'Çiftçi her şeye rağmen üretti, ama satamadı'

ÖZEL RÖPORTAJ:Ziraat Mühendisi Vahap Tuncer, çiftçinin ayakta durabilmesi için üçlü desteğe ihtiyacının olduğunu söylüyor; Birincisi bakanlık düzeyinde planlama, o planlamayı sahada hayata geçirecek güçlü kooperatifler üretim birlikleri, bir üçüncü dayanak ise tarım sigortası.... Türk çiftçisinin bu üçlü destekten mahrum kaldığının altını çiziyor... Vahap Tuncer son günlerde Antalya halinde tanık olduğu ve kendisini yaralayan bir olayı da Antalya 3T Gündeme değerlendirdi;

banner5

Bursa'da can kayıplarıyla sonuçlanan ve çiftçinin ürününe büyük zarar veren sel felaketi, Ramazan ayında Akdeniz bölgesinde yaşanan aşırı sıcaklar değişen iklim koşullarıyla birlikte yaşanan Coronavirüs salgını çiftçinin zaten zor olan üretimini daha da zorlaştırdı.... Bu zor koşullarda her şeye rağmen üretimini yapan çiftçi, bu kez ürününü ya satamadı ya da çok ucuza elden çıkarmak zorunda kaldı...kazanamayan çiftçi neden üretim yapsın?

"Antalya halinde karpuz 25 kuruşa düşmüş durumda... çiftçi satamıyor. Durum böyleyken bazı ulusal kanallarda bir haber yayınlanıyor; 'Bu mevsimde karpuzun tadı şeker gibi, iddiaya göre çiftçi karpuza şeker enjekte ediyor' karpuza şeker enjekte edildiği gibi absürd yayınlar var.. çiftçiye felaketlerin vurduğu yetmiyor, bir de böyle haberler çıkıyor... İşin tekniğinden her şeyden vazgeçtim.. Bakın şekerin kilosu 6.5 lira, karpuzun kilosu 25 kuruş. Hangi çiftçi kilosu 6.5 liradan şeker alıp, 25 kuruşa sattığı karpuza enjekte eder? Çiftçiler bu kadar özürlü değil, kimse kusura bakmasın."

Türkiye'de sıcak, sel, hastalık, dolu gibi felaketlerden çiftçi neden hep zararla çıkıyor, tarım sigortası neden işe yaramıyor? Tarım sigortasından çiftçilerin yüzde 20 sinin ancak faydalanabildiğini, yüzde 80 çiftçinin tarım sigorta kapsamının dışında kaldığını belirten ziraat mühendisi Vahap Tuncer, nedenlerini şöyle anlattı;

"Çiftçinin yüzde 80'ni tarım sigortasından faydalanamıyor. Birinci neden çiftçi kayıt sistemindeki sorunlar. Tarım alanlarının tapu kayıt sistemlerinde çok ciddi bir sorun var. Bir kısmı 2B arazisi, bir kısmı hazine arazisi... Tapulu arazi bulmakta sıkıntı var. İkinci bir sebep; Tapulu tarım arazisi olsa bile, bizdeki miras hukuku nedeniyle, bir tarlanın üzerinde 3-5 kardeşin hissesi var, dolayısıyla kimin üzerinde olduğu da belli değil. Çiftçi de sigorta yaptırmakta sıkıntı yaşıyor. Ve bir diğer önemli neden; tarım sigortasının kapsamı yetersiz..."

Geçtiğimiz Ramazan ayında sıcak havalardan dolayı narenciye çiftçisinin yaşadığı zorlukları, mağduriyeti dile getiren ziraat mühendisi Vahap Tuncer, sıcak hava dalgasının bugüne kadar sigorta kapsamında olmadığını hatırlatarak şu değerlendirmeyi yaptı;

"Bu sıcaklarda narenciye ağaçları ciddi zarar gördü. Ürün rekoltesinde yüze 70-80 lere varan kayıplar var... Bu ne demek? Gelecek yıl Türkiye yurt dışına limon ihracatı yapamayacak demektir.. Bu aynı zamanda ürün kaybını gören çiftçinin daha fazla bakım yapmayacağı ve narenciyede meyve kalitesi düşecek demektir. Narenciye pazarında daralma olacağından dolayı,, tüketici de narenciyeyi önümüzdeki yıl daha pahalıya tüketecek demektir. Tarım Bakanlığı'nın aldığı tedbir ne? Bakanlık bu sene sıcaktan zarar gören narenciye çiftçisinin zararını karşılamak yarasını sarmak yerine,, dedi ki 'gelecek yıl TARSİM sıcak zararını sigorta kapsamına alacaktır.' Peki sigorta yaptırabilen çiftçi ne kadar? yüzde 20, zarar gören yüzde 80 çiftçinin zararını kim nasıl karşılayacak? Kaldı ki çiftçide artık sigortaya para yatıracak durumda da değil...

Tarım sigortasından yeterli destek alamayan çiftçi,Vahap Tuncer'e göre kooperatiflerden çiftçi kuruluşlarından da yeterli destek bulamıyor. Çiftçi kooperatiflerini, üretici birliklerinin gelişmesini istemeyen bir yapı olduğunu ve bu yapının direncinin kırılamadığını söyleyen Tuncer,, kiraz da yaşanan durumu örnek verdi;

"Kiraz önemli bir ihracat ürünümüz... Ancak salgından dolayı oteller lokantalar kapalı, benzer durum yurt dışından da var...pazarlar kapalı, ihracat sıkıntılı... Isparta kirazını gelip giden tüccarlar değil de, çiftçi kooperatifleri üreticiden direkt satın alsa, Antalya pazarında 5-6 liraya satsa, hem üretici hem tüketici kazansa olmaz mı? Elbette olur ancak bunu istemeyenler var... Türkiye'de tarımın kamu eliyle planlanması ve yönlendirilmesi gerekiyor. Gelişmiş Avrupa ülkelerinde böyledir. Tarımda kooperatifler ve üreticiler söz sahibidir. Çiftçi ürününü satın alacak tüccar arayıp gezmez, ya da tüccarın insafına terkedilmez. Ürünler kooperatifler üzerinden pazarlanır ve satılır.. Bizde de şimdi bazı çiftçi birlikleri kooperatifleri kuruluyor, iki yıldır bir hareketlenme var... Ancak daha yolun çok başındayız."

Güncelleme Tarihi: 26 Haziran 2020, 00:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner8