Saadet Partisi “Particik” Değildir

Siyasi partilerin Antalya il başkanlarıyla yapığımız söyleşilerin üçüncüsünü “Saadet Partisi İl Başkanı Ramazan Düzen” ile gerçekleştirdik. Düzen’e Cumhurbaşkanının Asiltürk ile yaptığı görüşmeyi, Cumhur İttifakına nasıl baktığını, Millet İttifakındaki yerlerini, CHP ile olan ilişkilerini, seçim barajının nasıl etkilediğini, Saadet Partisinde bir ayrışma yaşanıp yaşanmayacağını ve Büyükşehir Belediyesinin Antalya’yı yönetip yönetemediğini sorduk. Sorularımıza açık yüreklilikle ve inandıkları biçimde cevaplar aldık.

Saadet Partisi “Particik” Değildir
banner24

“Tayyip Bey, bundan iki yıl önce 17 Şubat 2019 tarihinde şöyle demiş. “Adı Saadet olan Particik.” Bizi o zaman nasıl küçümsediğini bu ve buna benzer beyanatları Saadet Partililer asla unutamaz. Erbakan Hocamızın terbiyesini almış ama sonra ona sağlığında rakip olmuşlar onu üzmüşlerdir. Bunları unutmamızı kimse bizden beklemesin.”

“Biz siyaseti de ibadet aşkı ile yapan, doğruları söyleyen ve bunu nezaket çerçevesinde yapan, yanlışları da uyarıcı olarak ileten partiyiz. İmtihana tabi tutulduğumuz bilincindeyiz.  Siyaset bizim olmazsa olmazımızdır. Bir başka ifade ile bize göre “siyaset peygamber mesleğidir.” Yeryüzünde siyasetle meşgul olmayan hiçbir peygamber gelmemiştir.”

***

  • Cumhurbaşkanının, Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ü ziyaretinden sonra Saadet Partisinin, Millet İttifakından ayrılıp Cumhur İttifakına katılacağı yönünde yoğun tartışmalar yaşandı. Partinizin bu konuda şu andaki duruşu nedir?

İttifaklar meselesi AK Parti ile MHP’nin seçim ve seçim sonrası için aralarında böyle bir anlaşma yapmalarıyla gündeme geldi. Haliyle muhalefet partileri de kendi aralarında böyle bir ittifak sürecini başlattı. Bir konuyu burada açmak isterim. Uyum yasaları konusunda bir çalışma başlattık.

  • Uyum yasalarından kastınız nedir?

Efendim, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçtikten sonra bu sistemin sağlıklı yürüyebilmesi için Partimizin Genel Merkezi tarafından uyum yasaları ile ilgili bir broşür hazırlandı. Ben Antalya’da bu broşür kapsamında bütün siyasi parti il başkanlarıyla Vali, Belediye başkanlarıyla konuyu görüştüm. Bu çalışmamızda bir konu üzerinde ağırlıklı olarak durduk.

  • Hangi konu?

Dedik ki, kaldırın yüzde 10 barajını böylece hiçbir parti ittifak içinde girmez. Erbakan Hocamızda aldığım terbiye ve nezaket gereği Saadet Partililer, Milli Görüşçüler hangi ittifakta olurlarsa olsunlar sadece kendi partilerine oy verirler. Millet İttifakında olduğumuz halde de seçmenlerimiz kendi partilerine oy verdiler. Hatta biz ittifak içinde olduğumuz CHP ve İYİ Partililerden de oy istedik. Yani bizler ne CHP’ye ne de İYİ Partiye oy verdik, kendi partimize oy verdik.

  • Ama AK Partililer tarafından ileri sürülen bir argüman var. Diyorlar ki, siz yılların Milli Görüşçüsünüz nasıl olurda sola oy verirsiniz?

Bu çok kıymetli bir soru. Arazide “nasıl olurda bu dinsizlerle, solcularla birlikte oluyorsunuz” diye sorulara muhatap oluyoruz. Bu türden sıfatları ben doğru bulmuyorum. Buna ta en başından başlayarak cevap vereyim. Partimizin Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan abimizin başkanlığında Cumhur İttifakı ile görüşmelerimiz oldu. Ancak küçük unsuru MHP şunu söyledi. Cumhur İttifakı iki partiden oluşur, tüzel kişilik olarak iki partiden başkası olamaz. Biz parti listemize Saadet Partisinden kimseyi almayız ama AK Parti isterse alabilir, isterseler dışarıdan destekleyebilirler diye görüş beyan etti.

  • Yani, Cumhur İttifakına dâhil olmak için görüştünüz ancak MHP’nin tüzel kişilik olarak katılmanızı istemediği için olmadı. Peki, MHP bu tavırda olmasaydı Saadet Partisi Cumhur İttifakına katılır mıydı?

