Yusuf Yavuz
Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik başlatılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının dayanağı olan iddiaların sahibi iş insanı Yusuf Yadoğlu, ilk duruşması 16 Mart’ta başlaması beklenen Antalya iddianamesinde ‘suçtan zarar gören’ isimler arasında ilk sırada yer alıyor. Beşiktaş iddianamesinde suç örgütü lideri olarak anılan Aziz İhsan Aktaş’ın ortağı olduğu belirtilen Yusuf Yadoğlu’nun Antalya’daki duruşmaya tıpkı Aktaş gibi korumalar eşliğinde gelmesi muhtemel görünüyor. Yadoğlu’nun Antalya’da belediyeler ve kamu kurumlarından aldığı ihaleler ve sahibi olduğu şirketin inşa ettiği otelin yeraltı sularına zarar verdiğini belgeleriyle ortaya koyan haberlerimize yönelik yaptığı suç duyurularında yer verilen ifadeler, “tanık koruma” zırhının sınırlarının “dokunulmazlık” beklentisine zorlandığını gösteriyor. Antalya Cumhuriyet Savcılığı’nın tamamı hakkında “kovuşturmaya yer yoktur” kararı verdiği, haberlerimize yönelik 4 ayrı suç duyurusunda, Yusuf Yadoğlu’nun “suç yapılarının çözülmesine yardımcı olan” bir isim olarak anılması dikkati çekiyor: “Müvekkil suç yapılarının çözülmesinde kamuya geçmişte olduğu gibi bugün de yardımcı olmaya ve her zaman ifade vermeye hazırdır.”
Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan 702 sayfalık iddianamenin ilk duruşmasının 16 Mart’ta yapılması bekleniyor. Antalya’daki operasyonların ve iddianamenin oluşmasına giden yolun başında, iş insanı Yusuf Yadoğlu’nun ifadelerinde geçen iddialar yer alıyor.
Beşiktaş iddianamesinde suç örgütü liderinin ortağı
İstanbul’da Beşiktaş Belediyesi’ne yönelik operasyonların ardından hazırlanan iddianamede ‘suç örgütü lideri’ olarak anılan Aziz İhsan Aktaş’ın ortağı olduğu, birlikte ihaleler aldıkları belirtilen Yusuf Yadoğlu’nun tanık ifadelerinde de Aktaş ile birlikte iş yaptıkları öne sürülüyor. Yadoğlu’nun Antalya’da kurduğu şirketlerin, yakınları veya güvendiği çalışanlarının üzerine yaptığı da yine iddianamede yer alan bilgiler arasında.
Antalya iddianamesinde ‘suçtan zarar gören’ listesinin başında
Ancak İstanbul’da ‘suç örgütü lideri’nin ortağı olduğu öne sürülen Yusuf Yadoğlu’nun Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik hazırlanan Muhittin Böcek iddianamesinde ‘suçtan zarar gören’ sıfatıyla yer alması dikkat çekiyor. Yadoğlu iddianamede 2 ayrı eylemde ‘suçtan zarar gören’, bir eylemde ise ‘tanık’ sıfatıyla yer alıyor. Çoğunluğu iş insanlarından oluşan toplam 16 kişinin ‘suçtan zarar gören’ sıfatıyla yer aldığı iddianamede Yusuf Yadoğlu’nun adı ilk sırada bulunuyor.
Yusuf Yadoğlu da Aktaş gibi koruma ordusu ile mi gelecek?
Beşiktaş iddianamesine adını veren ve suç örgütü lideri olarak anılan Aziz İhsan Aktaş’ın duruşmalara korumalar eşliğinde gelmesi kamuoyunda eleştiri konusu olmuştu. 16 Mart’ta ilk duruşması yapılacağı belirtilen Antalya iddianamesiyle ilgili yargılama sırasında büyük olasılıkla Yusuf Yadoğlu’nun da benzer şekilde korumalar eşliğinde duruşmaya getirilmesi muhtemel görünüyor.
İhale haberlerimize Yadoğlu’ndan suç duyurusu bombardımanı
Bununla ilgili olasılıkların başında, Yusuf Yadoğlu’nun ‘tanık koruma’ kapsamına alınması görülüyor. Ancak bir başka detay da, bizzat Yadoğlu’nun avukatları tarafından yapılan değerlendirme. Yusuf Yadoğlu’nun avukatları, Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyonların ardından yaptığımız bazı haberler nedeniyle Ağustos-Ekim 2025 döneminde Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına toplam 4 ayrı suç duyurusu yapmıştı. Haberlerin yayınlandığı gazete ve internet haber sitelerinin merkezlerinin yer aldığı Ankara ve İstanbul’da da ayrı ayrı suç duyurularında bulunan Yadoğlu’nun avukatları, tarafıma ve gazete yöneticilerine yönelik çeşitli suçlamalarda bulundular.
