<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Antalya3T - Antalya'nın Tarım, Turizm ve Ticaret Portalı</title>
    <link>https://www.antalya3t.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.antalya3t.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 22 Apr 2026 08:16:32 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.antalya3t.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel sağlık hizmetlerinin payı yüzde 30’a çıkarılacak]]></title>
      <link>https://www.antalya3t.com/ozel-saglik-hizmetlerinin-payi-yuzde-30a-cikarilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalya3t.com/ozel-saglik-hizmetlerinin-payi-yuzde-30a-cikarilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Antalya’da Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği tarafından düzenlenen “Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları- Sağlıkta Ortak Gelecek” programında, özel sağlık kuruluşlarının toplam sağlık hizmetleri içindeki payının yüzde 30’a çıkarılmasının hedeflendiğini ve Sağlık Uygulama Tebliği kapsamında muayene, cerrahi işlem ve yoğun bakım ücretlerinde önemli artışlar yapıldığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği tarafından Antalya’da 1-5 Nisan tarihleri arasında düzenlenen “Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları- Sağlıkta Ortak Gelecek” programına katıldı. Sağlık sisteminin tüm bileşenleriyle güçlendirilmesi için önemli düzenlemeler yaptıklarını belirten Memişoğlu, özel sağlık sektörünün sistemin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>SUT fiyatlarında artış</strong></h3>

<p>Sağlık Uygulama Tebliği kapsamında yapılan düzenlemelerle sağlık hizmetlerinde önemli fiyat artışları gerçekleştirildiğini belirten Memişoğlu, muayene ücretlerinde yüzde 30, cerrahi işlemlerde yüzde 35, yoğun bakımlarda yüzde 55 oranında artış yapıldığını ifade etti. Doğumsal anomaliler ve çocuk cerrahisi gibi özellikli alanlarda ise yüzde 100’e varan artışların devreye alındığını kaydeden Memişoğlu, bu düzenlemelerin sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Yapılan iyileştirmelerle hem sağlık kuruluşlarının mali yapısının güçlendirilmesi hem de vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin güvence altına alınması hedefleniyor.</p>

<h3><strong>Yeni geri ödeme modeli hazırlanıyor</strong></h3>

<p>Tanı ve tedavi ödemelerinde daha dinamik ve sürdürülebilir bir yapıya geçileceğini belirten Memişoğlu, Türkiye’ye özgü bir geri ödeme modeli geliştirilmesi için çalışmaların sürdüğünü açıkladı. TÜSEB bünyesinde yürütülen çalışmalarla sonuç odaklı ve değer bazlı bir sistem oluşturulmasının hedeflendiğini belirten Memişoğlu, sağlık hizmetlerinde verimliliği artıracak ve bölgesel farklılıkları dikkate alacak bir yapı kurulacağını söyledi. Yeni modelle sağlık hizmetlerinin finansman yapısının daha öngörülebilir hale getirilmesi planlanıyor.</p>

<h3><strong>1,5 milyonluk sağlık ailesi vurgusu</strong></h3>

<p>Sağlık alanında güçlü bir insan kaynağı bulunduğunu belirten Memişoğlu, Türkiye genelinde 1539’dan fazla hastanede yaklaşık 1,5 milyon sağlık çalışanının hizmet verdiğini ifade etti. Sağlık sisteminin yalnızca kamu kurumlarından ibaret olmadığını, üniversiteler ve özel sektörün de bu büyük yapının önemli bileşenleri olduğunu vurgulayan Memişoğlu, ortak hareket etmenin hizmet kalitesini artıracağını söyledi. Sağlık çalışanlarının fedakârlıklarıyla sistemin ayakta durduğunu belirten Memişoğlu, sağlık ekosisteminin güçlendirilmesi için tüm paydaşlarla koordinasyon içinde çalışmaya devam edeceklerini dile getirdi.</p>

<h3><strong>Özel sağlık yatırımları Anadolu’ya yayılacak</strong></h3>

<p>Özel sağlık sektörünün belirli şehirlerde yoğunlaştığını ifade eden Memişoğlu, bu durumun hizmete erişimde dengesizlik oluşturduğunu belirtti. Bölgesel ihtiyaçları dikkate alan yeni planlama modeliyle özel sağlık yatırımlarının Anadolu’nun farklı şehirlerine yayılmasının hedeflendiğini kaydeden Memişoğlu, son 4 ayda 1505 kadro tahsisi yapıldığını açıkladı. Şırnak, Muş, Kırşehir, Erzurum ve Düzce gibi illerde özel hastane açılmasının önünün açıldığını belirten Memişoğlu, vatandaşların bulundukları şehirlerde sağlık hizmetine erişebilmesini kolaylaştıracak adımların devam edeceğini söyledi.</p>

<h3><strong>Üniversite hastaneleri için yeni düzenleme</strong></h3>

<p>Üniversite hastanelerinin kalite, denetim ve hizmet standartlarını netleştirecek yeni bir düzenleme üzerinde çalışıldığını belirten Memişoğlu, sağlık sisteminin tüm bileşenlerinde ortak standartların oluşturulmasının hedeflendiğini ifade etti. Yapılacak düzenleme ile hem üniversite hastanelerinin hem de diğer sağlık kuruluşlarının hizmet kalitesinin artırılması amaçlanıyor. Bu adımın sağlık sisteminde bütüncül bir iyileştirme sürecine katkı sağlayacağı değerlendiriliyor.</p>

<h3><strong>1405 denetim gerçekleştirildi</strong></h3>

<p>Tıbbi Endikasyona Uygunluk ve Uygulama Denetimi modeli kapsamında bugüne kadar 1405 denetim gerçekleştirildiğini belirten Memişoğlu, özellikle kadın-doğum, yenidoğan yoğun bakım, erişkin yoğun bakım ve obezite cerrahisi gibi kritik branşlara odaklanıldığını söyledi. Denetimlerin sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmayı hedeflediğini vurgulayan Memişoğlu, akreditasyon süreçlerinin uluslararası standartlara uygun şekilde sürdürüldüğünü ifade etti. Yapılan çalışmalarla Türkiye’nin sağlık alanındaki rekabet gücünün artırılması amaçlanıyor.</p>

<h3><strong>“Üreten Sağlık” vizyonu</strong></h3>

<p>Özel sektörün “Üreten Sağlık” vizyonunun önemli bir parçası olduğunu belirten Memişoğlu, özel hastanelerin birinci basamak sağlık hizmetleriyle daha entegre bir yapıya kavuşturulmasının planlandığını ifade etti. Sağlık sisteminin yalnızca tedavi sunan değil aynı zamanda bilgi ve teknoloji üreten bir yapıya dönüşmesi hedefleniyor. Memişoğlu, inovasyon ve Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesiyle Türkiye’nin sağlık alanında uluslararası düzeyde daha güçlü bir konuma ulaşacağını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>dha</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalya3t.com/ozel-saglik-hizmetlerinin-payi-yuzde-30a-cikarilacak</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 17:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalya3tcom.teimg.com/antalya3t-com/uploads/2026/04/bakan-memisoglu-ozel-saglik-kuruluslari-1244414-370244-1.jpg" type="image/jpeg" length="22603"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da yerli CAR-T dönemi: Kanser tedavisinde ilk uygulama 15 Nisan’da hedefleniyor]]></title>
      <link>https://www.antalya3t.com/antalyada-yerli-car-t-donemi-kanser-tedavisinde-ilk-uygulama-15-nisanda-hedefleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalya3t.com/antalyada-yerli-car-t-donemi-kanser-tedavisinde-ilk-uygulama-15-nisanda-hedefleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi’nde kanser tedavisinde kullanılan ileri teknoloji CAR-T hücre tedavilerinin yerli üretimi için kurulan İleri Sağlık Araştırma Merkezi tanıtıldı. Üniversite yönetimi, merkezin Türkiye’yi bu alanda dünyadaki sayılı merkezler arasına taşıdığını ve ilk tedavinin 15 Nisan 2026 itibarıyla uygulanmasının planlandığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz Üniversitesi’nde kanser tedavisinde yeni bir dönemin kapısı aralandı. Üniversite bünyesinde kurulan İleri Sağlık Araştırma Merkezi ile CAR-T ve hücresel tedaviler alanında yerli üretim sürecinin başlatıldığı duyuruldu. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, merkezin uluslararası kalite ve güvenlik standartlarında tasarlandığını söyledi.</p>

<h3><strong>Türkiye, CAR-T üretiminde sayılı merkezler arasına girdi</strong></h3>

<p>Basın toplantısında konuşan Prof. Dr. Özlenen Özkan, Akdeniz Üniversitesi’nin daha önce rahim nakli, yüz nakli ve çift kol nakli gibi tıp tarihinde ses getiren çalışmalara imza attığını hatırlatarak, şimdi de CAR-T ve hücresel tedaviler üretim merkezinin kurulumunu tamamladıklarını açıkladı. Özkan, bu gelişmenin ileri hücresel tedavilerde dışa bağımlılığın azaltılması açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Özkan’ın verdiği bilgiye göre merkez, hematolojik kanserlerin tedavisinde öne çıkan CD19 hedefli Nespe-cel (AT101) programı kapsamında faaliyet gösterecek. Bu ürünle ilgili uluslararası kaynaklarda da, ilacın özellikle dirençli veya nükseden B hücreli lenfoma vakalarına yönelik geliştirildiği belirtiliyor.</p>

<h3><strong>CAR-T tedavisi nasıl uygulanıyor?</strong></h3>

<p>CAR-T tedavisi, hastanın kendi T hücrelerinin laboratuvar ortamında genetik olarak yeniden programlanması esasına dayanıyor. Bu hücreler daha sonra çoğaltılıp yeniden hastaya verilerek kanser hücrelerini hedef alacak şekilde kullanılıyor. Uzmanlara göre yöntem özellikle dirençli ve nükseden lösemi ile lenfoma hastalarında umut vadeden sonuçlar veriyor. Reuters’ın 2024 tarihli değerlendirmesine göre CAR-T tedavileri ileri evre kan kanserlerinde etkili olsa da üretim süreci karmaşık ve erişim hâlâ sınırlı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan da hastadan alınan kanın laboratuvarda “akıllı hücrelere” dönüştürüleceğini, genetik işlemler ve çoğaltma aşamalarından sonra yeniden hastaya verileceğini söyledi. Özkan, bu üretim sürecinin yaklaşık 10 gün sürdüğünü belirtti.</p>

<h3><strong>İlk tedavi için hedef tarih 15 Nisan</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Ömer Özkan, merkezde altyapı, ekipman ve teknoloji transferi sürecinin tamamlandığını, 1 Nisan itibarıyla ruhsatlandırmanın bitirilmesinin, 15 Nisan itibarıyla da ilk tedavinin uygulanmasının planlandığını açıkladı. Merkezin günlük dört üretim kapasitesine sahip olduğu, yıllık ise yaklaşık 100 hastaya hizmet verebilecek şekilde hazırlandığı ifade edildi. Bu kapasitenin ileride 150 hastaya kadar çıkarılabileceği belirtildi.</p>

<h3><strong>Maliyet farkı dikkat çekiyor</strong></h3>

<p>Üniversite yönetimi, CAR-T tedavisinin dünyada erişimi en zor tedavilerden biri olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Özlenen Özkan, ABD’de onaylı CAR-T tedavilerinin bazı analizlerde 400 ila 500 bin dolar bandına ulaştığını söyledi. Bu rakam, bilimsel yayınlarda ve uluslararası haber analizlerinde de doğrulanıyor; bazı çalışmalarda yalnızca tedavinin edinim maliyetinin 373 bin ile 475 bin dolar arasında olduğu, toplam bakım maliyetinin ise daha da yükseldiği belirtiliyor.</p>

