Antalya Etkinlik Rehberi

Kemer’de otel uğruna ağaç katliamı!

Antalya Kemer’de Ayışığı Koyuna bitişik arazide 900 yataklı otel inşa etmek isteyen şirket ağaç katliamı ve yıkım yaptı, AKP ilçe başkanı ile CHP’li belediye başkanının oğlu da bu yıkımın hafriyatını taşıdı…

Yusuf Yavuz

Antalya’nın Kemer ilçesinde bölgenin ilk turistik tesislerinden biri olan Fransız Tatil Köyünün (Club Med) arazisinin tahsis edildiği ÖZAK GYO’nun inşa etmek istediği 900 yataklı otel projesi için ağaç katliamı başladı. İdyros antik kentinin kalıntılarının bulunduğu bölgede yer alan orman arazisindeki ağaç katliamına tepki gösteren İdyros Antik Kentine Dokunma Hareketi, ÇED Yönetmeliğinden de muaf tutulan yıkım projesiyle ilgili detayları paylaştı. Otel yapılmasına olanak sağlayan imar planıyla ilgili açılan dava sürerken arkeolojik sit alanlarıyla çevrelenen alanda çalışma başlatılması dikat çekti. Otel inşa etmek isteyen şirketin çalışması sırasında alanda çıkan hafriyatın ise CHP’li Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’nun oğlu Osman Topaloğlu ile AKP Kemer ilçe başkanı Uğur Ozan Gazioğlu’nun şirketleri tarafından taşındığı iddia edildi.

Ayışığı Koyuna bitişik 293 bin m² arazi 2068’e kadar tahsisli

Kemer’in ünlü Ayışığı Koyuna bitişik orman arazisi, bundan tam 57 yıl önce, 1969 yılında turizm için özel sektöre tahsis edildi. Bölgedeki ilk tatil köylerinden biri olan Club Med, yerel halkın deyimiyle Fransız Tatil Köyü böylece turizmin hizmetine girmiş oldu. İki katlı tatil köyü evlerinden oluşan tesis yıllarca hizmet verdikten sonra tahsis süresi dolunca tamamı ormana ait olan arazinin tahsis süresi uzatılarak üst kullanım hakkı 2023’de ÖZAK GYO şirketine verildi.

Turizme tahsisli olan 293 bin m²’li orman arazisi, Çalıştepe olarak bilinen bölgeye kadar uzanıyor. ÖZAK GYO şirketi, arazinin kullanım hakkını 2068 yılına kadar elde ederken, mevcuttaki yapıları yıkarak 5 kattan oluşan 900 yatak kapasiteli bir otel inşa etmek istiyor. Ancak arazinin birçok noktasında arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen bölgeler yer alıyor. Otel yapılması planlanan araziyi kapsayan Koruma Amaçlı İmar Planı, doğal ve kültürel mirası korumadığı gerekçesiyle Temmuz 2025’de yargıya taşınmıştı.

Şirket ağaç kıyımı ve yıkım yaptı, AKP ve CHP’li isimler taşıdı

Ancak yargı süreci devam ederken otel yapılmak istenen orman arazisinde ağaç katliamına girişilmesi tepki çekti. Mevcuttaki tatil köyüne ait yapıların yıkıldığı, çok sayıda kızılçam ağacının da kesilerek alana istiflendiği görülüyor. Yıkım yapılan alandan çıkan moloz ve hafriyat malzemesinin ise CHP’li Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’nun oğlu Osman Topaloğlu ile AKP Kemer İlçe Başkanı Uğur Ozan Gazioğlu’na ait olduğu ileri sürülen şirketler tarafından taşındığı iddia edildi.

Ağaç katliamı tepki, yıkıma karşı açıklama

Arazisi kapsayan imar planıyla ilgili açılan davada yargı süreci devam ederken başlatılan ağaç katliamı tepki çekerken, İdyros Antik Kentine Dokunma Hareketi konuyla ilgili gelişmeleri içeren bir basın açıklaması yaptı. İdyros Antik Kenti’nin bulunduğu bölgede inşa edilmek istenen otelin ÇED Yönetmeliğinden muaf tutulduğuna dikkat çekilen açıklamada, arazi tahsisinin, yönetmeliğin çıkarıldığı 1993 yılından önce yapılmış olmasının gerekçe olarak gösterildiği belirtilerek şöyle denildi:

“Bu katliamı lanetliyoruz”