Yadoğlu, suç örgütünün açığa çıkarılmasına ‘yardımcı’ olmuş!
Bu haberlere ve suçlamalara geçmeden önce, Savcılığa yapılan suç duyuru dilekçelerinde yer verilen bir ayrıntıyı aktarmak daha yerinde olacak. Yusuf Yadoğlu’nun avukatları, yaptığımız haberlere yönelik suç duyurusunda, aynen şu ifadeleri kullanıyor: “…müvekkil kamu düzeninin korunması ve suç sayılan örgüt ve oluşumların açığa çıkmasına yardımcı olmuştur.”
Birden çok haber yapmak suç gibi yansıtıldı
Suç duyurusunun bir başka yerinde ise Yusuf Yadoğlu’nun suç örgütünün çözülmesine yardımcı olduğu öne sürülerek, “Şüpheliler huzurdaki suç duyurusuna konu haber ve bu yönde yayınladıkları birden çok haberde müvekkili sanki bir yerden emir almışçasına aşağılayıp küçük düşürmeye çalışmaktadır. Şüphelilerin suçluyu koruyan bir izlenim bırakmaları ve suç örgütünün çözülmesine yardımcı olan müvekkilin aleyhine haberler yapmaları maksatlarının habercilik olmadığını açıkça ortaya koymaktadır” ifadelerine yer veriliyor.
‘Suç yapılarının çözülmesi için her zaman ifade vermeye hazır’
Yine yayınladığımız haberlerle ilgili bir başka suç duyurusunda, Yusuf Yadoğlu’nun yargılamalar konusunda nasıl konumlandırıldığına ilişkin ilginç detaylar var. Yusuf Yadoğlu’nun (müvekkil), kanunlara her zaman riayet ettiği ve basiretli bir tacir gibi davranmaya özen gösterdiği, her zaman yasalara saygılı bir kişi olduğu öne sürülen suç duyurusunda, “Müvekkil suç yapılarının çözülmesinde kamuya geçmişte olduğu gibi bugün de yardımcı olmaya ve her zaman ifade vermeye hazırdır” deniliyor.
Tanık koruma zırhıyla dokunulmazlık mı isteniyor?
Beşiktaş iddianamesinde, suç örgütü lideri olduğu öne sürülen Aziz İhsan Aktaş’ın ortağı olduğu belirtilen Yusuf Yadoğlu’nun, “suç örgütünün çözülmesine yardımcı olan” bir isim olarak anılması, “tanık koruma” kapsamının da çok ötesine geçildiğine işaret ediyor. Bunun bir başka işareti de, Yusuf Yadoğlu ve Antalya’dan ihale alan şirketleri hakkında açık kaynaklara dayanarak yaptığımız haberlere ilişkin suç duyurusunda açıkça dile getirilmiş olması. Suç duyurusunda, Yusuf Yadoğlu’nun adının ve şirketlerin isimlerinin haberde anılması, şirketlerin aldığı ihalelere değinilmesi, tanık koruma kanununa atıf yapılarak Yadoğlu’nun can ve mal güvenliğinin tehlikeye atıldığı, hedef gösterildiği iddialarına konu ediliyor.
Açık kaynak verileri ‘ticari sır’ olarak görülüyor
Yusuf Yadoğlu’nun beyanlarına dayanılarak 5 Temmuz 2025 tarihinde Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik başlatılan operasyonların ardından, Yadoğlu’nun, yakınlarının ya da çalışanlarının üzerine kurulan şirketlerin Antalya’da aldığı ihaleleri mercek altına alan bazı haberler yayınlamıştık. EKAP kayıtları, ticaret sicil gazetesi ve ilgili kamu kurumlarının erişime açık kaynakları üzerinden edindiğimiz bilgilere dayanarak ve geçmişe dönük incelemeler yaparak hazırladığımız bu haberler büyük yankı buldu.
