Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Gökhan Deniz, Türkiye’nin floristik zenginliğinin ciddi tehdit altında olduğunu belirterek, endemik ve nesli tehlike altındaki bitkileri iyi niyetle dahi koparmanın 699 bin 245 TL, habitatın tahrip edilmesinin ise 3 milyon 496 bin 768 TL idari para cezası ile sonuçlandığını söyledi.
Türkiye’nin yaklaşık 10 bin bitki türüne ev sahipliği yaptığını, bunların yaklaşık 3 bininin endemik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Deniz, bu zenginliğin korunmasının yalnızca bilim insanlarının değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti. “Bir yandan bu zenginlikle övünürken, diğer yandan gelecek nesilleri tehdit altına sokacak ihmallerde bulunamayız” dedi.
Biyokaçakçılık riskinin her geçen yıl arttığına dikkat çeken Deniz, doğada yalnızca birkaç yüz bireyi bulunan bazı bitki türlerinin aynı yıl yurt dışındaki internet sitelerinde tohum ya da yumru halinde satışa sunulabildiğini belirtti. Bu durumun son derece üzücü olduğunu dile getirdi.
Arazi çalışmalarında özellikle yabancı uyruklu kişilerin bitki veya hayvan toplarken görülmesi halinde kolluk kuvvetlerine haber verilmesini isteyen Prof. Dr. Deniz, “Bilimsel çalışma yapan akademisyenler bile bakanlık izinleri olmadan doğadan tek bir örnek alamaz. Vatandaşlarımız bu konuda son derece duyarlı olmalı” diye konuştu.
Koruma altındaki türlere ait net koordinat bilgilerinin biyokaçakçılık riski nedeniyle gizli tutulduğunu kaydeden Deniz, bu bilgilerin kamu kurumları dışında hiçbir kişi ya da kuruluşla paylaşılmadığını söyledi.
Endemik bitkilerin yalnızca belirli ekolojik koşullarda yaşayabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Deniz, kum zambağı, orkide ve salep gibi türlerin doğadan alınıp balkon ya da bahçeye taşınmasının bitkinin ölümüne yol açtığını belirtti. “Bu türler binlerce yıldır bulundukları bölgenin iklimine ve toprağına uyum sağlayarak yaşamını sürdürüyor. İyi niyet sonucu değiştirmiyor” dedi.
Yürürlükteki mevzuata göre 2026 yılı itibarıyla cezaların oldukça caydırıcı olduğunu hatırlatan Deniz, doğaya zarar vermeden, doku kültürü gibi yöntemlerle üretim yapılabileceğini ve bunun ülke ekonomisine katkı sağlayacağını ifade ederek, “Biyokaçakçılığa kesinlikle geçit yok” dedi.