Antalya’nın simgelerinden biri olan falezler için hazırlanan güncel değerlendirme raporu, kıyı hattındaki tahribatın boyutunu gözler önüne serdi. 2 Mart 2026 tarihli toplantı kararıyla hazırlanan raporda, Ocak ve Şubat aylarında su altı, deniz seviyesi ve havadan çekilen görüntüler incelenerek kapsamlı tespitlerde bulunuldu.
Falezlerin doğal yapısı tehdit altında
Rapora göre, falez yüzeyine inşa edilen binalar, güneşlenme platformları, asansörler ve merdivenler doğal yapıyı ciddi biçimde bozuyor. “Sökülebilir” olduğu iddia edilen yapıların büyük bölümünün çelik ve beton malzeme içerdiği, bu nedenle fiilen kalıcı hale geldiği vurgulandı.
Tuzlu suyla temas eden metal parçaların kısa sürede paslanarak tufa kayası üzerine aktığı ve hem kaya yapısına hem de çevredeki canlı yaşamına zarar verdiği ifade edildi. Ayrıca fırtınalarda kopan metal parçaların deniz tabanında birikerek ekosistemi tehdit ettiği belirtildi.
Mevzuata açık aykırılık vurgusu
Hazırlanan raporda, falezlerin 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında “kıyı” statüsünde olduğu ve bu alanlarda yapılaşmanın kesin şekilde sınırlandığı hatırlatıldı.
Buna rağmen falez şevlerinde kapalı alanlar oluşturulduğu, sıvalı ve boyalı yapıların inşa edildiği, bunun da hem kıyı mevzuatına hem de sit alanı koruma hükümlerine açıkça aykırı olduğu ifade edildi.
Ayrıca falezlerin büyük bölümünün “kesin korunacak hassas alan” statüsünde olduğu ve bu tür yapıların bildirime gerek olmaksızın kaldırılması gerektiği vurgulandı.
“İşgaller derhal sonlandırılmalı”
Raporda, Antalya Valiliği başta olmak üzere ilgili tüm kurumlara çağrı yapılarak falezlerdeki işgallerin ivedilikle sonlandırılması istendi.
Bu kapsamda, falez yüzeyindeki yaşam alanlarının boşaltılması, emniyet ve sahil güvenlik birimleri koordinasyonunda alanın kontrol altına alınması gerektiği belirtildi. Özellikle mağara ve kuytuların kullanımının tamamen engellenmesi talep edildi.
Asansörler ve platformlar kaldırılmalı
Falezlere zarar verilerek açılan asansör şaftlarının kapatılması ve tüm mekanik aksamın sökülerek alandan uzaklaştırılması gerektiği kaydedildi. Şaftların ise doğal yapıya uygun tufa kaya bloklarıyla doldurulması önerildi.
Ayrıca falez önüne yapılan asansör yapılarının, beton temelleriyle birlikte tamamen kaldırılması ve çelik konstrüksiyon güneşlenme platformlarının sökülmesi gerektiği vurgulandı.
Deniz seviyesinde ya da falez yüzünde yer alan kapalı yapıların da kaldırılarak bölgenin doğal görünümüne kavuşturulması gerektiği ifade edildi.
Doğal siluet korunmalı, denetimler artırılmalı
Raporda, falezlerin denizden görülen doğal siluetinin korunmasının hayati önemde olduğu belirtilerek yeni yapılaşmaya kesinlikle izin verilmemesi gerektiği kaydedildi.
Tüm bu süreçlerin ilgili kurumlar tarafından sıkı şekilde denetlenmesi, tahribata neden olanlar hakkında ise gerekli adli süreçlerin başlatılması çağrısında bulunuldu.
Raporda, falezlerin korunmasının yalnızca çevresel değil, Antalya’nın turizm geleceği açısından da kritik olduğu vurgulandı.