Muhittin Böcek ‘iftiracı’ demişti, tanışıklığı daha eski çıktı
Tutuklanmasının ardından Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek, ifadesinde, “iftiracı’ olarak andığı Yusuf Yadoğlu’nu 10 yıldır tanıdığını ve kamudan ihaleler alan bir iş insanı olarak bildiğini, aralarında yakın bir ilişkilerinin olmadığını savunmuştu. Ancak Muhittin Böcek’in Konyaaltı Belediyesi Başkanı olduğu dönemde açık kaynaklara göre Yusuf Yadoğlu’na 2011 yılından itibaren ihaleler verildiği görülüyordu. Üstelik bu ihalelerin tutarları, belediyenin yıllık bütçesinin önemli bir kısmını oluşturması dikkat çekiyordu.
Böcek’in ‘gönül ilişkisi’, Yadoğlu’nun çalışanı çıktı
Burada dikkat çeken bir detayı daha ekleyelim: Daha sonra Antalya iddianamesinde adı Muhittin Böcek ile ‘gönül ilişkisi’ olduğu iddiasıyla gündeme gelen M.K. adındaki belediye çalışanının, Konyaaltı Belediyesi’nden ihaleler aldığı dönemde Yusuf Yadoğlu’nun şirketinde SGK kaydının olduğu ortaya çıktı. Buna göre M.K., 2015-2017 tarihleri arasında Yusuf Yadoğlu’nun şirketinde ‘beden işçisi’ olarak çalışmış. Konyaaltı Belediyesi’nin temizlik ve personel ihalesini alan Yusuf Yadoğlu’nun şirketlerinde 3 yıl boyunca SGK kaydının olduğu Savcılık iddianamesinde detaylarıyla yer alıyor.
Yaptığımız haberlere dört ayda 4 suç duyurusu yapıldı
Yusuf Yadoğlu’nun şirketleriyle ilgili haberlerimizden biri de Konyaaltı ilçesi Arapsuyu Mahallesi’nde bulunan bir otel inşaatı ile ilgiliydi. Otel inşaatı sırasında yeraltı suyu rezervlerine zarar verilmiş, mahalleli bu konuda ilgili kurumlara ve DSİ’ye bildirimlerde bulunmuş ancak yeraltı suyu seviyesinin altına inilen otel inşaatı sırasında açığa çıkan yeraltı suları aylarca tahliye kanalına akıtılmıştı. Bu konuda DSİ’nin bir rapor da hazırladığını tespit ettik ve ilgili kurumlarla yaptığımız görüşmelerin ardından konuyla ilgili haberler yayınladık. Yusuf Yadoğlu, avukatları aracılığı ile ilki 8 Ağustos 2025 tarihinde, sonuncusu ise 12 Kasım 2025 tarihinde olmak üzere söz konusu haberlere ilişkin Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına 4 ayrı suç duyurusunda bulundu.
Yeraltı suyunu ‘yağmur suyu’ diye savundular
Haberlerin, Ankara ve İstanbul’daki yayınlarına yönelik de ayrı ayrı suç duyurularında, Türkiye’nin gündeminden düşmeyen bir iş insanının aldığı ihaleler ‘ticari sır’, adının haberlerde yer alması ‘kişisel verilerin ihlali’ olarak yorumlanmaya başladı. Konyaaltı ilçesindeki otel inşaatında aylarca yeraltı sularının tahliye edilerek zarar verilmesi ise “aşırı yağışlardan kaynaklı inşaat alanında biriken suların tahliyesi” olarak gösterilmeye çalışıldı. Oysa DSİ’nin yeraltı sularına zarar verildiği yönündeki raporu ortadaydı.
‘Gizliliğin ihlali, hakaret, kişisel verileri ele geçirmek…’
Bu haberlerin ardından Konyaaltı Belediyesi’nce otel inşaatında yapılan denetimde projeye aykırılıkların tespit edildiği, inşaatın durdurulduğu ve aykırılıkların giderilmesi için bir ay süre verildiği açıklandı. Ancak buna rağmen Yusuf Yadoğlu’nun avukatları söz konusu haberlere yönelik suç duyurularına devam etti. Suç duyurularında, “gizliliğin ihlali, hakaret, iftira, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek ve yaymak” gibi suçlamaların yanı sıra, “sesli yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret, gizliliğin ihlali, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak” iddialarına yer verildi.
