YAZIK OLUR ALTIN PORTAKAL’A

Size bu yıl 58.si yapılacak olan Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin “ Ulusal Film Yarışması” ile ilgili yönetmelikte yapılan değişikliklerden bahsetmek istiyorum.

Yönetmelikler genellikle ortada beklenmedik gelişmeler, zorunluluklar olmadan değişmezler. Hele temel kurallarının öyle her yıl değişmesi ancak yönetmeliklerin “büyük zaaflar” taşıması halinde vuku bulur. Uygulamaları kolaylaştıracak teknik değişiklikler ise her zaman yapılabilir ve “esası”  bozmadığından dikkat te çekmez.

Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Yarışma Yönetmeliği ise iki yıl önceden bildiğiniz gibi,  yarışma sürerken bile değiştirilerek ciddi bir “gaf” yapmıştı.

Bu sene “gaf”ı da geçmiş,  yazboz tahtasına dönmüş.

Bakın şu üç değişikliğe, hak verip vermemek size kalmış.

Birinci önemli değişiklik;  artık ulusal yarışmaya başvuran filmler bir “ön jüri/değerlendirme kurulu “ tarafından seçilmeyecek. 

17) Yarışacak filmler sanatsal yeterlilik ve yarışma yönetmeliğine uygunluk açısından değerlendirilerek Festival Yürütme Kurulu ve Danışma Kurulu tarafından belirlenir. Yarışmaya en fazla 12 film seçilecektir.”

Sözü geçen “Ulusal Danışma Kurulu” web sitesinden öğrendiğimize göre sinema sektörünün   haberci,  programcı ve film eleştirmenleri gibi kültürel, sosyal uzantılarından  oluşmaktadır. “Festival Yürütme Kurulu” ise ne yönetmelikte ne de festivalin web sitesinde tanımlanmış değildir! Belediye yönetimi temsilcilerinin festivale başvuran filmleri değerlendirecek   uzmanlığı olmadığına göre, olsa olsa başta festival direktörü ve ekibinden oluşmuş olmalıdır.  

Antalya Film Festivallerinin geçmiş elli yedi yılı içinde,  az sayıda başvuru olduğu yıl/yıllar hariç her zaman başvuran filmler sinema profesyonellerinden kurulan bağımsız ön jüriler tarafından değerlendirilmiştir.  Zaman zaman organizasyon yetkililerinin ön jüriye “sızarak” elemeleri etkiledikleri olmuştur. Ama bu yapılan kesin biçimde yarışmaları tek elden kontrol etme manevrasıdır.  Üstelik aynı kural belgesel ve kısa filmler yönetmeliklerine de konmuştur!  Bu değişikliğin anlamı “kayırmacılık” ve “oto sansür” e kapı sağlam bir kapı açmaktır!

Yarışmalı organizasyonlarda,  organizasyonu yapanlar yarışmaya katılacakların seçimini kendileri yapmaz, alanının uzman insanlarını toplayarak seçimleri onlara yaptırırlar. Bu “etik” bir kuraldır. 

Festivallerin, üstelik yüksek para ödüllü yarışmalarının “tarafsız, saydam, adilane” geçmesini temin etmek böylece ödüllerin de itibarlı olmasını sağlamak festivallerin ilk amaçlarından biri olmalıdır. On beş yıl kadar önceye kadar ön elemeler/ değerlendirmeler festival yöneticileri tarafından değil, hatta çeşitli sinema kuruluşlarından davet edilen yönetmen, yapımcı, senarist, oyuncu, görüntü yönetmeni,  müzik insanı, akademisyen gibi meslek insanlarınca saptanırdı. Hala birçok ulusal festivalin yarışmalarında bu kurala uyuluyor. Sözgelimi bu yılın Adana”Altın Koza” sında da  ön elemeler için festival organizatörlerinden oluşmayan bir ön seçici kurul var.

Ayrıca Sanatsal Etkinlikler Komitesi (SEK) ‘nin geçmiş yıllarda yayınladığı “Ulusal Film Festivalleri İlkeleri” ni  içeren metni de festivallerin yarışmalı bölümlerinde tüm jürilerin mesleki uzmanlıkları olan ve bağımsız kişilerden kurulması öneriliyor.

Bugün sinema çevrelerine sorduğunuzda büyük çoğunluk festivallerin yarışma bölümlerinin “güdümlü” ve “hakkaniyetten uzak” yönetildiğini söylüyorsa boşuna değildir.  Çünkü iki yıl öncesine kadar Adana Altın Koza’ da ve birkaç yıldır İstanbul Film Festivali’ nde  bu “tekelci”  yaklaşımlar  sürdürülmektedir. Sözgelimi bu yıl İstanbul Film Festivali’nin belgesel bölümünde “politik olarak uygun bulmadık” ifadesiyle bir belgesel film festival yönetici tarafından yarışmaya alınmamıştır.