Hiç şüphesiz olurdu. Oğuzhan Abi birinci elden bu görüşmeleri yürütüyordu. Tüm çalışmalarımız buna göre yapılmıştı. Hatta görüşmelerde AK Parti heyeti Oğuzhan abinin arkasında namaz kıldılar. Bunlar medyaya da servis edilmişti. Şimdi soru şu; küçük unsur büyük ortağa, “Saadet olmaz” diyor, peki AK Parti bunu neden kabul ediyor? Asıl düşünülmesi gereken nokta burasıdır.

  • Sizce neden AK Parti, MHP’ye boyun eğdi?

Şunun için; Cumhur İttifakında olsaydık, oylar aynı havuza gidecekti. Oyum boşa gitmesin diyen AK Partiye oy veren Milli Görüşçü seçmenler oylar nasılsa havuzda birikiyor diyerek Saadet Partisine oy vereceklerdi. Böylece AK Partinin oyları düşecekti. Bu nedenle bizimle tüzel kişilik düzeyinde ittifak kurmadılar.

  • Uyum yasaları görüşmeleri yaparken seçim barajının kalkması gerektiğini ifade ettiniz? Baraj kalkarsa Saadet Partisi yüzde 2-3 oranını yükseltecek mi?

Gayet tabii. Ağırlığı AK Partide olan ve diğer partilere dağılmış Milli Görüş oyları Saadet Partisine gelecektir. Bakın, baraj kaldırılırsa ortada HDP diye bir parti kalmaz. Yüzde 10 barajı kalkarsa HDP nin aldığı 6,5 milyon oyun büyük çoğunluğu Saadet Partisine gelecektir. Bu insanların dedeleri Selamet ve Refah Partisine, babaları da Fazilet partisine oy vermişlerdir. Daha sonra bu oylar AK Partiye gitti. AK Parti de kullandıktan sonra HDP’ye teslim etti.

  • Baraj kalkarsa HDP’nin oyları bize gelir gibi bir iddianız var. Bu çok ciddi bir iddia değil mi?

Aynen öyle diyorum. Bu arada Gara’da şehit düşen vatandaşlarımıza rahmet diyorum ve buna sebep olan PKK’yı şiddetle kınıyorum ve lanetliyorum. Bu arada HDP denen parti kendisine çeki-düzen vermesi lazım. Karar vermesi gerekir. Terör örgütüyle birlikte mi hareket ediyorsun, yoksa bu terör örgütüyle ilişkinin olmadığı kamuoyuna deklare edecek misin? Bunu behemehâl açıklaması lazımdır.

  • Tekrar şu Milli Görüşçülerin sola oy vermemesi gerektiği konusuna dönmek istiyorum. Solla, Milli Görüşün birlikteliğinin tarihsel kökenleri var. Saadete oy verenler neden CHP ile Milli Selamet Partisinin koalisyon hükümeti kurarak tarihi buluşmaya gönderme yapmazlar?

Elbette o dönem kurulan hükümet Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümetlerinden birisi olmuştur. Kıbrıs Barış harekâtını birlikte yapmışlar, ABD’nin ambargosuna birlikte tavır almışlardır. Bunları asla unutmayız. Ama tarihsel süreçte biz çok çeşitli ittifaklar içinde yer aldık. Aynı dönem Milliyetçi Cephe koalisyonunda da yer aldık. 1991 seçimlerinde MHP ile birlikte seçimlere girdik. Doğruyol Partisi ile Erbakan Hocamızın başbakanlığında koalisyon Hükümeti kurduk. Şimdi de CHP ile yine Millet İttifakı içindeyiz. Ancak dikkatinizi çekerim; biz genel seçimler için ittifakta yer aldık. Yerel seçimlerde tüm illerde ve ilçelerde tek başımıza kendi adaylarımızla seçimlere girdik. Zaten ittifaklarda seçim dönemlerinde görüşülür. Oğuzhan abinin, cumhurbaşkanı ile görüşmesi de bu minval üzerinedir.

  • Hâlâ Cumhurbaşkanının, Asiltürk ile görüşmesinin Saadet Partisinde bir ayrışma yaratıp yaratmayacağı sorusuna cevap vermediniz.

Asla bir ayrışma ve bölünme olmaz. Oğuzhan abi devlet terbiyesi almış, uzun yıllar bakanlıklar yapmış kıymetli bir büyüğümüzdür. Genel Başkanımızın bilge kişiliği, entelektüel boyutu sevgi ve muhabbete dayalı tavırları, kamplaştırmadan, ötekileştirmeden, şeytanlaştırmadan yaptığı beyanatlar ülke sathında saygı uyandırmıştır. Böyle iki güzide insanın önderliğinde Saadet Partisinde asla bir ayrışma olmaz.

  • Saadet Partisinin yüzde 1 ile 3 arasında değişen düşük oy oranına rağmen ittifakların gösterdiği bu yoğun ilgiyi nasıl açıklarsınız?