<p>Akdeniz Üniversitesi’nin vurguladığı temel hedef ise bu ileri tedaviyi daha düşük maliyetle ve Türkiye’de erişilebilir hale getirmek. Bu nedenle merkezin yalnızca sağlık hizmeti açısından değil, biyoteknoloji ve yerli üretim kapasitesi bakımından da kritik bir adım olarak görüldüğü anlaşılıyor.</p>

<h3><strong>Başarı oranı açıklaması dikkatle izlenecek</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Ömer Özkan, merkezde uygulanacak tedavinin başarı oranının yüzde 95’in üzerinde olmasının beklendiğini söyledi. Ancak bu oran, merkezin kendi hasta sonuçlarıyla henüz ortaya çıkmış bir veri değil; planlanan klinik süreçlerin ardından netleşecek bir beklenti olarak değerlendirilmeli. Bu nedenle önümüzdeki dönemde ruhsatlandırma, ilk uygulamalar ve klinik sonuçlar sürecin en kritik başlıkları olacak.</p>

<h3><strong>Bölge ülkeleri için de merkez olma hedefi</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Ömer Özkan, şu anda Türkiye’ye en yakın merkezin İsrail’de bulunduğunu belirterek, Orta Doğu ve çevre ülkelerden hastaların da Antalya’ya gelebileceğini söyledi. Bu açıklama, merkezin yalnızca Türkiye için değil, bölgesel ölçekte de sağlık üssü olma iddiası taşıdığını gösteriyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalya3t.com/antalyada-yerli-car-t-donemi-kanser-tedavisinde-ilk-uygulama-15-nisanda-hedefleniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 15:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalya3tcom.teimg.com/crop/1280x720/antalya3t-com/uploads/2026/03/a-k-d-e-n-i-z-u-n-i-v-e-r-s-i-t-e-s-i-n-d-e-k-a-n-s-e-r-t-e-d-a-v-i-s-i-1210901-360098.jpg" type="image/jpeg" length="45997"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de sigara ve alkol tüketimi azaldı mı?]]></title>
      <link>https://www.antalya3t.com/turkiyede-sigara-ve-alkol-tuketimi-azaldi-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalya3t.com/turkiyede-sigara-ve-alkol-tuketimi-azaldi-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Sağlık Modülü 2025 verileri, yoksulluğun sigara ve alkol tüketimini belirgin biçimde azaltmadığını ortaya koyuyor. 2022–2025 döneminde tütün kullanımı, hem yoksulluk riski altında olanlarda hem de olmayanlarda artış gösterdi. Özellikle her gün sigara kullananların oranındaki yükseliş, gelir düzeyinden bağımsız bir eğilime işaret ediyor. Alkol tüketiminde artış daha sınırlı kalsa da, yoksulluk riski altında olmayan grupta yukarı yönlü bir hareket dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2></h2>

<p>Ekonomim yazarı Şeyda Uyanık’ın haberine göre, TÜİK’in 2022 ve 2025 verileri karşılaştırıldığında Türkiye’de hem tütün hem de alkol kullanım oranlarında artış gözleniyor. Özellikle tütün kullanımındaki yükseliş, yoksulluk riski altında olan ve olmayan gruplarda benzer eğilim göstermesi açısından dikkat çekiyor.</p>

<h3><strong>Tütün kullanımında artış</strong></h3>

<p>TÜİK verilerine göre 2025 yılında hiç tütün mamulü kullanmayanların oranı yüzde 68,1 olarak kaydedildi. Bu oran 2022’de yüzde 70 seviyesindeydi. Böylece üç yılda tütün kullanımı artış gösterdi; bugün yaklaşık her 10 kişiden 3’ü tütün ürünü kullanıyor.</p>

<p>Her gün tütün kullandığını belirtenlerin oranı yüzde 27,7’den 29,1’e yükseldi. Haftalık, aylık ve yılda birkaç kez kullanım oranlarında da sınırlı artışlar görüldü.</p>

<p>Gelir gruplarına bakıldığında ise artışın hem yoksulluk riski altında olanlarda hem de olmayanlarda gerçekleştiği görülüyor. Her gün kullanım oranı, yoksulluk riski altındakilerde yüzde 26’dan 27,1’e; risk altında olmayanlarda ise yüzde 28,4’ten 29,7’ye çıktı. Bu tablo, tütün talebinin gelir esnekliğinin düşük ve bağımlılık etkisinin yüksek olduğuna işaret ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Alkol tüketiminde daha sınırlı yükseliş</strong></h3>

<p>Alkol kullanımında da genel bir artış söz konusu. Hiç kullanmayanların oranı yüzde 90’dan 89,2’ye geriledi. Haftalık, aylık ve yılda en az bir kez tüketim oranlarında küçük artışlar kaydedildi. Günlük kullanım oranı ise yüzde 0,5 ile sabit kaldı.</p>

<p>Yoksulluk riski altında olan grupta alkol tüketimi daha düşük seyrederken, bu grupta hiç kullanmayanların oranı yüzde 95’ten 95,1’e yükseldi. Yoksulluk riski altında olmayanlarda ise hiç kullanmayanların oranı yüzde 87,9’dan 87,1’e geriledi. Artışın daha çok harcanabilir geliri yüksek kesimde yoğunlaştığı görülüyor.</p>

