KIYAM YA HACI!

Adı ‘‘tam’’, gerçeği ‘‘kısmi’’ olan 17 günlük kapanma sürecindeyiz. Sorunlu başladı, sorunlu olarak sürüyor; ne kadar yarar, ne kadar zarar getireceğini kestirmek zor.

Şöyle ki!..

Kapanma kararı açıklanır açıklanmaz, virüslü mü sağlıklı mı olduğu belirsiz, milyonlarca kişi yer değiştirdi. Öncelikli olarak korunup virüsten arındırılması gereken turizm yöreleri, bu hareketlilikten en çok nasiplenen yerler oldu.

Tam bu sırada hiçbir hukuksal (anayasal ve yasal) dayanağı olmadan İçişleri Bakanı çıkıp bu sürede alkollü içki satışının da yasaklandığını açıkladı. Açıklamaya kamuoyundan yoğun tepki geldi. Omurgalı bazı hukukçular ile meslek odası başkanları bu karara karşı çıktı.

30 Nisan günü öğle saatlerinde bazı tüketici derneklerinden kararın kaldırıldığı duyuruldu. Yasak, akşam saatlerinde bu kez bazı illerde valilikler kanalıyla yeniden konuldu. Son yasaktan nasiplenen illerden biri de Antalya.

Ajanslara baktım; Antalya’da içki satışı yasağı, BBC Türkçe ve Sputnik Türkiye’nin önemli haberleri arasında duyurulmuş. Bunlardan biri Batı’nın, diğeri Rusya’nın yayın kuruluşu… Türkiye’nin, özellikle Antalya’nın iki önemli turizm pazarı…

Yasak kararı ilk açıklandığında, ‘‘Türkiye’de alkol yasaklandı’’ türünden haberlerle dünyada konuşulmaya başlanmıştı. Valiliğin yasak kararı, işlemin sağlaması oldu… Antalya imgesindeki (imaj) çizik, tedavi edileceğine daha da derinleştirildi…

Bütün bunlar olup biterken, Antalya iş dünyasının temsilcileri sessizliğe gömülmüş görünüyor! Kapı arkası görüşmeler, konuşmalar yapılıyorsa bilmem. Kamuoyuna yansıyan, umut veren bir çıkışları yok!.

Sözüm otelcisinden tur operatörüne, tarımcısından sanayicisine, lokantacısından tüccarına tüm iş dünyasının temsilcilerine…

Bu ilde yaşayan herkesin ya kasasında, ya kesesinde, ya kursağında turizmden lokma var… Antalya imgesindeki her çizik, turizmde kayıp demek.

ATSO, ATB, Antalya ESOB, AKTOB, SAYD, POYD, TÜRSAB Temsilciliği gibi meslek örgütleri başta olmak üzere, sivil toplum kuruluşları niye sessiz. Biliyorum, meslek örgütlerinin yasalarla sınırları çizilmiş görevleri var. Ancak sorumluluklarının sınırları bu görevlerin çok ötesine taşıyor…

İş yapıp para kazandıkları yörenin taşından toprağından, havasından, suyundan; en az bunlar kadar da uluslararası görünümünden sorumlular… Söz konusu sorumluluk, böylesine gereksiz, boş, yıpratıcı, vitrini dağıtan kararlara karşı çıkmalarını gerektiriyor.

TÜİK verileri üzerinden Antalya’yı konuşup, çek senet protestolarını anlatıp, vergi ötelemeleri ve kredi için kapı aşındırmakla görevleri bitebilir ama sorumlulukları bitmez.

Bu kuruluşların hukukçuları, bu kararı çoktan yargıya taşımış olmalıydı…

Çünkü bu keyfiyetin gelecek dönemlerde daha da genişletilip ramazan yasaklarına ve başkaca kısıtlamalara dönüşmeyeceğinin güvencesi yok!

Ya şimdi ayağa kalkarsınız ya oturduğunuz yerlere çivilenirsiniz!

Bu arada ‘‘Bekara boşanmak kolay gelir’’ diyenler olabilir. Evliliğin yükünü taşıyamayacak olan evlenmeyecek!..

ÖNEMLİ NOT: ‘‘Kıyam’’, sözlükteki anlamları arasında yer alan ‘‘ayaklanma, başkaldırma’’ anlamı hariç olarak kullanılmıştır…

YORUM EKLE

banner20