Biz yüzde 21’leri de yüzde 1’leri de gördük. Biz hiçbir zaman oy oranımıza göre siyaset yapmadık. Siyaseti yapma temelimiz hep aynı kaldı.  Biz siyaseti de ibadet aşkı ile yapan, doğruları söyleyen ve bunu nezaket çerçevesinde yapan, yanlışları da uyarıcı olarak ileten partiyiz. İmtihana tabi tutulduğumuz bilincindeyiz.  Siyaset bizim olmazsa olmazımızdır. Bir başka ifade ile bize göre “siyaset peygamber mesleğidir.” Yeryüzünde siyasetle meşgul olmayan hiçbir peygamber gelmemiştir.

  • İktidar partisi olan AK Partide sizin gibi siyaseti peygamber mesleği olarak mı düşünüyor?

Sanmıyorum. Tayyip Bey önümüzdeki seçimleri kaybedeceğini biliyor. Bu kaybı önlemek için Saadet Partisinin azda olsa aldığı oyların çok kıymetli olduğunun farkında. Bundan iki yıl önce 17 Şubat 2019 tarihinde şöyle demiş. “Adı Saadet olan Particik.” Bizi o zaman nasıl küçümsediğini bu ve buna benzer beyanatları Saadet Partililer asla unutamaz. Erbakan Hocamızın terbiyesini almış ama sonra ona sağlığında rakip olmuşlardır. Bunları unutmamızı kimse bizden beklemesin. Biz bu memleketi marketten satın almadık. Şehit kanlarıyla aldık. Bunda her siyasi partinin payı vardır. Bunun için herkese ötekileştirmeden, ayrıştırmadan barış çağırısı yapıyorum.

· Büyükşehir Belediyesini nasıl buluyorsunuz? Çalışmalarını yeterli buluyor musunuz? Destekliyor musunuz, yoksa eleştiriyor musunuz?

Antalya’da yapılan her şey yakın takibimiz altındadır. Bu şimdi değil, eskiden beri böyle çalışıyoruz. Yapılan çalışmaları çok iyi değerlendiren teknik uzmanlardan oluşan bir ekibim var. Bu arkadaşlarımın çalışmaları ile elde ettiğimiz bilgilerle geçmişte Menderes Türel’i sıkça eleştirdik. Bunların başında Manavgat Suyunun içme suyu olarak getirilmesi projesinin akim bırakması gelmektedir. Cumhurbaşkanımız yanlış bilgilendirildiği için bu proje ne yazık ki iptal edilmiştir. Bunun yerine Antalya’nın içme suyu olarak Karacaören Baraj suyunun getirtilmesi projesi yapılmıştır. Herkes çok iyi bilir ki Karacaören Baraj gölü belki de Türkiye’nin en kirli gölüdür. Oysa dünyanın en temiz üç suyundan birisi olan Oymapınar Baraj suyunu bu halk hak etmektedir.

  • Başkan Böcek’e ne tavsiye edeceksiniz?

Muhittin Başkana Karacaören Baraj projesinden vazgeçmesini ileteceğim bugün. Bu su içme suyu olarak kullanılırsa Antalya halkına en büyük kötülüğü yapmış olur. Ayrıca Büyükşehir uzmanlarının son dönem verilen Sayıştay raporlarını iyi tahlil etmelerini, kanunsuz uygulamaları gözden geçirmeleri gerekir. Bunların takipçisiyiz. Eğer düzeltmeler yapılmazsa bir süre sonra bunları kamuoyu ile paylaşacağız. 

  • Antalya tarım, turizm ve ticaret kenti. Büyükşehre bu üç ekonomik faaliyetlerle destekleri konusunda bir eleştiriniz olacak mı?

2019 yılında 51 milyon turist gelmiş Türkiye’ye. Ortalama 7 gece kalsalar bu 350 milyon gece der. Bunun üçte biri Antalya’da konaklamış. Yani 120 milyon geceleme Antalya’da olmuş. Bu 120 milyon yumurta, domates, süt, et demek yani tarım demektir. Bu kadar güçlü bir ekonomik faaliyetlerin eksiklerini merkezi yönetim gidermiyorsa buna yerel yönetimler sahip çıkacaktır. Bizim Muhittin Başkan başta olmak üzere bütün belediye başkanlarından beklentimiz budur.

  • Sadece bu kadar mı beklentiniz?

Olur mu, çok beklentimiz var ve bunları projeler halinde iletiyoruz. Geçenlerde Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesine gittim. Antalya’yı bisiklet yolları ile donatmalarını ifade ettim. Fatih Mahallesinden Ermenek Mahallesine kadar uzanacak bir bisiklet yolu trafiği ciddi olarak rahatlatır. Bu anlamda “Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç’i takdir ettim.” Çok güzel bisiklet yolları yapmış ve daha da yapacağını ifade etti.

  • Teşekkür ederim

Güncelleme Tarihi: 22 Şubat 2021, 09:02
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner20