Ukrayna işgali gibi olaylar ahlak sınavlarıdır

Ukrayna işgali, savaş olarak büyük bir savaş değil, sivil kayıpları henüz sınırlı, Latin Amerika’da, Asya veya Orta Doğu’da olsa bu denli ilgi de çekmezdi. Bununla birlikte büyük bir hukuk ihlali olduğu açıktır. İşgal karşısında ülkemizdeki suskunluk ve kaçamak açıklamalar ahlaki açıdan rahatsız edicidir.

Ukrayna’da NATO yayılması, ABD’nin Rusya’dan daha beter işler yapmış olması, Avrupa’nın ben-merkezciliği, Suriye’de gözümüzün önünde yaşanan ve kayıtsız kaldığımız yıkımın daha büyük olması gibi hiçbir gerekçe suskunluğu meşrulaştırmaz. İktisatçılarımızın yalnızca ekonomik kayıp hesabı yapması, “Sivil” Toplum Kuruluşları’mızın Rusya’dan gelecek turist hesabıyla susması insanlık adına doğru değildir. Ülke çıkarı, jeopolitik, ekonomik çıkar hesapları ahlakın üzerinde tutulamaz.

İnsanı hayvanlardan farklılaştıran küçük özellik bilgi olmalı; akıl, vicdan, bilinç, ahlak hepsi bilginin farklı ifadeleridir. İnsan ve toplumlar, dönem dönem, insan olma ve insanlıktan çıkma arasında gidip geliyor, tarih bu gelgitlerin tarihidir. İçgüdülerin, öz-çıkarın ve güç tutkusunun, aklın ve vicdanın önüne geçtiği zamanlarda insan, insan olmaktan çıkıyor. İnsanlık, öz-çıkarı, gücü, şiddeti sınırlandırdığı ölçüde, yıkımlardan çıkarılan bilgiyle, gücü ve şiddeti sınırlayan yeni kurumlar ve yeni sistemlerle gelişiyor.  Sistem tıkandığında, bilgi ve ahlak üretimi durduğunda insanlıktan çıkma dönemi başlıyor.   

Günümüzde dünyada ekonomik ve siyasi güç kutuplaşması nedeniyle akıl ve ahlak üretimi durdu, toplumlar güç kavgasıyla yaşayan grupların bilinçsiz kölesi haline geldi. ABD, 1930’ların Almanya’sına, Rusya’sına, Japonya’sına göre daha ilerici bir güçtü, bu niteliğini tek güç olduğunda yitirdi. ABD’nin Vietnam, Latin Amerika, Türkiye, Irak, Suriye ve diğer örneklerde açtığı yoldan bugün daha gerici bir güç olan Rusya yürümektedir, yarın daha gerici bir güç olan Çin yürüyecektir. Dünyada daha iyi yeni bir gücün, insanlığa ilham verecek yeni bir düşüncenin olmadığı gerileme, yani insanlıktan çıkma dönemindeyiz. Bu insanlıktan çıkma dönemi, bütün güçleri tüketen bir yıkım, yeni bir ahlak ve daha ilerici yeni bir güç doğurana kadar sürecektir.   

Ukrayna işgalini kınamak insanlık görevidir, ama elbette yeterli değildir. Suriye, Ukrayna örneklerini engellemek için kentlerde, ülkede, dünyada ekonomik, sosyal, politik, askeri güç dengesizliğini engellemenin gerekli olduğu konuşulmalıdır. Güç birikimi, eşitlik ve özgürlük temelli hukuk ve demokratik siyasi sistemlerle önlenmeli, denetim altında tutulmalıdır. İnsan, insan olma iddiasındaysa her yerde hukuk, eşitlik ve özgürlük ilkelerine sahip çıkmalı ve bunun mücadelesini vermelidir.

Türkiye, Ukrayna işgalinden ekonomik kazanç da sağlayabilir. Irak, İran, Suriye örnekleri bu yönde olmuştur. Ancak, bu tür kazançlar kısa dönemlidir, uzun dönemde yozlaşma daha fazla kayıp yaratır. Bir ülkeyi, bir kenti ihracat, turist sayısı değil, hukuk, eşitlik, özgürlük, bilgi ve ahlak üretimi geliştirir. Ahlak zaten dilimizde yok, artık bilginin ne olduğunu bildiğimizden de emin değilim. Yine de halen toplumsal liderlik iddiasında olanların ahlaki öncülük sorumluluklarını hatırlatmış olalım.

YORUM EKLE

banner20