Umarız devlet, çiftçiye bir eliyle değil, iki eliyle sarılır

ÖZEL RÖPORTAJ: 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü'nde Antalyalı çiftçiler devletten bayram müjdesi bekliyor... Koronavirüs salgınında açıklanan destek paketlerinden umduklarını bulamayan çiftçilerin gözü 14 Mayıs'ta...

Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, devletten bedava bir şey beklemediklerini, çiftçinin alın terinin emeğinin karşılığını alması için destek istediklerini söyledi. Alp, "Çiftçiye tarım yap diyeceksin, mazotu bilmem kaç liradan satacaksın. Tarım yap diyeceksin, elektrik faturalarını önüne koyacaksın. İki ay elektrik borcunu ödeyemezse elektriğini keseceksin. Şu an Antalya'da elektrik borcu olmayan çiftçi yok. Her 100 çiftçiden 85'inin elektrik borcu var. Biz istiyoruz ki, elektrik borçlarını çiftçi yılda iki kez ödesin. Coronavirüs salgınından sonra yapılan toplantıda Bakan'a söyledim; çiftçi borçlarının 3 ay değil, en az 1 yıl faizsiz olarak ertelenmesini talep ettik. Umarız bu salgından sonra çiftçiyi bir gözüyle gören devletimiz iki gözüyle görmeye başlar, çiftçiye iki eliyle sarılır"

Türkiye'de tarımın en önemli sorunlarının belki de başında plansızlık geliyor... Bu yıl domatesin para ettiğini gören çiftçi kendi bildiğine göre gelecek yıl domates ekimine yükleniyor ve elde kalıyor... Ya da başka bir sebze de aynı şekilde plansız ekim dikimin faturasını hem çiftçi ödüyor, hem tüketici... Bunu önlemenin yolu da kurulacak güçlü üretici birlikleri, tarım kooperatiflerinden geçiyor.. Ancak aşılamayan engel ne ise, o aşılamıyor ve üretici birlikler, kooperatifler aracılığıyla planlı tarıma geçilemiyor. Kooperatiflerin ya da birliklerin önündeki engel ne?

Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp'e göre sorunun özeti; devlet çiftçisini organize edip bir türlü sahaya süremiyor. Üretici birliklerin yönetmelikleri hala çıkmadı.. Ziraat Odaları ile çiftçiler arasında bu planlamanın neden yapılamadığını ise Alp, şöyle anlattı; "Şimdi biz çiftçiye bu yıl domates ekmeyin patlıcan ekin deriz. Çiftçi bizim sözümüzle ekim yapar, o yıl da patlıcan para etmez, atıyorum biber domates para eder... Çiftçi sizin yüzünüzden zarar ettim, zararımı karşılayın bakalım dediği zaman,, bizim yanımızda bir para makinesi olması lazım... Biz Ziraat Odaları zaten çiftçilerin verdiği aidat, bağışlarla ayakta duruyoruz."

Üretici birliklerinin ise çiftçide büyük heyecan yarattığını, hevesle çiftçi kaydı yaptıklarını söyleyen Nazif Alp, sonra neden yarım kaldığını da şöyle anlattı;

"5 yıl önce devlet, üretici birliklerini kurdurdu. Birliği kurarken öyle hevesli kurduk ki sormayın... 10 günde bin çiftçi kaydettik. Neden işlemedi peki, bunun yönetmelikleri çıkmadı. Birliklerin yönetmelikleri çıkmadı. Devlet babaya dedik ki; birliği kurduk ama yola çıkarken para lazım. Mesela lojistik depolarımız yok yapılması lazım. Çiftçinin malını alıp pazarlayabilmemiz için para lazım. Bize para verin, verdiğiniz paranın da kontrolü yine sizde olsun... Biz yine devletimize parayı geri ödeyelim. Devletimizden para gelmedi. Sözleşme yaptığımız tüccarlara da mal veremedik, işimiz sekteye uğradı. Ve çiftçi de malını halde bekleyen komisyoncuya götürmek durumunda kaldı. Bizim tarımda derhal ürün desenine gitmemiz lazım."

Türkiye'de artık babadan kalma usulle yapılan şapkalı tarımın bittiğini daha bilinçli ar-ge çalışması yaparak üreten genç donanımlı bir çiftçi profilinin de geliştiğinin altını çizen Nazif Alp, Antalya olarak 83 milyonun gıda ihtiyacını sırtlamaya hazır olduklarının altını çizdi.

Güncelleme Tarihi: 14 Mayıs 2020, 10:15
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER