Bir dönem Dubai sadece bir şehir değildi.
Bir vitrindi. Bir illüzyondu.Bir pazarlama dehasıydı.
Ve bu model yalnız kalmadı.
Katar ve Suudi Arabistan da aynı yolu seçti. Doha gökdelenlerle yükseldi. NEOM çölün ortasında geleceği satın almaya kalktı.
Riyad, petrol sonrası dünyanın “yeni merkezi” olma hayali kurdu. Hepsinin ortak stratejisi aynıydı: Gerçeği değil, algıyı yönetmek. Ama şimdi o algı çatlıyor. Dubai yıllarca şunu sattı:
“Burası güvenli. Burası ayrı bir dünya.”
Ama Orta Doğu’da “ayrı bir dünya” yoktur.
İsrail’in Amerika ile başlattığı savaş İran bağlantılı saldırılarla birlikte gerçek ortaya çıktı: Coğrafya, PR ajansından daha güçlüdür.
Havalimanı aksadı. Finans sistemi sendeledi. Turistler bavul topladı. Çünkü turizmde en pahalı ürün lüks değil, güvendir. Ve güven bir gecede buharlaşır.
Dubai’nin en büyük başarısı neydi biliyor musunuz?
Beton değil.
Influencer ekonomisi.
Pandemi sonrası klasik reklamı bıraktılar.
Onun yerine milyonlarca takipçili fenomenleri kullandılar.
Herkes aynı şeyi paylaştı:
Sonsuz brunch’lar
Beach club’lar
Lüks arabalar
“Yaşanacak en iyi hayat” videoları
Dubai bir destinasyon değil, bir Instagram filtresi oldu. Ama şimdi o filtre çöktü.
Çünkü hiçbir influencer şunu paylaşamaz:
“Arkadaşlar bugün füze düştü ama manzara hâlâ güzel.”
Sosyal medya algıyı büyütür. Ama krizi gizleyemez. Tıpkı Covid döneminde olduğu gibi…
Dubai modelinin temelinde Vergi yok, özgürlük var, lüks var. Ama eksik olan bir şey vardı: Dayanıklılık. Bugün: Borsa düşüyor, emlak satışları durma noktasında, finans merkezleri beklemede temkinli, küresel şirketler geri adım atıyor, Dubai’ye uçaklar boş geliyor dolu gidiyor. En önemlisi “dokunulmaz şehir” algısı kırılıyor. Bu sadece Dubai’nin sorunu değil. Dubai tökezlediyse,aynı modeli kopyalayanlar ne yapacak?
Katar Dünya Kupası ile vitrini kurdu.
Suudi Arabistan milyarlarca dolarlık projelerle sahneye çıktı.
Ama hepsi aynı zeminde duruyor: yüksek yatırım + yüksek algı + yüksek risk. Bu modelin kırılganlığı artık görünür.
Çünkü lüks turizm şu soruyu sorar:
“Güzel mi?”
Ama yatırımcı ve turist şu soruyu sorar:
“Güvenli mi?”
İkinci sorunun cevabı değişirse, oyun biter. Güven en büyük sermaye.
Türkiye’de de yıllarca şu hayal kuruldu:
“Dubai gibi olalım.” “Antalya Türkiye’nin Dubai’si olacak”
Dubai gibi olmaya gerçekten gerek var mı?
Türkiye’nin avantajı farklı:
Coğrafi çeşitlilik, Kültürel derinlik, Gerçek hayat
Dubai bir vitrin. Türkiye bir hikâye.
Ve kriz zamanlarında vitrin kırılır, hikâye kalır. Önemli olan hikayeyi insanlığın ortak değerleri üzerine kurup; Laik, demokratik, sosyal hukuk devleti bağlamında Kurucu Liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Sulh cihanda sulh” ilkesinden ayrılmamak.
Dubai çikolatası hâlâ parlak ambalajda duruyor olabilir.
Ama içi ilk kez bu kadar sorgulanıyor.