GELENEKSEL KÜLTÜRÜMÜZ VE SİSTEMİMİZ GENÇLERİN GELECEĞİNİ KARARTIYOR

Üniversiteye giriş sınavında milyonu aşkın aday arasında ilk birkaç bin arasına girmiş, 6 yıl tıp fakültesi okumuş, sonra TUS sınavına girerek zor bir bölümde yüksek ideallerle uzmanlık için asistanlığa başlamış başarılı bir gencin ülke için değerini açıklamaya sanırım gerek yoktur. Zor bir dönemde 40 saat uyumadan günde 70-80 hastayla tek tek ilgilenen, arada ameliyat yapan ya da yardımcı olan, hafta sonu veya bayram tatili olmayan bu insanların çalışma koşullarını, askeri bir hiyerarşi içinde nasıl ezildiklerini az kişi bilir. Tıp bayramları kutlanır, TTB toplantıları yapılır, toplumsal bilinç gibi büyük sözler edilir, ama bu sorun birkaç yazı ve demecin dışında konuşulmaz.

Aslında bu yalnızca bir alanda, bir meslekte yaşanan bir sorun değil. Ne yazık ki ülkemizde eğitim ve unvan almak insan sevgisi ve saygısı, uygar davranış kültürü kazandırmaya yetmiyor. Temel insan haklarının kurumsallaşmadığı sistem, güç ilişkilerinin esas olduğu, iyi ve yetenekli insanları ezen çağdışı bir makinaya dönüşmüş durumda. Dünyanın geldiği düzey, çağın kurumsal yönetim ilkeleri ülkemize uğramıyor, ulusal ve uluslararası akreditasyon sistemleri sahte bir belge olmanın ötesine geçmiyor.

Geleneksel kırsal kültürde birey yoktur, büyük aile veya grup üyesi vardır. Değersizlik duygusuyla yetişmiş insanların kendisinden güçlü olanlara boyun eğmesi, güçsüzleri ezerek mutlu olması doğaldır. Ülkemizde güç, statü, unvan merakının mezar taşlarında bile görülmesi de bundandır. Türkiye’nin yetişkin kuşakları, değersizliği ilkokuldan itibaren öğrenmişlerdir. Ancak genç kuşak daha kentli, çekirdek aile içerisinde daha fazla sevgi ve değer verilerek yetişiyor ve çalışma yaşamına girdiğinde birdenbire insanın değerli olmadığı, çağın kültürüne aykırı, aşırı hiyerarşik-otoriter, rütbesizlerin ezildiği bir toplumsal düzenle, iş ortamıyla karşılaşıyor. Türkiye, bir kültür devrimi gerçekleştiremezse gençlerine ve geleceğine yazık edecek.

Genç hekimlerin sorunları, ülkemizin iyi yetişmiş gençlerini yitirdiği sistemin çarpıcı bir örneği. Geçen yazımda kalkınmanın ne olduğunu, ne olmadığını yazmaya çalışmıştım. Kalkınmanın insanın özgür ve değerli olmasıyla başladığını tekrar edeyim.   

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa kazım aydın
Mustafa kazım aydın - 2 ay Önce

Hocam yazdıklarınızı aile olarak birebir yaşadık. Tek çocuğumuz, "burada egolar ve ayak oyunlarıyla uğraşmayacağım" dedi, istiayı verdi, tüm teklifleri de elinin tersiyle itip gitti...

Şükrü Erdem
Şükrü Erdem @Mustafa kazım aydın - 2 ay Önce

Maalesef çok yaygın, kamu-özel sektör her yerde olan ve önemi anlaşılamayan bir sorun

banner20

banner21