İkinci önemli değişiklik “ulusal film” tanımını alt üst etmektedir.

“Türkiye filmi” tanımından “yönetmeni veya yapımcılarından en az biri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan film” anlaşılır.”

Bu yönetmelik değişikliği ile Türkiye’deki bütün ulusal film yarışmalarında kullanılan resmi belgelerde ifade edilen “Türk filmi sayılma” kuralları bir çırpıda kaldırılıp festival yürütmesine ; küçük te olsa yapımcıların biri T.C. vatandaşı veya yönetmeni Türk olan bir “yabancı film” i  Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması” na katmasına olanak tanımaktadır. Böylece  “Uluslararası Yarışma” bölümü de olan Altın Portakal’da  yabancı filmler de “Ulusal Yarışma” ya katılıp görece yüksek para ödüllerini paylaşabilecektir!

Konuyu açalım: “ Ulusal Yarışma” nın temel özelliği yerli film sektörünün yapımlarını  ödüllendirmek, motive etmektir. Ulusal film sektörüne destektir.

Dolayısıyla, yönetmeni Türk te olsa başka bir ülkenin film sektörü tarafından üretilmiş filmlerin katılmasını düşünmek abestir.

Yapımcılarından birinin Türkiye Cumhuriyeti  vatandaşı olduğu “ ortak yapım” filmlerde ise bazı resmi kurallar vardır; Yerli yapımcının bazı durumlarda %5 pazı durumlarda %10 yapımcı payının bulunması ve Sinema Genel Müdürlüğünden “ortak yapım belgesi” almış olmak gibi. Veya film “ Sinematografik Ortak Yapım Avrupa Sözleşmesi” ne uygun bir ortak yapımsa bütün ortak ülkelerde “yerli film” kabul edileceğinden  ulusal yarışmalara katılabilir. Bu koşullar Sinema Genel Müdürlüğünün resmi web sitesinde yönetmelik ve sözleşmeler bölümünde mevcuttur.

Türkiye’deki tüm ulusal film yarışmaları yönetmeliğinde bu kurallar yazılıdır.

Peki Altın Portakal ne yapmak istiyor?  Basit; yönetmeni Türk bir yabancı filmi, ya da Türk ortağı ne ölçüde ortak ve filmin ne ölçüde yerli olduğu belirsiz bir yabancı filmi “Ulusal Yarışma”ya sokmak istiyor.  Bu gayret niye? Antalya Film Festivalleri yıllarca ulusal sinema sektörüne destek olmakla övünmedi mi?

Üçüncü ve son olarak;  ödül kazanan filmlerin para ödülünün “yapımcı ile yönetmen arasında paylaştırılması” maddesi başka bir isabetsiz karardır.

 Yapımcılar filmlerin mali risklerini sırtlarlar ve her zaman “filme verilen” ödül yapımcıya verilir. 

Hele Türkiye gibi yapımcıların türlü finansal zorluklar içerisinde film yaptığı bir ülkede pratik koşullar bile bu ilkeye çok iyi denk düşmektedir.

 Ayrıca yarışmada “En İyi Yönetmen” için paralı bir ödül var. O da para ödülünü yapımcıyla mı paylaşsın?

Yönetmelikte yaptığınız bu üç değişiklik bir arada düşünülürse ulusal yarışmaların para ödülleri pekala “yabancı yapımcılar” veya “yabancı yönetmenler” ce  kazanılabilen ödüller olacaktır ki bundan Türkiye Sinemasına ne fayda sağlanacaktır?

Eminim ki bu yeni değişiklikler Altın Portakal’a yarar sağlamayacak ve birçok tartışma ve itiraza yol açabilecektir. Sonunda değiştirilecektir de!

Bütün bunlar neden oluyor peki?

Çünkü festivalle yerli sinemacılar arasında gerçek bir ortak çalışma / danışma zemini kurulamıyor. Festival sahipleri ( Sadece Antalya değil.) ulusal sinema ile ilgili program ve yarışmalarda neden sinema kurumları ile birlikte  çalışılmadığını ve bu “tekelci”liği sorgulamalılar.

           Aydın Sayman

 Not: Bu yazının son satırları yazıldığı sırada Altın Portakal’ın söz konusu ettiğim yönetmeliklerinin resmi web sitesinden kaldırıldığını fark ettim. Umarım bu iyiye işarettir.

YORUM EKLE

banner20

banner21