Türeci ve Şahin, kanser ve AIDS aşısı için çalışıyor

Dünyanın ilk Covid-19 aşısını geliştiren Alman biyoteknoloji şirketi BioNTech’in kurucuları Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin, mRNA teknolojisiyle AIDS ve kansere karşı aşı geliştirmek için çalıştığını duyurdu.

Türeci ve Şahin, kanser ve AIDS aşısı için çalışıyor

mRNA (haberci veya mesajcı RNA) üzerine çalışmalarına 1990’larda başlayan ikili, 2008 yılında kurduğu BioNTech firmasının gelecekteki hedeflerini ve hangi alanlara daha çok yöneleceğini Euronews’a anlattı.

Uğur Şahin hedefleri konusunda şöyle konuştu: “Şu anda farklı hastalıklara karşı tedavi geliştirme imkanına sahibiz. Elbette bir taraftan da mRNA teknolojisini hastalıklara karşı kullanmak istiyoruz. Verem ve sıtmaya karşı, insanlık neredeyse 100 senedir savaş veriyor. Örneğin şu anda AIDS’e karşı kesin bir tedavi yok. Bu hastalıktan korunmak amacıyla aşı geliştirme çalışmalarımız devam ediyor. Bunun yanında kansere karşı aşı geliştirmeye çalışıyoruz. İnsanların bağışıklık sistemini kansere karşı savaşta geliştirecek bir aşı…”

Özlem Türeci’yse şunlar kaydetti: “Yeni ilaç ve tedaviler geliştirmek için araştırma yapıyoruz. Bizi en çok motive eden şey bu. Bu sayede, geliştirilmesi gerektiğini düşündüğümüz farklı alanlara yatırım yapıyoruz. Daha derinlere inmeli daha geniş bir alana yayılmalıyız. Pandemiye karşı bir şeyler yapabilmek bizim için büyük bir lütuftu. Şimdi mühendislik yöntemlerini tersine çeviriyoruz, bu teknolojiyi ihtiyaç duyulan benzer tedavilere kaydıracağız.”

“Hangi alanlara girmeyi düşünüyorsunuz” sorusu yöneltilen Uğur Şahin şu yanıtı verdi: “Biz geniş bir alanda çalışıyoruz. 500 farklı teknolojide patentimiz var. Gelecekte iki büyük meydan okumayla karşılaşacağız. Bu arada hastalıklar artık daha bireysel hale geliyor. Kanser, otoimmün, alerji bunun yanında yaşlanma gibi farklı hastalıkların kendilerine özgü farklı tedavileri bileşenleri var. Tüm bunlar için aynı tedaviyi uygulamanın doğru olmadığı inancındayız çünkü bunlar farklı hastalıklar.

Her birey benzer hastalıklara yakalansa da durumları birbirinden farklı. Bu sebeple bireysel tedavi yöntemleri geliştirmeli, farklı fikirler bularak yeni teknolojiler geliştirmeliyiz. Örneğin kanser, ya da tıpkı Özlem’in dediği gibi otoimmün hastalıklar, iltihaplı hastalıklar veyahut miyokardi, damar tıkanıklığı… Çünkü şunu anlamakta fayda var, tüm bu bahsettiğimiz hastalıklar bağışıklık sistemiyle alakalı ve biz bağışıklık sistemi uzmanlarıyız. Bağışıklık sisteminin tepkilerini ve nasıl değiştiğini anlamaya çalışıyoruz.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner20

banner21