<h3><strong>Fiyat ve gelir karşılaştırması</strong></h3>

<p>2022–2025 döneminde genel enflasyon yüzde 211 olurken, alkollü içecekler ve tütün ürünlerindeki fiyat artışı yüzde 212 olarak gerçekleşti. Yani bu ürünlerde enflasyonun üzerinde ek bir fiyat şoku yaşanmadı.</p>

<p>Aynı dönemde gelir artışları ise çok daha yüksek oldu. Asgari ücret yüzde 302 artarken, en alt gelir grubunun yıllık fert geliri yüzde 616, en üst gelir grubunun geliri ise yüzde 602 oranında yükseldi.</p>

<p>Bu tablo, fiyat artışlarının genel enflasyonla paralel seyrettiğini; buna karşılık gelir artışlarının daha güçlü gerçekleştiğini gösteriyor. Buna rağmen tüketim davranışında dramatik bir değişim yaşanmadı. Ekonomik baskının, talebi azaltmak yerine bütçe içi payın yeniden dağılımına yol açmış olabileceği değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ece Güneş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalya3t.com/turkiyede-sigara-ve-alkol-tuketimi-azaldi-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalya3tcom.teimg.com/crop/1280x720/antalya3t-com/uploads/2025/09/sigara-birakma-yontemleri-ve-tedavileri-587-3036.jpg" type="image/jpeg" length="95786"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Harcamaları Bütçeleri Zorluyor]]></title>
      <link>https://www.antalya3t.com/saglik-harcamalari-butceleri-zorluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalya3t.com/saglik-harcamalari-butceleri-zorluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu 2025 Sağlık Modülü Sonuçlarını Açıkladı: Sağlık Harcamaları Hanelerin Sırtında]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması kapsamında uygulanan “Sağlık Modülü” sonuçlarını yayımladı. Avrupa Birliği ülkeleriyle eş zamanlı yürütülen çalışma, hanelerdeki 15 yaş ve üzeri fertlerin sağlık durumu ile sağlık harcamalarının hane bütçesine etkisini ortaya koydu.</p>

<h3>Muayene ve Tedavi Harcamaları Her İki Haneden Birine Yük</h3>

<p>Araştırmaya göre doktor muayene ve tedavi harcamaları, hanelerin %6,1’ine “çok”, %50,2’sine ise “biraz” yük getirdi. %40,9’luk kesim ise bu harcamaların bütçelerine yük oluşturmadığını belirtti.</p>

<p>Diş muayene ve tedavi harcamalarında da benzer bir tablo görüldü. Hanelerin %5,3’ü bu harcamaların çok, %37,2’si biraz yük getirdiğini ifade ederken, %28,9’u yük oluşturmadığını söyledi.</p>

<p>İlaç harcamaları ise hanelerin %5,0’ına çok, %50,9’una biraz yük getirirken; %44,0’ı ilaç giderlerinin bütçelerine yük olmadığını kaydetti.</p>

<p>Son 12 ayda hanelerin %2,7’si muayene veya tedavi, %28,6’sı diş muayenesi veya tedavisi, %0,1’i ise ilaç için hiçbir harcama yapmadı.</p>

<h3>Düşük Gelirliler Diş Tedavisinden Daha Fazla Vazgeçiyor</h3>

<p>Gelir gruplarına göre veriler incelendiğinde, diş muayene ve tedavisi harcaması yapmayanların oranı gelir düştükçe artıyor. En düşük %20’lik gelir grubunda yer alan hanelerin %45,4’ü son bir yılda diş harcaması yapmazken, bu oran en yüksek %20’lik gelir grubunda %25,5 olarak gerçekleşti.</p>

<p>Öte yandan en düşük gelir grubundaki hanelerin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>%62,9’una doktor muayene ve tedavi harcamaları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>%37,6’sına diş muayene ve tedavi harcamaları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>%65,5’ine ilaç harcamaları yük getirdi.</p>
 </li>
</ul>

<p>En yüksek gelir grubunda ise hanelerin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>%53,0’ı doktor muayene ve tedavilerin,</p>
 </li>
 <li>
 <p>%38,0’ı diş tedavilerinin,</p>
 </li>
 <li>
 <p>%59,5’i ilaç harcamalarının bütçelerine yük getirmediğini belirtti.</p>
 </li>
</ul>

<h3>Yoksulluk Riski Altındakiler Daha Az Oturarak Çalışıyor</h3>

<p>Çalışan 15 yaş ve üzeri fertlerin iş yaşamlarındaki fiziksel aktivite yoğunlukları da araştırmada yer aldı. Buna göre çalışanların %29,4’ü çoğunlukla oturarak, %45,5’i ayakta durarak, %18,7’si yürüyerek veya orta düzey fiziksel aktiviteyle, %6,4’ü ise ağır işte çalışıyor.</p>

<p>Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan fertlerin yalnızca %17,2’si oturarak çalışırken, risk altında olmayanlarda bu oran %31,7’ye çıkıyor. Risk altındaki fertlerin %11,2’si ise ağır iş veya ağır fiziksel aktivite gerektiren işlerde çalışıyor.</p>

<h3>Toplumun %63,3’ü Fiziksel Aktivite Yapmıyor</h3>

<p>15 yaş ve üzeri fertlerin iş dışındaki zamanları incelendiğinde çarpıcı bir tablo ortaya çıktı. Fertlerin %63,3’ü en az 10 dakika aralıksız süren herhangi bir fiziksel aktivite ya da boş zaman faaliyetine zaman ayırmadığını belirtti.</p>

<p>Fiziksel aktivite yapanların oranı ise oldukça sınırlı kaldı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>%1,4’ü günde iki kez veya daha fazla,</p>
 </li>
 <li>
 <p>%11,6’sı günde bir kez,</p>
 </li>
 <li>
 <p>%5,6’sı haftada 4-6 kez,</p>
 </li>
 <li>
 <p>%11,5’i haftada 1-3 kez aktivite yapıyor.</p>
 </li>
</ul>

