VIP OLMAK: CEHENNEM BİZ MİYİZ, DİĞERLERİ Mİ?

Önsöz

3t'nin t'lerine gelmeden önce a'dan başlamamız gerekiyor, a'dan başlayarak harf harf, sözcük sözcük, kavram kavram sil baştan okumazsak, ne 1 ne de 3t'yi başarabiliriz. 

Güncel

Avcılık-toplayıcılık kültürü mirası, güç-otorite arzumuzu, havalimanlarında "VIP" salonlarını kullanma hevesimizi kamçılıyor ve tartıştırıyor. Bilinçaltını denetim altına almak gerçek bir bireysel-toplumsal bilgi-bilinç gerektiriyor olmalı, olmayınca sürükleniyoruz.

Dijital popülizm “internet fenomenleri”ni, sanatsal, akademik, siyasi şöhretleri moda haline getirebiliyor.  Trump gibi günlük psikolojiye karşılık gelen şöhretler yönetmiyorlar, popülist dalganın temsilcisi olarak gösteri işlevlerini yerine getiriyorlar, bu arada demokrasiyi de işlevsizleştiriyorlar.

Bir ekonomik kriz ne kadar derinse toplumsal kriz de o kadar derin olur. Avcı-toplayıcı kültüründen gelen ayrımcılık, nefret ve linç kültürü, yıllardır var olan “Suriyeli karşıtlığı”nı tekrar azdırmış görünüyor. Suriye’de ne olduğunu, o insanların göçünün nasıl organize edildiğini, yıllardır nasıl yaşadıklarını, bazı illerde düşük ücretli-kayıtdışı istihdam için yerleşmelerinin teşvik edildiğini bilmeyen, sorgulamayan insanlar, onları nefretlerinin güncel nesnesi yapıyorlar.  Popülizm de kökendeki nefret duygusunu değil, o kadim duygunun güncel nesnesini konu edinerek, büyüyeceği belli olan sorunun önünü iyice açıyor.

Dünyaya mülkiyet, tapu, para, güç, şöhret gözlüğüyle bakanlar, ABD’de Trump, İsrail’de Netanyahu olup, duvarlar örerek nefret tohumları ekiyor, aslında insanlığı yok ediyorlar. Yazık ki, çoğu kez en yoksullar da kendi cehennemlerinin taşlarını döşüyor.  

Dünya kimin?

J. Attali iyi bir "entelektüel" ve durmadan yazıyor:

13.7 milyar yıl önce "Büyük Patlama",

4.5 milyar yıl önce, dünyanın oluşması, ondan birkaç yüz milyon yıl sonra su,

 -(eksi)4.1 ila -3.8 milyar yıllar arasında suyun içinde ilk canlılar,

-2.2 milyarda çok hücreli canlılar,

-1.8 milyar yılda süper kıta Nuna,

-700 milyonda süngerler, sonra deniz anası,

-445 milyonda buzullaşma, karbondioksit kaybı ve ilk kitlesel yok oluş,

-440 milyonda atmosferde oksijen ve yaşamın yeniden doğuşu,

-420 milyona doğru yosunlar ve ilk balıklar,

-380 milyon civarı oksijen kaybı ve ikinci kitlesel yok oluş,

-350 milyonda deniz dışına çıkan hayvanlar-sürüngenler, sonra timsahgiller, dinozorlar,

-252 milyonda yeni buzullaşma ve üçüncü yok oluş,

-230 milyonda ilk memeliler,

-200 milyonda denizde değişim ve yanardağlarla küresel ısınma ve dördüncü yok oluş,

-180 milyon civarında her kitlesel yok oluştan sonra olduğu gibi, yaşamın daha güçlü çıkması-biyoçeşitlenme,  

-100 milyonda kıtaların ayrılmaya başlaması,

-65 milyonda Meksika civarına göktaşı düşmesi ve beşinci yok oluş (dinozorların sonu), sonra primatlar, daha sonra Afrika maymunları,