“İdyros antik kenti üzerinde otel inşa etmek isteyen ÖZAK GYO şirketinin, açtığımız davaya rağmen inşaat çalışmalarına başladığını üzüntüyle ve endişeyle duyurmak istiyoruz. Üstelik ağaç katliamı yaparak! Şirket, inşaat çalışmalarına Kemer’in son ormanlık alanındaki ağaçları keserek başladı. Yerinde görüntülediğimiz çalışmalarda yüzlerce ağacın şimdiden kesilmiş ve taşınmaya başlanmış olduğu açıkça görülmektedir. ÖZAK GYO adlı şirketin bu ağaç kesimi için herhangi bir izin alıp almadığını bilmiyoruz. Ancak, daha önceki basın açıklamalarımızda da belirttiğimiz üzere bu yeni otel projesi, İdyros antik kenti sınırları içinde 57 yıl önceden tahsis verilmiş olan Fransız Tatil Köyü arazisi üzerine yapılmak istenmektedir ve herhangi bir büyütme söz konusu değildir. Dolayısıyla bu proje için ağaç kesim izni verilmiş olması mantıksızdır. İzinli veya izinsiz yapılsa da sonuç değişmemektedir: Kemer’imizin son ormanlık alanına büyük bir zarar verilmektedir. Bu katliamı lanetliyoruz!”

Şirket beton bloklarla kıyıya erişimi engelledi

Şirketin eylemlerinin ağaç katliamıyla sınırlı olmadığı öne sürülen açıklamada, yerel halkın kumsala erişiminin de engellendiği belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

“Şirket, hakkı olmamasına rağmen, halkın ve turistlerin bölgedeki kumsala ulaşımını sağlayan araç yolunu beton engellerle kapatmıştır. Bununla da yetinmemiş, otel tahsis alanını çevreleyen çitleri ve yüksek metal perdeleri kumsala, denizin kıyısına kadar uzatmış, halkın ve turistlerin denize yürüyerek bile ulaşmasına engel olmuştur. Bilindiği gibi, kıyı alanları hepimize aittir (Anayasa Madde 43) ve böylesi bir engelleme yasalara aykırıdır. ÖZAK GYO şirketinin bu eylemleri ile ilgili yasal girişimlerimizi yapmakta olduğumuzu duyurmak isteriz.”

Yargı süreci devam ederken yangından mal kaçırır gibi çalışma

ÖZAK GYO şirketinin bu yıkıcı, saldırgan ve Kemer’e zarar veren eylemlerini dile getirdikten sonra, başlayan otel inşaatının olumsuzlukları ve usulsüzlükleri hakkında da bilgiler paylaşmak istiyoruz:

“Bildiğiniz gibi, bölgede I. II. ve III derece arkeolojik sit alanları olması nedeniyle geçtiğimiz aylarda ‘sözde’ bir Koruma Amaçlı İmar Planı yapılmıştı. Bu imar planı söz konusu betonarme otelin potansiyel antik kent üzerine inşa edilmesine izin verdiği için ‘Koruma İmar Planı’ değil, ‘Talana Açma İmar Planı’ olarak tarihe geçecektir. Bizler de Antalya İdare Mahkemelerine itirazımızı yapıp bu imar planına karşı davamızı açmış bulunuyoruz. Ancak, ÖZAK GYO şirketinin acelesi olacak ki, yasal süreci beklemektense, yangından mal kaçırır gibi inşaata başlamayı tercih etmişlerdir.”

Spekülasyonları önlemek için şeffaflık çağrısı

Alanda iş makineleri eşliğinde başlatılan çalışmanın antik kentin potansiyel alanında da sürdüğünün altı çizilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Fransız Tatil Köyünün eski binaları büyük bir hızla ve hoyratlıkla yıkılmaktadır. Yapılan bu hoyrat çalışma görünmesin diye alanın etrafı yüksek metal perdelerle çevrilmiştir. Yukarıda belirttiğimiz gibi, söz konusu metal perdeler kumsala ve denize kadar uzatılmış, halkın bölgeye yaklaşması engellenmiştir. Oysa burada sit alanları vardır ve çalışmalar şeffaflıkla yürütülmelidir. Nitekim bu gizleme çalışmaları dikkat çekmiştir ve şirketin alanda bazı tarihi eserler bulduğu ve alandan dışarı taşıdığı hakkında söylentiler yayılmaya başlamıştır. Ortada bir kanıt olmasa da, tellerle çevrilmiş ve tarihi eser potansiyeli taşıyan bir bölgede çalışırken gizlenmeye çalışmanın böyle söylentilere yol açması şaşılacak bir durum değildir. Üstelik, alandan elde ettiğimiz görsellerde 3. derece sit alanı içinde çok sayıda kazı yapılmış olduğu görülmektedir. Bu kazılmış alanlar hakkında herhangi bir resmi tabela yoktur, dolayısıyla resmi bir arkeolojik kazı mı yoksa kaçak bir girişim mi olduğu belli değildir. Bu durum nedeniyle ortaya çıkan söylentiler, bölge halkının konuya olan hassasiyetini ve endişelerini yansıtmaktadır ki, bizler de bu endişelere katılıyoruz.”

