banner9

2021 UMUT YILI!

Yılbaşı akşamı, hazır evde oturmuşken eminim çoğunuzun düşünceleri 2020’de yaşadıklarınıza doğru uzanmış, Mart’ta iptal edilen İTB Berlin Fuarı’ndan sonra kronolojik sırasıyla tüm yaşadıklarınız daha dün yaşanmış gibi gözlerinizin önünden geçmiştir.

Önce bizde vaka yok savunması, sonrasında hava sahamızı bir aylık süre için kapatma, bu iş kısa süre içinde düzelir anlayışı, 28 Nisan’da tekrar her yere uçarız planları, hepsi suya düştü. Ardından tüm alışkanlıklarımızı birdenbire yok eden kısıtlamalar. Yeme- içme, sosyalleşme, sokağa çıkma yasakları, evden çalışma, hiç çalışmama, çalışmadan biraz daha az olsa da aylık alma, işten çıkarma yasağı, toplanma ve toplantı düzenlerinin değişmesi, kısacası çalışma ve yaşam şeklimizi yeniden düzenledik, alışkanlıklar yerini yeni alışkanlıklara bıraktı. 15 Haziran’da Almanya, Türkiye uçuşlarını açar beklentisi ve derin bir hayal kırıklığı, imdadımıza İngilizler yetişince umutların yeşermesi. Rusların 10 Ağustos kararı gelen en iyi haber oldu. Ukrayna inanılmaz bir performans gösterirken Almanlar turizm destinasyonlarımızı açmış olsa bile artık hayal kırıklığını tamir edemedi.

Bazı alışkanlıklarımızdan vazgeçmek istemediğimiz de oldu, Virüse meydan okumak istercesine... Kısacık ömründe özgürce yaşamak istiyor insan. Ancak; diğer tarafta da kalleşçe pusuda bekleyen üzerimize sıçrayıp yapışmak için bir düşman fırsat kolluyor.

Bütün bu psikoloji içerisinde yaşamaya devam etmeye çabalıyoruz. Bir tarafta ölüm tehlikesi bir tarafta “Vazgeçmeden” yaşayabilmek. İnsanlara bu tehlike altında seyahat etmeyi mümkün kılmak tatil yaptırabilmek büyük bir işti. Bulaşmaya karşı önlem alınmaya çalışıldı ama insan öylesine yaşamaya tutkun ki kuralları ve düzenlemeleri pek dikkate almadı, almış gibi yaptı. Şimdi artık dünyanın elinde bir silah var, turizmle ilgili kaynak ülkelerimizde başladı ve bizde de aşılama başladı başlayacak. Yeni teknoloji ile üretilen aşıların soğuk zincir sorunu, bunu kullanacak ülkelerin hızlı bir şekilde nüfuslarını bu silah ile donatamayacağını gösteriyor.  Geleneksel yöntem aşının ise kolay ulaştırılıyor olması bu sorunu ortadan kaldırıyor. Üretim süresi daha yavaş olduğundan bu aşıda da kısa sürede sayısal yeterliliğe ulaşmak zor görünüyor. Yani kısacası 2021 hoş geldi, bize bir silah getirdi. Ancak; daha işin başında olduğumuz da bir gerçek.

GÖRÜNEN O Kİ;

2021 Belirsizliklerin Belirliliklerden Daha Fazla Olduğu Bir Yıl Olacak.

 Mobiliteye yönelik kısıtlamaların bizde ve hangi ülkede ne zaman nasıl düzenleneceğini bilmiyoruz. Mutasyona uğramış yeni virüs ile ilgili veriler henüz toplanabilmiş değil. Aşının dışında Corona’ya karşı doğrudan geliştirilmiş etkili bir ilaç henüz yapılamadı. Aşılama sürecinde 2021 yılının sonunda dâhi, ülke nüfuslarının tamamının aşılanmasının henüz tamamlanmamış olacağı bilinmekle beraber toplum bağışıklığının sağlanmasının ne zaman olacağı henüz belirsiz. Uluslararası trafiği etkileyecek olan bu belirsizlikler 2021 turizm yılına da damgasını vuracak.

Bizde de sokağa çıkma yasağı uygulamaları, restoran, kafe ve barların kapalı olması virüsle mücadeledeki başarı oranına bağlı olacağından neyin ne zaman ve nasıl olacağı belirsiz. Kısa Çalışma Ödeneği uygulaması 2’şer ay uzatılıyor. Asgari ücret, KDV ve Konaklama Vergisi uygulamaları belirlendi. Döviz kurlarındaki aşırı iniş çıkışlar, turizm sektöründe kullanılan mal ve hizmetlerdeki enflasyon oranlarının ne olacağı, bütçe yaparken zorlaştırıcı faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dış Siyaset arenasında yaptırım tehditleri, özellikle de Joe Biden yönetimi sonrası oluşacak politikalar, Brexit’ten dolayı belki de ikili ticaret anlaşmalarının olumlu etkileri, Rusya ile ikili ilişkiler, Suriye, Libya, Mısır ve ona bağlı hareket eden Arap ülkeleri ile ilişkiler…

Bütün bunlar ve saymadığımız daha birçok etkenden dolayı önümüzde aylık, haftalık belki de günlük manevralarla geçireceğimiz bir turizm yılı olabileceğini bilmeliyiz. Bütçe, plan ve programları esnek modelleme yöntemi ile yürütmeliyiz.