-30 milyonda küresel soğuma, deniz ve okyanuslar düzeyinin 100 metre kadar düşmesi, bazı türlerin kıtalar arası geçişleri, 

-20 milyon evrimin hızlanması, -7 ila -5 milyon arasında insansı tür, açık arazilerde yaşayanların ve et yiyenlerin gelişmesi, -2.8 milyonda Homo habilis gibi türler,

-2 milyonda Afrika'dan çıkarak Çin'e vs. gelme ve Homo erectuslar, bu dönemde keskin kenarlı çakmak taşlarla avlanma, soğuktan korunma için ilk korunaklar, ateşin bulunması değil, kullanılması,

 -800 ve -500 bin yıllar arasında H. erectusların yayılması ve değişimi, Avrupa ve Asya'da ölülerini cenaze töreni yaparak, yiyecekleri ve eşyalarıyla birlikte gömen neandertaller, Afrika'da H. sapiensler, -250 bin yıl önce sapienslerin kıyılara doğru göçleri ve -150 bin yıl civarı kabileler halinde Avrupa ve Asya'ya yayılmaları, sapiens sapienslerin gelişimi ve neandertallerin yok olması veya dönüşmesi,

-60 ila -50 bin civarı içi oyulmuş ağaçlardan kayıklar ve sallar,

-40 bin civarı denizler düzeyini 60 metre kadar düşüren buzullaşma, Japon adalarına ve Alaska'ya geçişler ve daha sonraki dönemde Güney Amerika'ya doğru iniş, dünyada 5 milyon civarında insan,

-15 binlerde tarım ve köylerin ortaya çıkması, evcil hayvanlar, keten, bakır, bronz, çömlekçilik, ticaret, yelkenli gemi, daha sonra tekerlekli araba, 

-4 ila -3 binlerde kent devletleri, -2 binlerde ilk imparatorluklar, -1370'ler Mısır'da tek Tanrı düşüncesi...                                                                                                                                                                                                                                                                                                       

Bu kısa öykü “ezeli”, “ebedi” gibi sözcükleri anlamsız kılmıyor mu? 10-15 bin yıllık tarım ve yerleşme kültürü insanı ne kadar değiştirdi? 10 bin yıldır evcilleşen kediler karınları tok olsa da fareleri avlıyorlar, genetik miras binlerce yılda değişmiyor. Kaldı ki, bir de yerleşmeye henüz çok yeni geçmiş, avcı-toplayıcı çağ genetik mirasının güçlü olduğu, insanlığın durumu ve geleceğiyle değil, “VIP” kavgalarıyla meşgul insan toplulukları var.

Attali'nin son yazısının başlığı "Cehennem Diğerleridir" (Hell is Also Other People), sanırım Sartre'a atıf ve bir anlamda utanmanın başkalarının varlığından kaynaklanan bir duygu (elden utanmak) olmasından hareketle, cehennemin diğer insanlarla birlikte yaşamak olduğunu ifade ediyor.

Burada utanma, bilinç, vicdanla ilişkili.  Dünyanın öyküsü de aslında insan olmanın ancak bunlarla anlamlı olduğunu gösteriyor. Vicdan kavramı hızlı geçilmemeli, bizde onur kavramı çok yazılmamış, ama vicdan üzerine iyi yazılmış.

Sonsözü A. Şenel'e bırakalım: "insan, yeryüzünün, acıma duygusuna (vicdana) sahip ve bu yolda en yüksek değerler yaratıp, en değerli tepkiler verebilen tek canlısıdır. Hangi yanının ağır basacağı, toplum ve yönetim biçimlerine, kültürel evrimsel koşullara, egemenlerin politikalarına ve kolektif eylemlere bağlıdır. Bu durumda yapmamız gereken, insanın biyolojik evrimsel kazanımını (“sınırsız bellek ve çağrışım” yetisi ile “empati” yetisini) empati yeteneğine dönüştürmektir".

https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2015/10/01/vicdandan-arda-kalan/

YORUM EKLE

banner20

banner21