Yatırım, yer, zaman ve Antalya!

Yoğun ve yorucu gündem arasında dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni yılda peş peşe köprü, tünel ve yol açtı. Eskiden açılışları toplu yapardı, bayağı bir gümbürtülü olurdu. Yeni yıla her hafta bir açılışla başladı. Yeni taktik olabilir mi bilmem; ‘‘Durgunluk, kriz miriz yok’’ havası için…

2 Ocak’ta, Malatya ile Elazığ arasındaki mevcut yolu 1 kilometre kısaltan Yeni Kömürhan Köprüsü ile bağlantı tüneli ve yolları açıldı.  Açılışta ‘‘köprü, tünel ve yolların 16 il için geçiş noktası’’ olduğu, ‘‘turizm ve ticaret merkezlerine ulaşımı kolaylaştırarak bölgenin ve ülkenin gelişimine katkı sağlayacağı’’ söylendi.

9 Ocak’ta da Diyarbakır'ı Elazığ'a bağlayan, Ergani yolu üzerindeki Devegeçidi Köprüsü ve bağlantı yollarının açıldı; Erdoğan video konferans yoluyla şunları söyledi:

"Bu köprü ve bağlantı yolları sayesinde Diyarbakır ve Elazığ başta olmak üzere tüm şehirlerimizdeki ulaşım konforlu, hızlı hale gelecektir. Vakitten ve akaryakıttan da önemli tasarruflar sağlanacaktır."

Tabii ki bunları okuyunca beni bir gülmedir almadı…

Gözümde Antalya kıyı şeridinin trafiği canlandı. Alanya’dan Kemer’e, bizzat yaşadığım, serbest yürüyüş havasındaki trafik akışını düşündüm.

Türkiye’yi besleyebilecek gizilgüce (potansiyel) sahip ve ülkenin turizm başkenti olan Antalya’daki ulaşım zavallılığı ile verilen sözler geldi aklıma.

Mesela Devegeçidi ve Yeni Kömürhan köprülerinden yılda kaç araç geçiyor olabilir. Alanya’nın içindeki çevreyolunda bir saatte harcanan yakıt, Yeni Kömürhan Köprü ve tünelleri ile ne kadar sürede tasarruf edilebilir.  Veya Serik Antalya arasındaki bir saatlik trafik sıkışıklığındaki yakıtı, Devegeçidi Köprüsü ne kadar sürede çıkarır. Hafta mı, ay mı, yıl mı…

Sahil boyundaki iç ulaşımda yaşanan sorunların yanında bir de dış bağlantı konusu var.

Akdeniz kıyı şeridi yılda milyonlarca turist ağırlıyor, milyarlarca dolar gelir sağlıyor. Doğru düzgün ulaşım ağı yok. 15-20 kilometre mesafedeki turizm merkezlerinden şehir merkezine gidip gelmek bir azap.

Kıyıdaki turist, ‘‘Bir de Konya, Kapadokya yapayım’’ dese, seçenekler yok denecek kadar sınırlı ve tehlikeli.

Binali Yıldırım’ın birinci Ulaştırma Bakanlığı döneminde (2002-2013) Antalya-Alanya arasına hızlı tren ve otoyol, Antalya’dan İç Anadolu’ya hızlı tren müjdeleri verilmiş, ‘‘projeler hazır’’ denilmişti.

Kendisi kaç koltuk değiştirdi; başbakanlık koltuğuna oturdu, Meclis Başkanı oldu, başbakanlık tarihe karıştı… Sahilde hareket yok! Hızlı trenler ve oto yol hayal olarak kaldı...

Yanlış anlaşılmasın. Bu yazıdaki amaç, Elazığ’a, Diyarbakır’a ya da ülkenin başka yerine yapılan bir hizmeti eleştirmek değil; öncelikteki hatayı vurgulamaktır.

Temel iktisat derslerinde öğretilen ve iktisat biliminin temel kuramları arasında yer alan ‘‘verimlilik’’ (yatırım optimizasyonu) diye bir şey var. Şöyle örneklendirilir:

‘‘Yılda bir fabrika yapma gücünüz var, beş fabrika yapmanız gerekiyor. Beşine birden başlarsanız, beş sene sonra beş fabrika ile üretime başlarsınız. Dört fabrikaya yapılan harcama beş yıl yatmış olur.

Ancak birinci yıl bir tanesini ve en kısa sürede üretime geçirebileceğinizi yaparsanız, o çalışırken ikincisine başlarsanız, hem üretime hem de fabrika yapmaya devam edersiniz. Kazandığınız para ile inşaatı hızlandırır, üçüncü sene sonunda beş fabrika ile birden üretim yapar hale gelirsiniz.’’

Yatırımda öncelik hatası, kaynak israfıdır. Buradaki durum da budur. Öncelik, ‘‘bölge ve ülke ne kazanır’’ değil, ‘‘bizimkiler ne kazanır, bize ne kadar oy getirir’’ bakışı ile belirlenmiş gibidir.

Yatırım planlanırken iş ve aş üretecek, ülkeyi zenginleştirecek alanlara öncelik verilir; konfor arkasından gelir.

Ülkenin döviz darphanesi gibi işleyen Antalya sahilinde güvenli ve kolay ulaşım ağını kuracak; yine güvenli ve kolay ulaşımla sahili iç bölgelere bağlayacak, turistik hareketliliği sağlayacaksın.

Antalya’da sabah otelinden çıkan turist çevre illeri günübirlik ziyaret edebilecek. Örneğin Konya’da Mevlana’yı ziyaret edip, tandır kebabı yiyip akşama geri dönebilecek; ‘‘Denize ara verip bir de Kapadokya yapayım’’ diyebilecek.

Bu, sahilde daha fazla zenginlik üretilmesi, zenginlikten komşuların da sebeplenmesi, devlet kasasına daha çok vergi girmesidir. Sonrasında nerenin eksiği varsa giderilir.

Ancak…

Öncelik hatası yaparsanız, vatandaş Elazığ’dan Malatya’ya biraz daha rahat ve (yol 1 kilometre kısaldığı için) 45 saniye erken gelir. Sonra da işsizlik ve aşsızlıktan dertlenir…

YORUM EKLE