Antalya’nın küresel iklim diplomasisinin merkezi olma yolundaki hazırlıkları tüm hızıyla sürüyor. 2026 yılında kentte gerçekleştirilecek COP31 öncesinde, sivil toplum ayağını güçlendirmek amacıyla düzenlenen koordinasyon toplantısı geniş katılımla yapıldı.
Toplantı, Akra Hotel’de gerçekleştirildi ve Antalya’daki çok sayıda sivil toplum kuruluşunun temsilcilerini bir araya getirdi. Amaç, kentin 2026’daki büyük iklim zirvesine kurumsal ve toplumsal olarak güçlü bir şekilde hazırlanmasını sağlamak.
Eylem Planı ve Sivil Platform Modeli Masaya Yatırıldı
Program, ANSİAD Başkanı Ercan Özbek’in açılış konuşmasıyla başladı. Özbek, COP31’in Antalya için yalnızca uluslararası bir organizasyon olmadığını, aynı zamanda kentin sürdürülebilir dönüşümü açısından tarihi bir fırsat sunduğunu vurguladı. Antalya’nın bu süreci iyi değerlendirmesi halinde çevresel, ekonomik ve kurumsal kapasitesini kalıcı biçimde güçlendirebileceğini ifade etti.
Ardından, ANSİAD İklim Değişikliği ve Çevre Çalışma Masası Başkanı Cem Arüv söz aldı. Arüv, “COP Nedir?” ve “COP31 Eylem Planı” başlıklı sunumunda sürecin teknik çerçevesini, uluslararası müzakere dinamiklerini ve yerel paydaşların üstlenebileceği rolleri detaylandırdı. Sunumda özellikle sivil toplumun politika üretim süreçlerine katkısının altı çizildi.
7 Kritik Başlıkta Gelecek Senaryoları
Toplantının ana gündem maddesini “COP31 Sivil Platformu”nun oluşum süreci ve çalışma modeli oluşturdu. Katılımcı STK temsilcileri, Antalya’nın geleceğini doğrudan etkileyecek yedi temel başlıkta görüş ve önerilerini paylaştı:
-
İklim Riskleri ve Afet Yönetimi
-
Su Güvenliği ve Kuraklıkla Mücadele
-
Turizmin Yeşil Dönüşümü
-
Enerji Verimliliği ve Yenilenebilir Kaynaklar
-
Sürdürülebilir Kentleşme Modelleri
-
Doğa Koruma ve Afet Direnci
-
İklim Değişikliğinin Antalya Ekonomisine Makro Etkileri
Bu başlıklar altında oluşturulacak çalışma gruplarıyla, hem kısa vadeli eylem planlarının hem de uzun vadeli stratejik dönüşüm hedeflerinin belirlenmesi planlanıyor.
Ekonomik ve Ekolojik Dönüşüm Hedefi
Toplantıda, iklim değişikliğinin Antalya ekonomisinin lokomotif sektörleri olan tarım ve turizm üzerindeki etkileri kapsamlı biçimde ele alındı. Artan sıcaklıklar, su stresi ve aşırı hava olaylarının özellikle tarımsal üretim ve turizm sezonu üzerindeki riskleri değerlendirilirken, yeşil dönüşümün aynı zamanda yeni ekonomik fırsatlar yaratabileceği görüşü öne çıktı.
Kurulması planlanan COP31 Sivil Platformu’nun; yerel yönetimler, kamu kurumları ve uluslararası paydaşlarla koordineli şekilde çalışarak Antalya’nın ortak vizyonunu oluşturması hedefleniyor. Böylece kent, yalnızca bir zirveye ev sahipliği yapan şehir değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma ve iklim direnci konusunda model bir şehir olma iddiasını güçlendirmeyi amaçlıyor.