Sağlık

Antalya'da yerli CAR-T dönemi: Kanser tedavisinde ilk uygulama 15 Nisan’da hedefleniyor

Akdeniz Üniversitesi’nde kanser tedavisinde kullanılan ileri teknoloji CAR-T hücre tedavilerinin yerli üretimi için kurulan İleri Sağlık Araştırma Merkezi tanıtıldı. Üniversite yönetimi, merkezin Türkiye’yi bu alanda dünyadaki sayılı merkezler arasına taşıdığını ve ilk tedavinin 15 Nisan 2026 itibarıyla uygulanmasının planlandığını açıkladı.

Akdeniz Üniversitesi’nde kanser tedavisinde yeni bir dönemin kapısı aralandı. Üniversite bünyesinde kurulan İleri Sağlık Araştırma Merkezi ile CAR-T ve hücresel tedaviler alanında yerli üretim sürecinin başlatıldığı duyuruldu. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, merkezin uluslararası kalite ve güvenlik standartlarında tasarlandığını söyledi.

Türkiye, CAR-T üretiminde sayılı merkezler arasına girdi

Basın toplantısında konuşan Prof. Dr. Özlenen Özkan, Akdeniz Üniversitesi’nin daha önce rahim nakli, yüz nakli ve çift kol nakli gibi tıp tarihinde ses getiren çalışmalara imza attığını hatırlatarak, şimdi de CAR-T ve hücresel tedaviler üretim merkezinin kurulumunu tamamladıklarını açıkladı. Özkan, bu gelişmenin ileri hücresel tedavilerde dışa bağımlılığın azaltılması açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı.

Özkan’ın verdiği bilgiye göre merkez, hematolojik kanserlerin tedavisinde öne çıkan CD19 hedefli Nespe-cel (AT101) programı kapsamında faaliyet gösterecek. Bu ürünle ilgili uluslararası kaynaklarda da, ilacın özellikle dirençli veya nükseden B hücreli lenfoma vakalarına yönelik geliştirildiği belirtiliyor.

CAR-T tedavisi nasıl uygulanıyor?

CAR-T tedavisi, hastanın kendi T hücrelerinin laboratuvar ortamında genetik olarak yeniden programlanması esasına dayanıyor. Bu hücreler daha sonra çoğaltılıp yeniden hastaya verilerek kanser hücrelerini hedef alacak şekilde kullanılıyor. Uzmanlara göre yöntem özellikle dirençli ve nükseden lösemi ile lenfoma hastalarında umut vadeden sonuçlar veriyor. Reuters’ın 2024 tarihli değerlendirmesine göre CAR-T tedavileri ileri evre kan kanserlerinde etkili olsa da üretim süreci karmaşık ve erişim hâlâ sınırlı.

Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan da hastadan alınan kanın laboratuvarda “akıllı hücrelere” dönüştürüleceğini, genetik işlemler ve çoğaltma aşamalarından sonra yeniden hastaya verileceğini söyledi. Özkan, bu üretim sürecinin yaklaşık 10 gün sürdüğünü belirtti.

İlk tedavi için hedef tarih 15 Nisan

Prof. Dr. Ömer Özkan, merkezde altyapı, ekipman ve teknoloji transferi sürecinin tamamlandığını, 1 Nisan itibarıyla ruhsatlandırmanın bitirilmesinin, 15 Nisan itibarıyla da ilk tedavinin uygulanmasının planlandığını açıkladı. Merkezin günlük dört üretim kapasitesine sahip olduğu, yıllık ise yaklaşık 100 hastaya hizmet verebilecek şekilde hazırlandığı ifade edildi. Bu kapasitenin ileride 150 hastaya kadar çıkarılabileceği belirtildi.

Maliyet farkı dikkat çekiyor

Üniversite yönetimi, CAR-T tedavisinin dünyada erişimi en zor tedavilerden biri olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Özlenen Özkan, ABD’de onaylı CAR-T tedavilerinin bazı analizlerde 400 ila 500 bin dolar bandına ulaştığını söyledi. Bu rakam, bilimsel yayınlarda ve uluslararası haber analizlerinde de doğrulanıyor; bazı çalışmalarda yalnızca tedavinin edinim maliyetinin 373 bin ile 475 bin dolar arasında olduğu, toplam bakım maliyetinin ise daha da yükseldiği belirtiliyor.

Akdeniz Üniversitesi’nin vurguladığı temel hedef ise bu ileri tedaviyi daha düşük maliyetle ve Türkiye’de erişilebilir hale getirmek. Bu nedenle merkezin yalnızca sağlık hizmeti açısından değil, biyoteknoloji ve yerli üretim kapasitesi bakımından da kritik bir adım olarak görüldüğü anlaşılıyor.

Başarı oranı açıklaması dikkatle izlenecek

Prof. Dr. Ömer Özkan, merkezde uygulanacak tedavinin başarı oranının yüzde 95’in üzerinde olmasının beklendiğini söyledi. Ancak bu oran, merkezin kendi hasta sonuçlarıyla henüz ortaya çıkmış bir veri değil; planlanan klinik süreçlerin ardından netleşecek bir beklenti olarak değerlendirilmeli. Bu nedenle önümüzdeki dönemde ruhsatlandırma, ilk uygulamalar ve klinik sonuçlar sürecin en kritik başlıkları olacak.

Bölge ülkeleri için de merkez olma hedefi

Prof. Dr. Ömer Özkan, şu anda Türkiye’ye en yakın merkezin İsrail’de bulunduğunu belirterek, Orta Doğu ve çevre ülkelerden hastaların da Antalya’ya gelebileceğini söyledi. Bu açıklama, merkezin yalnızca Türkiye için değil, bölgesel ölçekte de sağlık üssü olma iddiası taşıdığını gösteriyor.