banner9

KİŞİSEL İKBAL HESAPLARI

Antalya İl Başkanı Nusret Bayar, Kılıçdaroğlu’nun “istifa et” çağırısına uymadı ve MYK kararı ile görevden alındı.

Aldığım bilgilere göre, İl Yönetiminin tamamının da görevden alınması MYK’da görüşülmüş ancak sadece İl Başkanının görevden alınması uygun bulunmuş.

Olayın bu şekilde sonuçlanacağı çok önceden belliydi zaten.

Çünkü Bayar’ın seçildiği günden bu yana ya istifa etmesi ya da görevden alınması sürekli olarak gündemde tutuldu.

Hemen her gün Genel Merkeze Nusret Bayar’la ilgili doğru ya da yanlış birçok şikâyet ulaştırıldı.

Kimin göre Bayar, yetersizdi…

Kimine göre kendi iradesini kullanamadı…

Kimine göre “Ümit Uysal’ın” kuklasıydı…

Kimine göre birçok önemli olayla ilgili süreçleri yönetmekte becerili olamadı…

Artık kimin ne dediği çok önemli değil.

Ama bir şeyi çok net;

“Nusret Bayar, özellikle Muhittin Böcek ve Ümit Uysal arasındaki rekabetin kurbanı olmuştur.”

Ve bu rekabet devam ettikçe –ki, edeceğinden kuşkum yok- ister kongrede seçilsin, ister atamayla olsun, göreve gelecek il başkanının başarılı bir yönetim izleyeceğinden kuşkuluyum.

En küçük bir olayı ya da davranışı, sözü subjektif olarak yorumlanıp bu iki başkandan birisinin yandaşı haline getirilecektir.

Böyle bir durum karşısında yeni il başkanı tüm çabasını “öyle olmadığı” yönünde harcayacak, iktidarın faaliyetlerini eleştirmeye ve CHP lehine kamuoyu oluşturmaya ne zamanı ne de enerjisi kalmayacaktır.

Kulislerde birçok yorumlar havada uçuşuyor…

Kimileri, iki başkanın arasındaki rekabetin örgüte daha fazla zarar vermemesi için dışarıdan bir “partili abinin” il başkanı olması gerektiğini seslendirirken, kimileri buna şiddetle karşı çıkıyor, yeni il başkanının yönetimin içinden birisi olması gerektiğini ifade ediyorlar.

Elbette doğru olan “il yönetiminin kendi içinden birisini il başkanı olarak seçmesidir.”

Çünkü bir kongre geçirmiş ve 1 yıldan fazla süredir birlikte çalışan ekibin üzerine dışarıdan birisinin il başkanı olarak atanması öncelikle yönetimin içe kapanmasına ve kendi yeterliliklerini sorgulamalarına yol açar.

Bu da partiyi iktidar mücadelesinde ciddi zaafa uğratır.

Ancak bu olay bir başka şeyi de gündeme yeniden getirdi.

Muhittin Böcek’in hastalanması sonrası yerine kimin geleceği tartışmalarından, Nusret Bayar’ın görevden alınmasına kadar geçen sürede yaşananların tamamı “parti örgütünün kişisel ikbal hesapları için kullanılması” esasına dayanmaktadır.

CHP siyasi parti olmasın rağmen yaşanan çatışmaların, rekabetin, çelişkilerin içinde hiçbir şekilde “siyaset” yoktur.

Üzülerek belirteyim ki, partililer “siyasi tercihlerle değil, kişisel yakınlıklarla ve çıkar birlikteliği ile” birilerinin yanında yer alıp gerilimi daha da tırmandırıyorlar.

Şöyle söyleyeyim; “Aile Sigortasını” nedir diye sorsanız on partilinin dokuzu “bunu hiç duymadım der” ama Muhittin Böcek’i, Ümit Uysal’ı anlat derseniz, yakın gördüğünü ballandırarak, rakip gördüğünü de zehir zemberek anlatır.

Bu nedenle yeni göreve gelecek olan İl Başkanı, belki yeni olmasından dolayı verilecek opsiyondan dolayı bu gerilimi bir süre dondurabilir ama söndüremez.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Cumhur UTKU
Cumhur UTKU - 1 ay Önce

Kasaba siyasetinin ve parti içi demokrasinin ne demek olduğunu özetlemişsiniz.

banner20

banner21

banner19