İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sosyal medya paylaşımları nedeniyle hakkında soruşturma başlattığı gazeteci Alican Uludağ, “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla tutuklandı. Soruşturma kapsamında sevk edildiği İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı gerekçesiyle tutuklama kararı verdi. Karar, savunma makamının tüm itirazlarına rağmen alındı.
Akın Atalay: “Somut hakaret fiili yok, suç tarif edilmedi”
Avukat Akın Atalay, savcılık talebinde isnat edilen suçun somutlaştırılmadığını vurguladı. Atalay, dosyada hangi paylaşımın ya da hangi cümlenin hakaret sayıldığına ilişkin açık bir tespit bulunmadığını belirtti. Savunmaya göre, soyut değerlendirmelerle özgürlüğü bağlayıcı bir tedbir uygulanması hukuka aykırı.
Atalay, Cumhurbaşkanına hakaret suçunun kovuşturma iznine tabi olduğunu hatırlatarak, bu şart gerçekleşmeden tutuklama talep edilmesinin kabul edilemez olduğunu ifade etti. “Kovuşturma şartı gerçekleşmeden uygulanan tutuklama, artık tedbir değil doğrudan cezadır” değerlendirmesinde bulundu.
“Vizesi olmayan vekilime yurt dışı yasağı verin”
Savunmasında tutuklama yerine daha hafif tedbirlerin uygulanabileceğini belirten Atalay, adli kontrol gerekçelerinin de somut olmadığını söyledi. Müvekkilinin kaçma şüphesinin bulunmadığını vurgulayan Atalay, mahkemeye şu çarpıcı ifadelerle seslendi:“Müvekkilimin yurt dışına çıkma ihtimalinden söz ediliyor. Kendisi gazetecidir, vizesi dahi yok. Eğer gerçekten bir tedbir uygulanacaksa, vizesi olmayan vekilime yurt dışına çıkma yasağı verin.”
Bu sözlerle Atalay, tutuklamanın zorunlu ve son çare olması ilkesinin göz ardı edildiğini savundu.
“Tutuklama, peşin cezaya dönüştürüldü”
Savunmada, tutuklamanın bu dosyada yargılama öncesi bir önlem olmaktan çıktığına dikkat çekildi. Atalay, ileride kovuşturma izni verilse dahi bugün geçirilen tutukluluk süresinin telafisinin mümkün olmayacağını belirtti. Bu durumun, masumiyet karinesini ve ölçülülük ilkesini açıkça ihlal ettiği ifade edildi.
Tora Pekin: “Gazeteciliği cezalandırıyorsunuz”
Avukat Tora Pekin, savunmasında tutuklama talebinin yalnızca Alican Uludağ’a değil, doğrudan gazetecilik faaliyetine yöneldiğini söyledi. Pekin, gazetecilerin kamusal denetim görevi gördüğünü vurgulayarak bu tür kararların basın üzerinde ciddi bir caydırıcı etki yarattığını dile getirdi.
Pekin, “Gazeteciler devlet kurumlarına ayna tutar. Yapılan, aynadaki çirkinliği düzeltmek değil; aynayı tutanın elini kırmaktır” ifadelerini kullandı.
“Eleştiri hakkı ortadan kaldırılamaz”
Savunmada, Uludağ’ın paylaşımlarının siyasi eleştiri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Tora Pekin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarına atıf yaparak, siyasetçilerin eleştiriye daha geniş bir hoşgörü göstermek zorunda olduğunu hatırlattı. Eleştiri ile hakaret arasındaki ayrımın bu dosyada gözetilmediğini söyledi.
Mahkeme: “Adli kontrol yetersiz kalır”
Mahkeme kararında, paylaşımların herkese açık şekilde yapıldığı, çok sayıda kişiye ulaştığı ve kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu değerlendirmesi yapıldı. Bu gerekçelerle adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı belirtilerek tutuklama kararı verildi.
Tutuklama kararına karşı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 267 ve devamı maddeleri uyarınca itiraz yolu açık bırakıldı. Karar 20 Şubat 2026 tarihinde açıklandı.