Tarımı dışa bağımlı hale getiren iktidar gıda fiyatlarından yakınıyor

Sıfır gümrük vergileri ve teşviklerle ülkeyi tarımda dışa bağımlı hale getiren iktidar, şimdi de fiyatlardan yakınıyor. Çiftçinin kredi borcu 130 milyar liraya ulaştı. İcralık olan çiftçi tarlasını, traktörünü sattı. Türkiye yüzde 30’luk payla en çok ithalat yapan ülke oldu.

Tarımı dışa bağımlı hale getiren iktidar gıda fiyatlarından yakınıyor
banner24

Cumhuriyet'te yer alan habere göre sıfır gümrük vergileriyle, teşviklerle ülkeyi tarımda dışa bağımlı hale getiren AKP, şimdi de bu politikaların sonucu olan gıda fiyatlarının yüksekliğinden yakınıyor. Oysa fiyatlardaki artışın temel nedeni uygulanan bu yanlış politikalar. Para kazanamayan çiftçinin banka ve kooperatiflere milyarlarca lira borcu var. Ucuza ürün tüketemeyen yurttaş ise markete para yetiştiremiyor. Harcamayı kredi kartı ile yapıp bankaya borçlanıyor. Devlet yeterli denetimi yapmıyor. Tarımda kâr tamamen şirketlere ve aracılara kalıyor.

ÇİFTÇİ BORÇ BATAĞINDA
Artan gıda fiyatları, salgın nedeniyle zaten geliri düşen yurttaşın bütçesini sarsarken, diğer yandan ürününü ucuza satan çiftçi ise borç batağında yüzüyor. Çiftçinin kullandığı banka kredileri 130 milyar TL’ye yaklaştı. Tarım kredi kooperatiflerinin kullandırdığı kredilerin tutarı da yaklaşık 9 milyar TL. Borcunu ödeyemeyen çiftçi takibe düşmemek için başka bankalardan yüksek faizle aldığı kredilerle borcunu kapatmaya çalışıyor. İcralık olan çiftçi, tarlasını, traktörünü satıyor. Yurttaş ise artan gıda fiyatlarıyla başa çıkabilmek için banka kredisi ve kredi kartlarına biraz daha yükleniyor. Bir süre sonra borç ödenemiyor. Bireysel takip borçlularından halen borcu devam eden kişi sayısı tüketici kredilerinde 2.3 milyon kişi. Bireysel kredi kartlarında ise 2.4 milyon kişi.

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Baki Remzi Suiçmez, tarımda planlama yetersizliğinden arz talep dengesinin sağlanamamasına, girdi maliyetlerinin yüksekliğinden dışa bağımlılığa, kuraklık ve salgından dünyada fiyatların yükselmesine kadar birçok sorun bulunduğuna dikkat çekti. Zincir marketlerin fiyatları belirleyip yönlendirdiklerini, bu tekelci yapının mutlaka kamu tarafından denetlenmesi gerektiğini belirten Suiçmez, fiyatı arttığı için eleştiri konusu olan ayçiçeğindeki duruma dikkat çekti. Suiçmez, şunları söyledi: “Ayçiçeği konusunda ülkemiz zaten hem tohum hem yağ konusunda dışarıya bağımlı. 2002’den 2020’ye kadar ithalat miktarı 8.5 kat artmış durumda. Dünya ithalatının yüzde 30’u ile birinci sıradayız. ABD Tarım Bakanlığı’nın tahminlerine göre de ithalat oranımız yüzde 37’ye kadar çıkacak. Dünyada kuraklığın da etkisiyle ayçiçekyağına olan aşırı talep nedeniyle ağustosta ton başına 390 dolar olan fiyat, kasımda 605 dolara kadar çıktı. 2016’da 382 bin ton yağlık ayçiçeği tohumu ithalatı yapılırken, 2019’da 1.1 milyon ton ayçiçeği tohumu ithalatı yapıldı. Ayçiçeğinde kendimize yeterlilik oranımız yüzde 66.4. Üretim eksiğimiz var.”

