Antalya’nın en değerli bölgelerini kapsayan ve kentin simge yapılarını barındıran milyarlarca dolarlık arazilerle ilgili dava, sahte mirasçı iddiaları nedeniyle onlarca yıldır sonuçlanamıyor. Arap Süleyman ile Hacı Bekirzade Mehmet Ağa’nın mirasına ilişkin 1958 yılında başlayan dava, usulsüz müdahillikler ve bitmeyen itirazlar yüzünden adeta yargı labirentine dönüştü.
Toplam 2 milyon 400 bin metrekarelik dava konusu alan üzerinde bugün Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, falezler, Rixos otelleri, Cam Piramit Parkı, Atatürk Kültür Parkı, AKM, Corendon Stadyumu, Antalya Adliyesi, Antalyaspor tesisleri, on binlerce konut, kamu binaları, okullar ve ibadethaneler bulunuyor.
Dosyayı uzun yıllardır takip eden avukatlardan Necati Yılmaz, davada yüzlerce kişinin haksız şekilde taraf haline getirildiğini belirterek, “Bu kişiler Arap Süleyman’ın mirasçısı olduklarını iddia ediyor ama nasıl mirasçı olduklarını bilmiyorlar. Ailesinde ‘Süleyman’ ismi bulunan herkes bu dosyaya geliyor. Mahkemeler de yeterli inceleme yapmadan müdahale taleplerini kabul ediyor” diye konuştu.
Son olarak Hacı Bekirzade Mehmet Ağa’nın mirasçısı olduğunu ileri süren bir kişinin talebinin reddedildiğini ancak bu kararın da süreci uzattığını söyleyen Yılmaz, henüz taraf sıfatı kazanmamış bir kişi hakkında karar verilmesinin dosyayı yeniden istinafa taşıdığını dile getirdi. Yılmaz, “Amaç dosyayı sürüncemede bırakmak. Aynı kararlar defalarca üst mahkemelere taşınıyor” dedi.
Bazı müdahillerin evrakta sahtecilik suçlamasıyla ağır ceza mahkemesinde yargılandığını hatırlatan Yılmaz, dosyadaki çelişkilere dikkat çekerek, “Annesinden önce doğmuş çocuklar olduğu iddia ediliyor. Buna rağmen müdahale talepleri kabul ediliyor. Bu durum davayı içinden çıkılmaz hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
67 yıldır süren dava kapsamında çuvallar dolusu evrak oluştuğunu belirten Yılmaz, usulsüz müdahilliklerin temizlenmeden dosyanın sonuçlanmasının mümkün olmadığını vurguladı. Kent tarihinin en büyük mülkiyet davalarından biri olarak gösterilen süreçte, sahte mirasçı iddiaları yargının önündeki en büyük engel olarak öne çıkıyor.