Haberler ‘itibar suikasti’ klişesine sokuldu
Suç duyurusunda yer verilen en dikkat çekici ifadelerden biri de, söz konusu haberlerin bir yerlerden emir alınarak yapıldığı ve Yusuf Yadoğlu’nu aşağılayıp küçük düşürmeye yönelik yapıldığı iddiasıydı. Tutarsızlıkla dolu suç duyurusu dilekçesinde, söz konusu haberlerin Yusuf Yadoğlu’na yönelik itibar suikastı amacını taşıdığı klişesi de yer aldı.
‘Tanığın ifşa edilmesi ve hedef gösterilmesi’ iddiası
Ancak suç duyurusundaki en çarpıcı detay hiç kuşkusuz 5726 sayılı kanuna göre ‘tanık koruma’ kapsamında olduğu belirtilen Yusuf Yadoğlu’nun kimliğinin söz konusu haberlerle ifşa edildiği iddiası. Şuç duyurusunda şöyle deniliyor: “Tanığın kimliğinin ifşa edilmesi veya hedef gösterilmesi tanı tehlikeye atmaktadır yazıda müvekkilin şahsına ilişkin bilgiler soruşturma dosyasındaki duruşu ve otel inşaatı ile ilgili pek çok asılsız bilge yer verilerek müvekkilin can ve mal güvenliği tehdit edilmiştir.”
Tanık koruma ile dokunulmazlık mı talep ediliyor?
Yusuf Yadoğlu’nun adı, Beşiktaş Belediyesi’ne yönelik başlatılan operasyonların ardından neredeyse bir yıldır Aziz İhsan Aktaş ile birlikte tüm ülkenin gündeminde. Kendisi ‘gizli tanık’ da değil. Ancak yönettiği şirketler üzerinden aldığı ihaleler, sahibi olduğu şirket aracılığı ile inşa ettiği otel projesiyle ilgili sorunlarla ilgili haberlerin ve bu konudaki yazıların gündeme gelmesini ısrarla istemiyorlar ve ‘tanık koruma’ kapsamına sığınarak ‘dokunulmazlık’ elde etmeye çalışıyor, basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına set çekmeyi amaçlıyorlar.
Savcılık, ‘haberler basın özgürlüğü kapsamında’ dedi
Söz konusu haber ve yazılarımız nedeniyle yapılan suç duyurularının tamamı hakkında Antalya Cumhuriyet Savcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verildi. Sonuncusu kısa süre önce tarafıma tebliğ edilen Savcılık kararlarında, Yusuf Yadoğlu’nun avukatlarının iddialarının aksine söz konusu haberlerin basın özgürlüğü kapsamında olduğu belirtilerek özetle şöyle denildi:
“…somut olayda yapılan haberin maddi unsurların gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeye elverişli olmadığı, gizliliğin ihlali suçunun unsurlarının oluşmadığı, haberde müştekinin ismine yer verilmesinin kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturmayacağını, müşteki vekilinin şikâyet dilekçesinde belirttiği diğer suçların sorularının da oluşmadığı, şikâyete konu haberin gerçekdışı ve sert eleştiriler içermesi halinde bunun ancak tekzip veya tazminat hukukuna konu olabileceğinin açık olduğu, ülke kamuoyunu ilgilendiren soruşturmalar kapsamında ifade veren müştekiye yönelik olarak yapılan eleştiri ve yorumlarda eleştiri hakkı sınırının sıradan vatandaşa göre daha geniş yorumlanması gerektiğine dair bir kuşkunun bulunmadığı,
‘Haberin veriliş biçimi ve özü arasında fikri bir bağ var’
Müştekiye yönelik olarak yapılan eleştiri ve yorumlarda hakaret içerikli ifadeler kullanılmadığı, haberin basın özgürlüğü kapsamında yapıldığı, müştekiye yönelik olarak kullanılan sözlerin içeriğinde; şiddeti, silahlı dilemeyi veya ayaklanmayı teşvik eden ifadelerin kullanılmadığı, müştekinin onur, şeref ve saygınlığını yönelik ağır ve haksız bir saldırıda bulunulmadığı, haberin veriliş biçimi ile özü arasında fikri bir bağ bulunduğu, haberde ilgili olmayan nitelemeler veya yorumlar olmadığı, haber içeriğine uygun düşmeyecek şekilde kamuoyunda muhatabı husumet ve kuşku yaratıcı, kişiliğini zedeleyici bir üslup kullanılmadığı, özle biçim arasındaki dengenin şerefi onuru kıracak boyutta bozulmuş olmadığı anlaşılmakla, şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.”