ifade edildi. “Maaş zammının büyük bölümü daha cebe girmeden kiraya ve vergiye gidiyor” denildi.
Eleştirilerin hedefinde Hakem Kurulu ve yandaş sendikalar
Kamu emekçileri, yaşanan tablodan yalnızca iktidarı değil, “yandaş konfederasyonları” ve Hakem Kurulu’nu da sorumlu tuttu. Hakem Kurulu’nun “işverenin noteri” haline geldiği vurgulanırken, sendikaların verdikleri sözlere rağmen bu sürece dahil oldukları eleştirisi yapıldı.
“Bu düzen; iktidar, yandaş konfederasyonlar ve Hakem Kurulu ittifakının ortak eseridir” ifadeleri kullanıldı.
“Eskiden daha iyi yaşıyorduk”
Açıklamada geçmişle kıyaslamalar da yer aldı. Buna göre:
-
10 yıl önce en düşük maaşla 17 çeyrek altın alınabilirken bugün 6 çeyrek altının bile alınamadığı,
-
Emekli ikramiyesiyle bir zamanlar ev alınabilirken bugün ikinci el bir otomobilin bile ulaşılamaz olduğu,
-
En düşük memur emeklisi maaşının ilk kez açlık sınırının altına düştüğü ifade edildi.
“Kaynak var, tercih yanlış”
Kamu emekçileri, sorunun “kaynak yokluğu” değil, kaynakların kim için kullanıldığı olduğunu savundu. Açıklamada, bütçeden faize, teşviklere, silahlanmaya ve hazine garantilerine ayrılan paylar sıralanırken; yoksullukla mücadele, istihdam, tarım, hukuk ve sosyal politikalara ayrılan payların son derece düşük olduğu belirtildi.
Talepler sıralandı
Kamu emekçilerinin talepleri şöyle sıralandı:
-
Ocak ayından itibaren maaşlara ek yüzde 20 artış yapılması,
-
İlave seyyanen ödemenin taban maaşlara yansıtılması,
-
3600 ek gösterge sözünün tüm kamu emekçileri için yerine getirilmesi,
-
Mülakat uygulamasının kaldırılması,
-
Grevli toplu sözleşme hakkının önündeki yasal engellerin kaldırılması,
-
En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması, kira, kreş ve yol desteği sağlanması.