<h3>En Fazla Zorlanılan Alan: Görme ve Yürüme</h3>

<p>Araştırmaya katılan fertlerin büyük çoğunluğu temel faaliyetlerde zorlanmadığını ifade etti. Buna göre fertlerin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>%96,9’u iletişimde,</p>
 </li>
 <li>
 <p>%95,8’i öz bakımda,</p>
 </li>
 <li>
 <p>%90,0’ı işitmede,</p>
 </li>
 <li>
 <p>%85,2’si hatırlamada,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>%80,5’i görmede,</p>
 </li>
 <li>
 <p>%79,7’si yürümede sorun yaşamadığını belirtti.</p>
 </li>
</ul>

<p>En çok zorlanılan faaliyetler ise sırasıyla %17,3 ile görme, %15,2 ile yürüme ve %12,6 ile hatırlama oldu. Fertlerin yalnızca %2,2’si iletişim faaliyetlerinde zorlandığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalya3t.com/saglik-harcamalari-butceleri-zorluyor</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalya3tcom.teimg.com/crop/1280x720/antalya3t-com/uploads/2026/02/saglik-1.webp" type="image/jpeg" length="61636"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Açlık Sürecinde Vücutta Neler Oluyor?]]></title>
      <link>https://www.antalya3t.com/aclik-surecinde-vucutta-neler-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalya3t.com/aclik-surecinde-vucutta-neler-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzun süreli açlıkla birlikte değişen enerji metabolizması, sindirim sistemi ve kan şekeri dengesi Ramazan ayında vücudu farklı bir çalışma düzenine geçiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı, yalnızca öğün saatlerinin değiştiği bir dönem değil; aynı zamanda vücudun metabolik olarak yeniden adapte olduğu özel bir süreç. Gün boyu süren açlıkla birlikte enerji üretim mekanizmaları farklılaşırken, sindirim sistemi ve kan şekeri regülasyonu da yeni bir denge arayışına giriyor.</p>

<h3><strong>Açlıkta enerji kaynağı değişiyor</strong></h3>

<p>Uzun süreli açlıkta ilk olarak karaciğerde depolanan glikojen azalıyor. Ardından vücut enerji üretiminde yağ asitleri ve keton cisimciklerini daha yoğun kullanmaya başlıyor.</p>

<p>Bu adaptasyon sürecinde özellikle B1, B2, B3 ve B6 gibi B grubu vitaminler; karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasında koenzim olarak görev alıyor. Yetersiz alımları ise yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü ve mental performans düşüşü ile ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Hücresel düzeyde enerji üretiminin sürdürülebilirliği açısından mitokondriyal fonksiyonların korunması önem taşırken, Koenzim Q10 ve bazı adaptojen özellik gösteren biyoaktif bileşenlerin destekleyici rol oynayabileceğine dair bilimsel bulgular da bulunuyor.</p>

<h3><strong>İftarda hızlı ve ağır yemek sindirimi zorlayabilir</strong></h3>

<p>Uzun süren açlığın ardından kısa sürede ve yüksek yağ–protein içeren öğünlerin tüketilmesi sindirim sistemi üzerinde belirgin bir yük oluşturabiliyor. Bu durum mide boşalmasının gecikmesine, şişkinlik, hazımsızlık ve reflü benzeri şikâyetlere yol açabiliyor.</p>

<p>İftara hafif bir başlangıç yapmak, öğünü zamana yaymak ve porsiyon kontrolüne dikkat etmek sindirim konforunu artırabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Lif azalırsa bağırsaklar yavaşlıyor</strong></h3>

<p>Ramazan’da öğün sayısının azalması ve sebze-meyve tüketiminin düşmesi lif alımını azaltabiliyor. Bu durum bağırsak mikrobiyotası üzerinde olumsuz etki oluşturarak kabızlık ve şişkinlik gibi sorunlara zemin hazırlayabiliyor.</p>

<p>Prebiyotik lifler, özellikle inülin gibi fermente olabilen lifler, kısa zincirli yağ asidi üretimini artırarak faydalı bakterilerin çoğalmasını destekliyor ve bağırsak bariyer fonksiyonuna katkı sağlıyor.</p>

<h3><strong>Sahur gün boyu dengeyi belirliyor</strong></h3>

<p>Sahurda yapılan tercihler gün boyu sürecek açlık toleransını doğrudan etkiliyor. Lif ve protein açısından zengin, düşük glisemik indeksli besinler mide boşalma süresini uzatarak tokluk süresini artırıyor ve ani kan şekeri dalgalanmalarının önüne geçebiliyor.</p>

<p>Özellikle insülin direnci olan bireylerde karbonhidratın miktarından çok kalitesi ve zamanlaması önem kazanıyor. Geç saatlerde yüksek glisemik yüklü besinlerin sınırlandırılması ve sahurda dengeli öğünlerin tercih edilmesi metabolik kontrol açısından fayda sağlayabiliyor.</p>

<h3><strong>Ramazan öncesi küçük değişiklikler fark yaratabilir</strong></h3>

<p>Ramazan’dan yaklaşık 10–14 gün önce başlanacak beslenme düzenlemeleri, aralıklı açlık paternlerine metabolik adaptasyonu kolaylaştırabiliyor.</p>

<p>Beyaz un ve ilave şekerin azaltılması, günlük lif alımının 25–30 gramın üzerine çıkarılması, omega-3 yağ asitlerinden zengin beslenme ve alkolün bırakılması; özellikle karaciğer yağlanması olan bireylerde metabolik iyileşmeye katkı sağlayabiliyor.</p>