Bütçe demişken, turizm sektörünün finansal sorunları konusunu bir sonraki yazımızda ele alacağız.

KİMLER GELİR?

Erken rezervasyon döneminin ilk 2 ayında az rezervasyon gelir, Mart’tan itibaren sayısal artışlar olabilir. Erken rezervasyon döneminde karar verenlerin, aşılanmışlardan, geçen yıl seyahat etmiş korkusuzlardan ve de hastalığı geçirmiş olanlardan oluşacağını varsayabiliriz. Beklentilerimizi oluştururken geçen yıl bize gelenlerin bir kısmının “Zorunlu” olarak, başka yere gidemedikleri için bize geldiklerini de tabi unutmamalıyız, yani hesap kitap yaparken dikkat.

Korkusuzların sayısı artmaz onlar zaten geçen yıl da seyahat etti. Aşılanacak insan sayısını ve hastalığı sağlam kalarak geçirecek olanları da hesaba katarsak mevsimin ilk aylarında seyahat sayılarının artacağını ve Haziran’dan itibaren güneş ve deniz cazibesi ile seyahatlerin iyice artacağını göz önüne alarak ilk 5 ayın, başlangıçta daha zayıf ama gelişerek yükseleceğini, Haziran’dan itibaren ise oldukça iyi bir seviyeye ulaşacağını düşünebiliriz.

Ana kaynak ülkelerimizdeki Rusya, Almanya, İngiltere gibi ülkelerde aşılama çalışmalarının ilerleyecek olması ve aşı teminini kendi ülke kaynaklarından sağlamış olmalarından dolayı “Yarınlara” güvenle baktıklarını görmekteyiz. Bu bakış, seyahat ve tatil özlemini en üst seviyeye çıkmasına yardımcı olacaktır. 2019’un %75’ine ulaşmak hayali bir hedef olmayacaktır.

Ülkemiz yönetiminde de bu anlayışın kendine yer bulmuş olduğunu görmekteyiz. KDV’nin %1 olarak Haziran’a kadar uygulanacak olması, Kısa Çalışma Ödeneği’nin Haziran’a kadar uzatılabileceği kanunu gibi düzenlemelere bakıldığında bu saptamamızın devlet katında da öngörüldüğünü söylemek yanlış olmaz herhalde.

Kısa Çalışma Ödeneği’nin Haziran başında bitirilmesi beraberinde bir riski de getirecektir. Bu durumda tüm oteller açılacaktır ve yatak arzı talepten daha fazla olacaktır. Turizm sektörü sabırlı ve soğukkanlı hareket etmeli fiyatları ile oynamamalıdır, rezervasyon akışı geç olabilir bunun bilincinde olmalı ve hizmet fiyat ilişkisindeki kaliteyi ayakta tutmalıdır. Fiyatı ile oynayan kaybeder.

NASIL BİR TURİZM?

Uluslararası turizm hareketinin bir aşı karnesine bağlanacağı günler yakın bence. Aşı karnesi veya biyolojik pasaport, şifre veya kod adına ne derseniz deyin sınır geçişlerinde istenecektir, dünya bu yöne doğru gidiyor. Kimlik kayıtlarımız, parmak izlerimiz dışında bir de sağlık bilgilerimiz her yerde kopyalanacaktır.

“Müşteri – Maske – Mesafe” üçlemesi 2021’de de tüm uygulama alanlarında devam edecek, bunu bugünden söyleyebiliriz. Güvenli Turizm Sertifikası uygulamaları devam edecektir. Virüsle mücadeleden elde edilen deneyimlere bakarak belki bir kez daha gözden geçirilip güncellenebilir.

ÇOK DEĞERLER KAYBETTİK

Çaresizliğin en acımasız yüzünü gördük. Doktorlar, tıbbi imkânların, ilaç veya cihazların yetersizliğinden dolayı kimin yaşamaya devam etme hakkı olduğu konusunda karar vermek, iki hayat arasında tercih yapmak zorunda kaldılar. Hasta yatağında son nefesinde yanında olamadığımız, vedalaşamadığımız yakınlarımız oldu. Sevdiklerimizi, dostlarımızı, meslektaşlarımızı kaybettik, son yolculuklarına bile uğurlayamadıklarımız oldu, nur içinde yatsınlar.  

Bugüne kadar “Umut” sözcüğünün anlamını çok düşünmemiş olabiliriz, içimizdeki beklenti var ya, işte Umut o. Bu güçlü duygu olmadan insan yaşayamaz, yaşam yolculuğunda hep bir umut vardır, gerçekleşmesini beklediği, belki yarına varmak için lokomotif…

            Ne kadar çok belirsizlik varsa o kadar çok umut besliyoruz. 2021 yılının umutlarınızın gerçekleşeceği bir yıl olması temennisi ile yeni yılınız kutlu olsun.

YORUM EKLE

banner20

banner21

banner19