8 Mart Dünya Kadınlar Günü, dünyanın büyük kesiminde kutlandı. Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da açık alan etkinlikleri ile yürüyüşü bizzat izledim. 15-20 bin arasında insan, kadın cinayetlerinin ve cinsiyet ayrımcılığının sona ermesi, daha güvenli, daha eşitlikçi bir dünya düzeni için isteklerini dillendirdi.
Sonradan haberlerden öğrendim ki, Amsterdam’daki tek etkinli anma toplantısı ve yürüyüş değilmiş.
Amsterdam Belediye Başkan Femke Helseme, Kraliyet Tiyatrosu Carre ile birlikte ‘‘Kadınlar Birleşiyor’’ konulu bir toplantı düzenlemiş.
- Tehdit evde, işte ve toplumun her kesiminde kendini gösteriyor. Dünya genelinde her üç kadından biri fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmıştır.
- Dünyada her gün ortalama 137 kadın bir aile üyesi, partner veya eski partneri tarafından öldürülüyor. Bu neredeyse her 10 dakikada bir kadın demek. Ve bunlar sadece sayılar değil, anneler, kızlar, kız kardeşler.
- Ekonomik eşitsizlik sürüyor. Kadınlar erkeklerden daha az kazanıyor. İşte ve ev içi kararlarda daha az söz sahibiler. Hollanda'da yoksulluğun yüzü, çok sık bir kadının yüzünde beliriyor.
- Özgür Batı toplumlarında bile kadın bedenlerine yönelik tacizi ve siyasallaştırmayı normalleştirme eğilimi artıyor. Kadınlara karşı nefretin nasıl yayıldığını ve körüklendiğini her gün görüyoruz. Kadınlara yönelik nefret, siyasi ve ekonomik bir iş modeli haline gelmiş gibi görünüyor.
- Bana ‘‘fahişe’’ denildiğinde, cadı diye yakılmakla veya tecavüzle tehdit edildiğimde ‘hassas tepki vermemem’ gerektiği, bunun güya benim konumumla ilgili bir şey olduğunu söylediler.
- Kadınlar olarak bölünmek yerine birleşmeliyiz. Birleşmeli, birbirimizi aramalı ve birbirimizi güçlendirmeliyiz. Kadınların konumu sadece kadınları değil, özgür ve açık bir toplumu önemseyen herkesi ilgilendiren bir konudur…
Türkiye’de neler olmuş diye baktım.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, bir orta okul kompozisyonu yayınlayıp, ‘‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü en içten dilekleriyle’' kutlamış. "Kadın; hayatın özü, ailenin temeli, toplumun gücüdür. Kadın güçlüyse toplum güçlüdür’’ vecizesinin ardından ne büyük işler yaptıklarını ve yapacaklarını anlatmış…
Bir taraf ‘‘Yangın var, dünya yanıyor, biz kadınlar içinde kavruluyoruz’’ diye feryat ediyor. Diğer taraf ‘‘dünya liderimiz var oldukça, Ay’a otoban yapar, çıkarız’’ havasında kompozisyon yazıyor…
Merak ettim; sayılar ne söylüyor diye.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) verilerine göre, Türkiye’de 2024 yılında 394 kadın cinayeti işlenmiş. 259 kadın ölümü de ‘‘şüpheli’’ kayıtlara geçirilmiş. 2025 yılında da ‘’en az 391 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü, 94 kadının şüpheli şekilde ölü bulunduğu’’ rapor edilmiş.
Kıtalar ve ülkeler arası cinayet kıyaslaması, 100 bin ya da 1 milyon kişiye düşen vaka sayısına bakılarak yapılır.
Eldeki sayılara göre Türkiye’de 1 milyon kişiye 4.6 kadın cinayeti düşüyor. Şüpheli vakalar eklenirse sayı 6’ya yaklaşıyor.
Hollanda’da 2024 yılında 46, 2025 yılında 37 kadın cinayeti kaydedilmiş. Bir milyon kişiye göre cinayet sayısı 2.3 civarında.
Amsterdam, Hollanda’nın yılda 8-10 vakayla en çok cinayet işlenen şehri. Kadın cinayeti olarak özel bir veri bulamadım. Yarısı kadın cinayeti olsa, ki değildir, 1 milyon kişiye düşen kadın cinayeti sayısı 2’yi geçmez.
İşin istihdam, sosyal yardım gibi ekonomi ile ilgili boyutu bir yana, can güvenliği bakımından açık ara fark var.
Biri, kadınların en özgür ve refah içinde yaşadıkları bir ülkenin başkentinde belediye başkanı; sadece kenti ya da ülkesindekiler için değil, tüm dünya kadınları için dertleniyor. Tehlikeli gidişe dikkati çekip tüm kadınları birlik olmaya, dayanışmaya çağırıyor.
Diğeri 85 milyonluk ülkenin bakanı, 50 milyona yakın hemcinsinin vebali sırtında. Can güvenliği, ekonomik sorunlar ortada. O aynada zülüf tarar gibi vecizeler sallıyor.
‘‘Kadın; hayatın özü, ailenin temeli, toplumun gücüdür’’, doğru bir vecize de hangi toplumda, nerede?
mustaydn@gmail.com