<h3><strong>Sıvı ve mineral dengesi ihmal edilmemeli</strong></h3>

<p>Uzun süreli susuzluk ve elektrolit kayıpları Ramazan ayında daha belirgin hale gelebiliyor. Yetersiz sıvı alımı; safra akışı, bağırsak hareketleri ve genel enerji düzeyi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabiliyor.</p>

<p>İftar ile sahur arasında yeterli su tüketimi sağlamak ve mineral dengesini korumak, bedensel denge açısından kritik önem taşıyor.</p>

<p>Ramazan ayına bilinçli ve planlı bir beslenme düzeniyle girmek; enerji metabolizmasının, sindirim sistemi fonksiyonlarının, kan şekeri kontrolünün ve sıvı-mineral dengesinin korunmasına yardımcı oluyor. Yeterli vitamin, mineral, lif ve sıvı alımıyla desteklenen bir süreç, orucu metabolik bir stres faktörü olmaktan çıkararak fizyolojik denge ve iyileşme dönemine dönüştürebiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalya3t.com/aclik-surecinde-vucutta-neler-oluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalya3tcom.teimg.com/crop/1280x720/antalya3t-com/uploads/2026/02/ifrat-sofra.png" type="image/jpeg" length="49444"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp nakliyle hayata tutundu, aşkla ikinci baharını yaşadı]]></title>
      <link>https://www.antalya3t.com/kalp-nakliyle-hayata-tutundu-askla-ikinci-baharini-yasadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalya3t.com/kalp-nakliyle-hayata-tutundu-askla-ikinci-baharini-yasadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da 12 yıl önce kalp nakli yapılan Atilla Alay, yeni kalbiyle tanıştığı Nevin Alay ile evlendi. Beş yıldır mutlu bir evlilik sürdüren çift, kontroller için hastaneye birlikte geliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’da kalp yetmezliği nedeniyle hayati risk taşıyan Atilla Alay, 12 yıl önce Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezi’nde yapılan kalp nakliyle hayata tutundu. Nakil öncesi kalp fonksiyonlarının yüzde 15–20 seviyelerine kadar düştüğünü belirten Alay, acil nakil listesine alınmasının ardından yaklaşık 20 gün içinde uygun kalp bulunmasıyla ameliyata alındı.</p>

<p><br />
“Hayati riskim çok yüksekti”</p>

<p><br />
Kalp naklinin kendisi için bir dönüm noktası olduğunu anlatan Alay, şunları söyledi:<br />
“Kas hastalığına bağlı kalp yetmezliği yaşıyordum. Bir anda hayati riskim çok yükseldi. Nakil sonrası ikinci hayatıma başladım. Şu an düzenli kontrollerimi yaptırıyorum, ilaçlarımı aksatmıyorum ve çok şükür sağlıklıyım.”</p>

<p><br />
Yeni kalp, yeni aşk</p>

<p><br />
Nakil sürecinde yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle ilk evliliğini sonlandıran Atilla Alay, kalp naklinden sonra Nevin Alay ile tanıştı. İkili, beş yıl önce evlenerek yeni bir hayata birlikte adım attı. Çift, kontroller için hastaneye el ele geliyor.<br />
Nevin Alay, eşinin yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı:<br />
“O benim mucizem. Yeniden başlamış bir hayatın parçası oldum. O kalbin esas sahibine de minnettarız. Bize emanet edilen bu kalbe gözümüz gibi bakıyoruz.”<br />
Organ bağışı çağrısı: 1200 kişi kalp bekliyor<br />
Kalp naklini gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Bayezid, Türkiye’de kalp nakli bekleyen yaklaşık 1200 hasta olduğunu vurgulayarak organ bağışının hayati önem taşıdığını söyledi.<br />
Bayezid, “Uygun kalp bulunamadığında bazı hastalarımıza yapay kalp takıyoruz. Organ bağışı arttıkça daha fazla hastaya umut olabiliriz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
28 yıldır kalp nakli yapıyor</p>

<p><br />
İlk kalp naklini 1989 yılında İstanbul’da gerçekleştirdiğini belirten Bayezid, 1998’den bu yana Antalya’da görev yaptığını ve bugüne kadar 130 kalp nakline imza attığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dha</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalya3t.com/kalp-nakliyle-hayata-tutundu-askla-ikinci-baharini-yasadi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 16:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalya3tcom.teimg.com/crop/1280x720/antalya3t-com/uploads/2026/02/b-a-g-i-s-l-a-n-a-n-k-a-l-p-l-e-y-e-n-i-a-s-k-i-n-i-b-u-l-d-u-1165917-346342.jpg" type="image/jpeg" length="18019"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Olmaz” denilen uzuvlar yeniden hayata bağlandı]]></title>
      <link>https://www.antalya3t.com/olmaz-denilen-uzuvlar-yeniden-hayata-baglandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalya3t.com/olmaz-denilen-uzuvlar-yeniden-hayata-baglandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da 10 kişinin yaşamını yitirdiği otobüs kazasında bacağı kopan Sedef Sarı (33) ile kolu kopan Yavuz Selim Yiğit’in (21) uzuvları, “dikilemez” denilmesine rağmen Akdeniz Üniversitesi’nde yapılan eş zamanlı mikrocerrahi operasyonlarla replante edildi. Ameliyatları, Türkiye’de ilk yüz ve çift kol nakillerini gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Özkan ile Prof. Dr. Özlenen Özkan gerçekleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’nın Döşemealtı ilçesi yakınlarında meydana gelen ve 10 kişinin hayatını kaybettiği yolcu otobüsü kazasında ağır yaralanan iki hastanın kopan uzuvları, zamanla yarışılarak gerçekleştirilen mikrocerrahi operasyonlarla yeniden vücutlarına kazandırıldı. Yan yana ameliyathanelerde yaklaşık 10 saat süren eş zamanlı ameliyatlar, tıp literatürüne geçecek nitelikte bir başarıya sahne oldu.</p>

