27 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan karar kapsamında, 21 ilde toplam yaklaşık 470 hektar orman alanı, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun Ek 16’ncı maddesi gerekçe gösterilerek orman sınırları dışına çıkarıldı. Baro açıklamasında, bu kapsamda en büyük kaybın Antalya’da yaşandığına dikkat çekildi. Antalya’da 6 ayrı bölgede yaklaşık 290 hektarlık alanın orman vasfı dışına çıkarıldığı, özellikle Korkuteli’ndeki alanın büyüklüğü ve niteliği itibarıyla öne çıktığı ifade edildi.
“Teknik Bir İşlem Değil”
Baro açıklamasında, kararın yalnızca idari bir tasarruf olmadığı vurgulanarak şu değerlendirmelere yer verildi:
“Orman sınırlarının daraltılması; teknik bir aplikasyon işlemi değildir. Bu işlem doğrudan kamu malı rejimini, mülkiyet statüsünü ve çevresel koruma alanını etkiler. Bu tür sonuçlar doğuran tasarrufların kanun koyucunun iradesiyle ve açık, sınırlı, objektif kriterlere bağlı olarak düzenlenmesi gerekir.”
Kararın, yasama yetkisinin fiilen yürütme tarafından kullanılması anlamına geldiği savunularak, bunun normlar hiyerarşisine ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu belirtildi.
Anayasal Vurgular
Baro, Anayasa’nın 169’uncu maddesine atıf yaparak devletin ormanları koruma ve genişletme yükümlülüğüne dikkat çekti. Ayrıca 56’ncı maddede düzenlenen sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının da ihlal edildiği ifade edildi.
Açıklamada, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ancak yürütme yetkisine ilişkin konularda çıkarılabileceği hatırlatılarak, mülkiyet rejimini ve kamu mallarını etkileyen böylesi bir düzenlemenin kuvvetler ayrılığı ilkesine müdahale niteliği taşıdığı kaydedildi.
“Belirlilik ve Kamu Yararı İlkesi Zedeleniyor”
Ek 16’ncı maddeye dayanılarak yapılan uygulamalarda;
-
Orman vasfının hangi objektif kriterle kaybolduğunun,
-
Ekosistem bütünlüğünün nasıl değerlendirildiğinin,
-
Bilimsel raporların içeriğinin,
-
Kamu yararı analizinin nasıl yapıldığının
şeffaf ve açık olmadığı belirtildi.
Baro, belirlilik ilkesinin idarenin keyfi takdir kullanmasını engellemek amacı taşıdığını hatırlatarak, orman sınırlarının daraltılması gibi kamusal ve stratejik bir konuda geniş takdir alanı yaratılmasının hukuki güvenlik ilkesini zedelediğini ifade etti.
“Yalnızca Yerel Değil, Ulusal Sonuçlar Doğuracak”
Açıklamada, ormanların yalnızca ağaç topluluğu olmadığı; su rejimi, erozyon kalkanı, sel bariyeri, karbon yutağı ve biyolojik çeşitliliğin teminatı olduğu vurgulandı. Son yıllarda artan sel, taşkın ve kuraklık felaketlerine dikkat çekilerek, orman alanlarının daraltılmasının gelecek kuşakların yaşam hakkını da riske attığı kaydedildi.
Turizm, tarım ve iklim dengesi açısından stratejik öneme sahip Antalya’da bu ölçekte bir daraltmanın yalnızca yerel değil, ulusal sonuçlar doğuracağı belirtilen açıklama şu ifadelerle son buldu:
“Ormanlar idari takdir alanı değildir. Ormanlar gelecek nesillerin hakkıdır.”
Baro, 27 Şubat 2026 tarihli 10972 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın Anayasa’nın 2’nci, 56’ncı, 104’üncü ve 169’uncu maddelerine, hukuk devleti, belirlilik ve kamu yararı ilkelerine aykırı olduğunu belirterek kararın iptali için gerekli hukuki sürecin işletilmesi gerektiğini kamuoyuna duyurdu.