“Koruma Bölge Kurulu tarihi mi betonu mu koruyor?”

Antik kentin yanıbaşındaki ağaç kesimleri, kazı ve inşaat işlemlerinden endişe duyulduğu kaydedilen açıklamada şöyle denildi:

“Tahsis alanı içinde yer alan ancak SİT alanı ilan edilmemiş kısımlardaki potansiyel buluntuların zarar görmesi endişesini taşımaktayız. Nitekim, bu endişelerimizi Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’na dilekçelerimizle iletmiş bulunuyoruz. Ancak maalesef Kurul, imar planında olduğu gibi bu konuda da tarihten değil, inşaattan ve betondan yana tavır almış, itirazımızı reddetmiştir. Tekrar sormak istiyoruz: Bu Kurul tarihi ve kültürel değerlerimizi mi, yoksa betonu mu korumaktadır? Koruma kurulunun ‘koruma’ görevini ihmal ettiği ortadadır ve bizler bu konuyu da idare mahkemesine taşımaya hazırlanıyoruz.”

“ÇED muafiyeti usule aykırı”

Söz konusu otel projesinin ÇED kapsamı dışında bırakılmasının da usule aykırı olduğu savunulan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Bilindiği üzere, mevzuat gereği, böylesi büyük (250 yatak üzeri) oteller, hele de sit alanı içerenler, ÇED raporu almak zorundadır. Bu rapor olmadan ruhsat alamazlar ve inşaata başlayamazlar. Bizler, otelin ÇED başvurusu yapmasını beklerken, ÖZAK GYO şirketi hızla inşaata girişti. Yaptığımız araştırmalar sonucunda büyük bir usulsüzlükle ÇED ‘sorununu’ çözdüklerini öğrendik. Şirket, yeni otel projesi için 57 yıl önceki tahsisten gelen ÇED muafiyetini kullanma hakkı elde etmişti. Bu inanılmaz bir olaydır, çünkü usulen bu mümkün değildir.”

“Tahsis 57 yıl önce yapılsa da koşullar yeni”

Fransız Tatil Köyünün basit yapıları için 1969’da tahsis verildiğinde henüz Kültür Bakanlığı’nın bile kurulmamış olduğuna işaret edilen açıklamada şöyle denildi:

“1993 yılında ÇED Yönetmeliği çıkarıldığında, bu tarihten önce verilmiş olan tahsisler kapsam dışı tutulmuştu ve Fransız Tatil Köyü de bu sayede ÇED muafiyeti almıştı. Ancak şu anda durum tamamen farklıdır. Bölgede çeşitli derecede sit alanları vardır, proje yenidir ve bu proje için imar planı yapıldığından bütün koşullar değişmiştir. Dolayısıyla bu yeni projeye 57 yıl önceki tahsise ait muafiyetin verilmesi gerçek anlamda mevzuatın ve hukukun katledilmesidir. Üstelik, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 26.02.2026 tarihli ilke kararı, sit alanlarına komşu parsellerde böylesi yapılaşmalara izin verilmemesi gerektiğini karara bağlamıştır. Sonuç olarak, bölgede artık yeni koşullar ve yeni mevzuat varken 57 yıl önceki bir muafiyetin arkasına saklanarak inşaata girişmek hem ÖZAK GYO şirketi, hem de buna çanak tutan kurumlar açısından son derece uygunsuz hatta utanılacak bir eylemdir.”

İdyros Antik Kenti tehdit altında

İdyros Antik Kentine Dokunma Hareketi’nin otel projesiyle ilgili ÇED muafiyeti konusunu da yargıya taşıyacağının altı çizilen açıklamada, bu süre içinde sit alanlarının çevresindeki potansiyel kültür varlıklarının zarar görmesinden endişe edildiği vurgulanarak şöyle denildi:

“Netice olarak tekrar haykırıyoruz: İdyros antik kenti potansiyel olarak tehdit altındadır. Bir an önce bu korkunç otel projesinden vaz geçilmesini, bölgenin çok daha geniş bir koruma alanı olarak tescil edilmesini ve bulunacak kültür varlıklarımızın geleceğe aktarılmasını talep ediyoruz.”