‘İTHALAT YANLIŞINA DÜŞÜLDÜ’
Suiçmez, üretimin artırılması, desteklerin zamanında verilmesi, planlamada ayçiçeğine öncelik tanınması, girdi maliyetlerinin düşürülmesi, kredi faizlerinin aşağıya çekilmesi gerektiğini vurguladı. Tüm bunları yaparak çiftçinin üretmesini sağlamak yerine çözüm olarak ithalat yanlışına düşüldüğüne işaret eden Suiçmez, 5 Kasım’da ayçiçeği ithalatında gümrük vergisinin sıfırlandığını, 25 Kasım’da ise ayçiçek yağında yüzde 36 olan gümrük vergisinin yüzde 3’e indirildiğini anımsattı.

‘FİYATLAR BÖYLE DÜŞMEZ’
Fiyatların düşmesini beklerken yüzde 50 arttığına dikkat çeken Suiçmez, “Vergileri sıfırlayarak içeride yağ fiyatları düşmez. Salgın ve kuraklık nedeniyle daha pahalı ithalat yapmak zorunda kalırız. Gıda fiyatları da düşmez. Üreticimiz kazanamaz. Tüketicimiz ucuz yağa ulaşamaz. Bizim içeride üretimi artırmamız lazım” dedi. Buğdayda, soyada, mısırda da durumun aynı olduğunu anlatan Suiçmez, bu ürünlerin aynı zamanda yem maddesi olarak kullanıldığını, fiyatlardaki artışın otomatik olarak et, yumurta ve süt fiyatlarını artırdığına vurgu yaptı. 

“Çiftçinin eline geçen para artmıyor” diyen Suiçmez, çayır ve meraların önemine işaret etti. Son olarak maliyetlerin yüksekliğinden şikâyet eden üreticilerin çağrısı üzerine Biyogüvenlik Kurulu’nun mısır ve soyada GDO’lu hayvan yemine izin verdiğine işaret eden Suiçmez, bunu da yanlış bulduklarını söyledi. Suiçmez, “Yanlış devam ettiriliyor. Çiftçinin kazanması, tüketicinin ucuza ürün alması sağlanamıyor. Ana kâr şirketlere gidiyor. Zincir marketlere, aracılara gidiyor. Kamu yeterli denetimi yapmıyor. Alanı özel sektöre bırakıyor. En önemli sorun bunlar” dedi. 

Gıda fiyatlarını “dışalımla terbiye etme” anlayışının ülkeyi birçok üründe dışı bağımlı hale getirdiğini belirten Suiçmez, kendi çiftçimizden esirgenen desteğin başka ülke çiftçilerine verilmeye devam ettiğini söyledi. Suiçmez, “Ülkemizde önceki yıllarda olduğu gibi pandemi sürecinde de yapısal sorunları çözmek yerine ‘yerli ve milli’ söylemi dışında maalesef yerli üretimi ve üreticiyi korumaya yönelik somut ekonomik desteklere dayalı üretim seferberliğine yönelik kamucu tarım politikaları uygulamaya konulmamaktadır” dedi.

ZEYTİNYAĞINDA DURUM NE?
Türkiye, zeytinyağında üretici ülkelerden birisi. Ancak diğer ürünlerde olduğu gibi zeytinyağında da en az kazanan yine çiftçi. Yıllardır üretici, zeytinyağını maliyetinin çok altında düşük fiyattan sattı. Bu yıl ise çiftçi zeytinyağını 20-25 liradan satıyor. Çok daha düşük fiyattan yağı alan tüccar da var. Market raflarında ise zeytinyağının litre fiyatı 30 liradan başlıyor 50 liraya kadar çıkıyor. Çeşitli adlar altında daha yüksek fiyattan satılan da var. Sonuç olarak çiftçi yine kazanamıyor. Kazanan, şirketler ve aracılar oluyor.


 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner20

banner21