<h3><strong>Feci kaza: 10 can kaybı, onlarca yaralı</strong></h3>

<p>Kaza, 1 Şubat saat 10.30 sıralarında Antalya Kuzey Çevre Yolu’nda meydana geldi. Tekirdağ’dan Antalya’ya gelen yolcu otobüsü, virajda kontrolden çıkarak bariyerlere çarpıp devrildi. Kazada 10 kişi hayatını kaybederken, 24 kişi yaralandı. Yaralılar çevredeki hastanelere sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“Uzuvlar dikilemez” denildi</strong></h3>

<p>Kazada bacağı kopan ve oğlunu kaybeden Sedef Sarı ile kolu kopan Yavuz Selim Yiğit, Antalya Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Ancak burada her iki hastaya da kopan uzuvların yerine dikilemeyeceği söylendi. Umutlar tükenirken devreye, daha önce benzer mucizevi operasyonlara tanıklık etmiş bir isim girdi.</p>

<h3><strong>Tanıdık bir telefon, kritik bir karar</strong></h3>

<p>Sedef Sarı’nın akrabası Vedat Sarı, geçmişte kendi kolu ve kızının parmakları yine trafik kazası sonrası Prof. Dr. Ömer Özkan ve Prof. Dr. Özlenen Özkan tarafından dikilen bir hastaydı. Sarı, vakit kaybetmeden Özkan çiftini arayarak yardım istedi. Bunun üzerine ekip hızla hastaneye gelerek hastaları ameliyata aldı.</p>

<h3><strong>Yan yana ameliyathanelerde 10 saatlik operasyon</strong></h3>

<p>Sedef Sarı’nın bacağını Prof. Dr. Ömer Özkan, Yavuz Selim Yiğit’in kolunu ise Prof. Dr. Özlenen Özkan ve ekipleri ameliyat etti. Kopan damarlar, sinirler, kas ve kemik dokuları mikrocerrahi yöntemlerle onarıldı. Yan yana iki ameliyathanede, eş zamanlı olarak yaklaşık 10 saat süren operasyonlar başarıyla tamamlandı.</p>

<h3><strong>“Dakikalar hayatiydi”</strong></h3>

<p>Ameliyat sonrası açıklama yapan Prof. Dr. Özlenen Özkan, kopan uzuvların uygun koşullarda ve zamanında ulaştırılmasının başarıyı belirlediğini vurguladı. Prof. Dr. Ömer Özkan ise, “Bu tür ameliyatlarda dakikanın bile önemi var. 4-5 saatten sonra replante edilmesi hastaya zarar verebilir. Uzuvlar doğru şekilde taşındığı için başarılı olduk” dedi.</p>

<h3><strong>Acı ve umut aynı anda</strong></h3>

<p>Ameliyat sırasında Sedef Sarı’ya oğlunun hayatını kaybettiği bilgisi ulaştı. Prof. Dr. Özkan, “Ayağını kurtardık ama evladını kaybetti. Bu, tüm ekibi derinden sarsan bir andı” sözleriyle yaşanan dramı anlattı.</p>

<h3><strong>Sağlık durumları iyiye gidiyor</strong></h3>

<p>Yoğun bakım sürecinin ardından servise alınan iki hastanın da genel sağlık durumlarının iyiye gittiği öğrenildi. Mikrocerrahi sonrası kritik bir haftalık takip süreci devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ece Güneş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya Haber, Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalya3t.com/olmaz-denilen-uzuvlar-yeniden-hayata-baglandi</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalya3tcom.teimg.com/crop/1280x720/antalya3t-com/uploads/2026/02/k-a-z-a-d-a-k-o-p-u-p-d-i-k-i-l-e-m-e-z-d-e-n-i-l-e-n-u-z-u-v-l-a-r-1156909-343510.jpg" type="image/jpeg" length="44743"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kepez’den bir yılda 6 bin 577 kişiye ücretsiz kanser taraması]]></title>
      <link>https://www.antalya3t.com/kepezden-bir-yilda-6-bin-577-kisiye-ucretsiz-kanser-taramasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalya3t.com/kepezden-bir-yilda-6-bin-577-kisiye-ucretsiz-kanser-taramasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[mobil sağlık tırı, 2025 boyunca mahalle mahalle dolaşarak HPV, mamografi ve kolorektal kanser taramalarını vatandaşların ayağına götürdü]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Kepez Belediyesi, “Kanserde erken tanı hayat kurtarır” anlayışıyla yürüttüğü sosyal belediyecilik çalışmalarını sağlık alanında da sürdürüyor. Belediye Sağlık Merkezi’ne bağlı mobil sağlık tırı, 2025 yılı boyunca Antalya genelinde gerçekleştirdiği ücretsiz kanser taramalarıyla 6 bin 577 kişiye ulaştı.</p>

<p><br />
Sağlık merkezleri önünde, mahallelerde, ilçelerde ve kamu kurumlarında gerçekleştirilen taramalar kapsamında hpv, mamografi (mg) ve kolorektal (kl) kanser taramaları yapıldı. Kepez ilçe sınırları ile komşu ilçeleri kapsayan çalışmalarda bin 953 kişiye hpv, 2 bin 969 kişiye mamografi, bin 655 kişiye ise kolorektal kanser taraması uygulandı.</p>

<p>Yıl boyunca yapılan taramalarda en yüksek oranı mamografi oluşturdu. Kadınlara yönelik farkındalık çalışmalarının etkisiyle mamografi taramaları, toplam taramaların neredeyse yarısına ulaştı. hpv taramaları özellikle merkez ilçelerde ve kadın nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde öne çıkarken, kolorektal kanser taramalarına kırsal ilçelerde ve ileri yaş grubunda yoğun katılım sağlandı.</p>

<h3><strong>Sağlık tırı ilçe ilçe gezdi</strong></h3>

<p>Mobil sağlık tırı, Antalya’nın tüm ilçelerine ulaşarak geniş bir tarama ağı oluşturdu. Taramalara en yoğun katılım Elmalı ilçesinden gerçekleşirken, Muratpaşa ve Korkuteli ilçeleri Elmalı’yı takip etti. Akseki, Gündoğmuş ve Kumluca ilçelerinde ise nüfusa oranla yüksek katılım dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Kanserle mücadelede farkındalık vurgusu</strong></h3>

<p>Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, kanserde erken teşhisin önemine dikkat çekerek şunları söyledi:<br />
“Kanserde erken tanı hayat kurtarır. Mobil sağlık tırımızla 2025 yılı boyunca mahalle mahalle, ilçe ilçe dolaşarak hpv, mamografi ve kolorektal kanser taramaları yaptık. Toplamda 6 bin 577 vatandaşımız bu hizmetten faydalanarak kendi sağlığı için önemli bir adım attı. Amacımız, her vatandaşımıza erken teşhis imkânı sunmak ve kanserle mücadelede farkındalığı artırmaktır.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ece Güneş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya Haber, Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalya3t.com/kepezden-bir-yilda-6-bin-577-kisiye-ucretsiz-kanser-taramasi</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Jan 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalya3tcom.teimg.com/crop/1280x720/antalya3t-com/uploads/2026/01/kepezden-bir-yilda-6-bin-577-kisiye-ucretsiz-kanser-taramasi-3.JPG" type="image/jpeg" length="63946"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya Tabip Odası uyardı: Hastaneler hâlâ çok tehlikeli]]></title>
      <link>https://www.antalya3t.com/hastanelerin-cok-tehlikeli-statusunden-cikarilmasina-itiraz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalya3t.com/hastanelerin-cok-tehlikeli-statusunden-cikarilmasina-itiraz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Tabip Odası, hastanelerin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında “Çok Tehlikeli” sınıftan “Tehlikeli” sınıfa düşürülmesine yönelik hazırlıklara tepki gösterdi. Oda, böyle bir düzenlemenin sağlık çalışanlarının can güvenliğini riske atacağını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Tabip Odası, hastanelerin iş sağlığı ve güvenliği açısından “Çok Tehlikeli” sınıfta yer almasının bir tercih değil, bilimsel veriler, istatistikler ve yaşanmış tecrübelerin zorunlu sonucu olduğunu belirterek, bu statünün düşürülmesine yönelik çalışmalara karşı çıktı.</p>

<h3><strong>Hastaneler güvenli işyerleri değildir</strong></h3>

<p><br />
Açıklamada, hastanelerin çalışanlar ve hizmet alanlar açısından en yüksek risklerin bir arada bulunduğu çalışma alanları olduğu vurgulandı. Hastanelerin; bulaşıcı hastalıkların merkezi olduğu, kimyasal ve sitotoksik maddelerin kullanıldığı, radyasyon maruziyetinin bulunduğu, kesici-delici alet yaralanmalarının sık yaşandığı işyerleri olduğu belirtildi. Ayrıca şiddet, tükenmişlik ve psikososyal travmanın yoğun yaşandığı ortamlar olduğuna dikkat çekildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Uluslararası veriler riskin boyutunu ortaya koyuyor</strong></h3>

<p><br />
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine atıf yapılan açıklamada, sağlık sektörünün dünya genelinde en yüksek iş kazası oranlarına sahip sektörlerden biri olduğu, sağlık çalışanlarının biyolojik risklere en fazla maruz kalan çalışan grupları arasında yer aldığı ifade edildi. Kesici-delici alet yaralanmaları ile hepatit B, hepatit C ve HIV gibi enfeksiyonlara maruziyetin yaygın olduğu kaydedildi.</p>

<h3><strong>Türkiye’de birçok iş kazası görünmez durumda</strong></h3>

<p><br />
Türkiye’de sağlık sektöründeki iş kazalarının büyük bölümünün ya bildirilmediği ya da normalleştirildiği belirtilen açıklamada, iğne batmalarının çoğu zaman olağan kabul edildiği, şiddet olaylarının mesleğin bir parçası gibi görüldüğü, uzun çalışma saatlerine bağlı kalp krizi ve intiharların ise iş kazası olarak kayda geçmediği vurgulandı. Pandemi döneminde çok sayıda sağlık çalışanının mesleği nedeniyle enfekte olduğu ve hayatını kaybettiği hatırlatıldı.</p>

<h3><strong>Tehlike sınıfının düşürülmesi ne anlama geliyor?</strong></h3>

<p><br />
Hastanelerin “Çok Tehlikeli” sınıftan “Tehlikeli” sınıfa düşürülmesinin; daha az iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi hizmeti, daha seyrek eğitimler ve denetimler ile daha zayıf risk değerlendirmeleri anlamına geleceği ifade edildi. Bunun, halihazırda yeterli olmayan iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını daha da zayıflatacağı kaydedildi.</p>

<h3></h3>

<h3><strong>Riskler sınıflandırmayla ortadan kalkmaz</strong></h3>

<p><br />
Açıklamada, aynı anda enfeksiyon riski, kimyasal maruziyet, radyasyon, yangın tehlikesi, şiddet ve aşırı iş yükünün bulunduğu hastanelerin tehlike sınıfının düşürülmesinin bilimsel ve insani olmadığı vurgulanarak, risklerin azalmasının değil, alınabilecek önlemlerin azalmasının söz konusu olacağı belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ece Güneş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalya3t.com/hastanelerin-cok-tehlikeli-statusunden-cikarilmasina-itiraz</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalya3tcom.teimg.com/crop/1280x720/antalya3t-com/uploads/2024/05/burdur-hastane.jpg" type="image/jpeg" length="13170"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
